banner37
banner22

Baysal: Aşı olsak da tedbiri elden bırakmayalım…

banner25

Baysal: Aşı olsak da tedbiri elden bırakmayalım…
banner35

Genetik Uzmanı Prof. Dr. Erol Baysal ülkemizde de yaygın olarak kullanılan Sinovac aşısı ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

Sinovac aşısının birçok ülkede yaygın olarak kullanıldığına dikkat çeken Baysal  “En son resmi açıklamalara göre 31,000 kişinin üzerinde %86 etkinlik kaydedildi. Ayni çalışma Çin'de de yapıldı sonuç %79.34 etkinlik. Bunlar oldukça sevindirici gelişmeler” dedi.

Bilimsel araştırmalara göre Covid-19’un mutasyona uğramaması durumunda 3 yıl daha hayatımızda olacağının altını çizen Baysal, “Özetle bu virüs ile iç içe yaşamayı öğrenmeliyiz. Aşılarımızı alsak da tedbirlerimizden şaşmadan hayatımızı virüse göre şekillendirip adapte olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Erol Baysal’ın yazısı şöyle:

Sinovac'ın güvenirliğini ve etkinliği hakkında bilinenleri ve insanların kaygı ve endişelerini asgariye indirmek dürtüsüyle yine yazmağa karar verdim. Sinovac klinik denemeleri ve kullanımı hakkında dünyanın dört bir köşesinden veriler vardır. Sinovac aşısı birçok ülkede kullanılıyor; Brezilya, Türkiye, Endonezya, Sırbistan, Şili, Filipinler, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Fas, Pakistan, Peru, BAE, Güney Doğu Asya ülkeleri bunlar arasındadır. Sinovac ve Sinopharm aşıları benim yaşadığım BAE'de de kullanılıyor. En son resmi açıklamalara göre 31,000 kişinin üzerinde %86 etkinlik kaydedildi. Ayni çalışma Çin'de de yapıldı sonuç %79.34 etkinlik. Bunlar oldukça sevindirici gelişmeler. Dünya literatürüne belki henüz geçmedi ama önümüzdeki Mart ayında Sinovac firması CoronoVac verilerini DSÖ'ne sunacağını açıkladı. Sabırla bekleyip göreceğiz.

Şu anda KKTC halkının büyük çoğunluğu Sinovac aşısı olmaktadır. Az miktarda BioNTech/Pfizer aşısı dışında halkın başka seçeneği de yok gibi. Fazla gecikmeden şunu da eklemek istiyorum; ben Sinovac'a çalışmıyorum ne de Sinovac firmasından bir maddi veya manevi çıkarım vardır. Bir sağlık çalışanı ve DNA, mRNA konularında bir bilirkişi olarak bildiklerimi, tecrübelerimi KKTC halkıyla paylaşmayı bir görev addediyorum. Elbette BioNTech/Pfizer aşısının %95 etkinliği sevindiricidir ancak aşı yoksa bu halk veya bu devlet bu aşıyı nereden bulacak? Pandemiyi bir tek aşıyla kırabileceğimiz bu noktada KKTC halkının aşısız kalması akıl harcı mıdır? KKTC’nin geopolitik durumunu her zaman göz önünde bulundurarak hareket etmeliyiz. Kararlarımızı o yönde vermeliyiz. Unutmayalım aşılar direk TC'den gelmektedir. Fazla da seçeneğimiz yoktur. AB ile ticari anlaşmalara girme salahiyetimiz de maalesef gerçek dışıdır.

Bilimsel gerçeklilik konusu sosyal medyada çok irdeleniyor. Sürekli bilimin geçerliliğinden söz ediliyor.  Elbette bu genelleme doğrudur ve sadık kalınması önemlidir. Uluslararası sekiz Tıp dergisinin yayın kurullarında görev yapan biri olarak bilimselliğin gerekliliğini ve bilimsel yayınların önemini ve ağırlığını gayet iyi bilmekteyim.  Hacettepe’de yapılan Sinovac klinik çalışmalarında tüm Sinovac denemeleri yapan ülkelerle bir konsesüs sağlanmıştır. Tüm ülkeler ayni protokolü izlemiştir. Bunların detayları kayıtlarda mevcuttur. Dünyanın saygınlığını kazanmış hocamız Prof Dr Murat Akova'nın, bugüne dek 5000 gönüllü üzerinde yaptığı Sinovac çalışmaları da bu protokole uygun şekilde tasarlanmıştır. Şimdi birileri çıkar da bu çalışmaların bilimsel geçerliliği yoktur diyecek olursa bu herhalde inandırıcı olmaz. Emin olabilirsiniz ki Murat hoca verilerini kesinlikle çöpe atacak değil (17 Ocak verileri). Ben şahsen bu verilerin şeffaflığına, uluslararası standartlara uygunluğuna ve doğruluğuna inanıyorum çünkü Prof Dr Murat Akova hocayı çok yakından takip ediyorum. Webinarlarına katıldım. Verdiği online seminerler, sunumlar ve röportajları YouTube de mevcuttur. Erişmek isteyenler Murat Akova ismini girerek bu sunumları bulabilirler.

Aşılar hakkında son bilgileri özetleyecek olursak, Pfizer/BioNTech ve Moderna mRNA aşıları, Oxford AZ Adenovirus aşısı ve Çin'in Sinovac ve Sinopharm aşılarının güvenilir ve etkin oldukları açıklanmıştır. Tüm bu aşılar ACİL KULLANIM ONAYI almıştır. Bu ruhsatlandırılmıştırlar anlamına gelmez. Şu anda tüm aşılar Faz 3 klinik denemelerine devam etmektedirler. Hiçbir aşının Faz 3 çalışmaları bitmiş değildir.  Şu ana kadar Faz 3 klinik denemeleri tamamlanmış hiçbir aşı yoktur. Buna BioNTech/Pfizer, Moderna, Oxford-AZ ve Çin aşıları (Sinovac ve Sinopharm) da dahildir. Hepsi 'ACİL KULLANIM İZNİ' ile Faz 3 çalışmalarını sürdürmektedirler. Bugüne kadar sunulan tüm bilgiler ‘ARA RAPOR’lardır. Yeni mRNA aşıları için NİHAİ RAPORLAR 30-40’binin üzerinde kişi denendikten sonra yayınlanacaktır. Kesin olmamakla beraber, Faz 3 çalışmalarının en az 1 yıl hatta 2 yıl daha süreceği öngörülmektedir. Aşı üretimi yapan firmalar ara raporlarını mutlaka belli aralıklarla kamuoyu ile paylaşacaklardır. ACİL DURUM YOKSA, hiçbir aşı Faz 3 ve 4 denemeleri bitmeden piyasaya sürülemez.

Dünya literatürüne bakılırsa Sinovac gibi eski inaktive tip aşıların Faz 3’lerinin 7-8 bin kişi ile bitirildikleri görülür. Eski tip aşıların güvenli ve etkin kabul edilmesi için 8 bin kişilik bir Faz 3 çalışması yeterlidir. Ancak yeni DSÖ kılavuzuna uygun olarak Biontech/Pfizer, Moderna, Oxford-AstraZeneca gibi yeni tip aşıların klinik çalışmaları 30-40 bin kişi ile yapılmaktadır. Aradaki farkın nedeni ise güvenilirlik olgusudur. Dolayısıyla yeni platform aşılar ucuz, etkili ama vücudun kendi hücrelerini hedef haline getirdikleri için uzun ve kısa vadede çok iyi incelenmesi gerekli aşılar olarak görülmektedir. Uzun veya orta vadedeki sonradan oluşabilecek problemleri öngörememe sorunları tüm aşılar için geçerlidir. 

KKTC’de sosyal medyada ve son zamanlarda birçok TV programlarında BioNTech/Pfizer aşısının sanki de tüm formaliteleri bitmiş, herşeyi tamamlanmış, aşılar arasında en iyi, en etkin, diğer aşılardan daha üstünmüş gibi bir algı yaratıldı. Bu tür aşıların yeni türeyen mutant varyantlar karşısında etkinliklerinin düştüğü de gelen bilgiler arasındadır. Bir gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyorum; maratona henüz yeni başladık, yolumuz daha çok uzun. Bütün bunları BioNTech/Pfizer aşı dozlarını almış biri olarak yazıyorum (aşı benim kendi seçimim değil, bulunduğum sağlık kurumunun kararıydı).

Bilindiği üzere bugün KKTC'DE kullanılan Sinovac aşısının klinik denemeleri, Türkiye’de Hacettepe Üniversitesinde Sayın Prof. Dr. Murat Akova hocamız tarafından yönetilmektedir. Sayın Prof. Dr. Murat Akova hocamızın çalışmalarını yakından takip ediyorum. 17 Ocak itibarıyle 5000 kişi incelendiğini birebir hocamızdan işittik. 24 Aralık 2020 tarihli ilk ara raporunda 1322 kişi vardı. Aradan geçen iki ayda gönüllü sayıları dört kat artmıştır. Hocamıza göre CoronaVac (Sinovac) açısından herşeyin gayet iyi gittiğini paylaşması gelecek için kanımca sağlam bir güvencedir. Sayın hocamız, en son 19 Ocak 2021 webinarında Sinovac aşısında bugüne kadar kayda değer hiçbir ciddi veya kaygı verici bir yan etki görülmediğini kaydetti. Üstelik tek bir hastanın bile hayatını kaybetmemesi sevindirici bir gelişmeydi. Sayın Murat hocamız Sinovac’ın nihai raporlarının 1 yıla kadar yayınlanacağına da değindi. Önümüzdeki süreçte kimsenin kaygı içinde olmamasının ve elde edilen verilerin sevindirici olduğunu katılımcılarla paylaştı. Buna dayanarak ben de KKTC halkına müsterih olmalarını ve Sinovac konusunda ümit verici değerlendirmelerin mevcut olduğu bilgisini paylaşmak istiyorum. 

Bu minvalde özellikle sosyal medyada Sinovac’a hakkını vermeyenlerin (ki bunların sayısı bir elin parmaklarını geçmez), sürekli Sinovac’ın hafif, asemptomatik Brezilya’lı gönüllü gruptan çıkan %50.38 koruyuculuğa odaklanması ve bir tek veri üzerinden ‘bilimsel geçerliliği yoktur’ şeklinde karalamada bulunmalarını da doğru ve etik bulmuyorum. Sayın Prof Dr Murat Akova hocamız Sinovac’ın bugüne kadar elde edilen klinik çalışmalarını aşağıdaki sözlerle değerlendirdi.

PROF. DR. MURAT AKOVA:

“BREZİLYA ÜÇ AYRI SONUÇ BİLDİRDİ.

BİRİNCİSİ %100 KORUYUCULUK; AĞIR HASTALIK YANİ YOĞUN BAKIMA YATIŞI GEREKTİRECEK DÜZEYDE HASTALIK SÖZKONUSU OLDUĞUNDA AŞI %100 KORUYUCU YANİ AŞIYI OLDUĞUNUZ ZAMAN 2. DOZ AŞIDAN 14 GÜN SONRA %100 OLASILIKLA YOĞUN BAKIMA YATMAYI GEREKTİRECEK DERECEDE HASTALIKTAN SİZİ KORUYOR.

İKİNCİSİ %78 KORUYUCULUK; ORTA VE CİDDİ HASTALAR GRUBU. BU DA SİZİ ORTA VE CİDDİ DERECEDE ŞİDDETLİ HASTAKLIKTAN KORUYOR ANLAMINA GELİR. DİĞER BİR DEYİMLE AŞIYI OLDUĞUNUZ ZAMAN %78 OLASILIKLA HASTANEYE YATMANIZI ENGELLİYOR. 

ÜÇÜNCÜSÜ İSE %50.38 KORUYUCULUK; BU YÜZDELİK SİZİ ÇOK HAFİF HASTALIKTAN VEYA BELİRTİSİZ HASTALIKTAN KORUYOR ANLAMINA GELİR. BU GRUPTAKİLER, ASEMPTOMATİK VEYA HAFİF SEMPTOM TAŞIYANLARIN BOĞAZINDAN ALINAN NUMUNEYLE PCR POSİTİF ÇIKANLARDIR. BU GRUPTA ÇOK HAFİF BURUN AKINTISI, HAFİF BAŞ AĞRISI VEYA HİÇBİR ŞİKAYETİ OLMAYAN ANCAK PCR’LARI POSİTİF ÇIKAN KİŞİLER BULUNUR. 

EVET DOĞRUDUR YUKARIDAKİ SİNOVAC VERİLERİ YAYINLANMIŞ DEĞİLDİR VE AYRINTILARINI HALA BİLMİYORUZ. SON GRUPTAKİ %50.38 DÜŞÜK DEĞER, AŞI AĞIR HASTALIKTAN KORUSA DA VİRÜSÜ YAYMAKTAN KORUMUYOR DİYE YORUMLANABİLİR. ANCAK YAKIN GELECEKTE BÜTÜN BU BİLİNMEYEN HUSUSLARA YANITLAR VERİLECEKTİR. DEDİĞİM GİBİ BU VERİLERİ AYRINTILARIYLA GÖRÜP İNCELEMEK LAZIM. BU VERİLERİN VİRÜSÜN YAYILMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ BİR BİLGİ OLABİLECEĞİ DE BİR KAZANIMDIR. BUNU TÜM GRUP VERİLERİNE BAKARAK GÖREBİLİYORUZ. KENDİ GÖNÜLLÜ GRUPLARIMIZDA DA SİNOVAC’IN ETKİNLİĞİNİ %91.25 OLARAK BELİRLEDİK. BU DA OLDUKÇA MEMNUN EDİCİ BİR YÜZDELİKTİR. KISACASI, TÜRKİYE VE BREZİLYA VERİLERİ YAYINLANMAMIŞ VERİLER DE OLSA BİZE ÖNEMLİ VE ÜMİT VERİCİ İŞARETLER VERMEKTEDİR”. 

Bunlar Sayın hocamız Prof. Dr. Murat Akova’nın sözleridir.  Arzu edenler sayın hocamızın bu sözlerine, webinar ve röportajlarına YouTube’den erişebilirler. Bazı kişilerin ‘bilimsel geçerliliği yoktur’ dediği Sinovac aşısı hakkındaki gelişmeleri yukarıda Prof. Dr. Murat Akova’nın kapsamlı klinik deneyimleriyle olduğu gibi aktardım. Peki şimdi soruyorum; %100 ve %78 verileri tatmin edici değil mi? Bunlar niye görmezlikten geliniyor? Yoksa Türkiye’deki klinik denemelerine güvenilmiyor mu? KKTC’de Sinovac aşısının durdurulmasını isteyenler niye Oxford-AZ’nın %62.1’lik etkinliğini ve kriterlerin altındaki 2741 gönüllü sayısını sorgulamıyor? İngiliz aşısı olduğu için mi? Kanımca %50.38 etkinliği olan bir aşı hiç aşı olmamaktan daha iyidir. Şu anda kullanımda olan diğer aşılar gibi, Sinovac’ın da güvenilirliği kanıtlanmıştır. KKTC’de Sinovac aşısı bireylerin yargı, irade ve takdirlerine bırakılmalıdır.

Sinovac hakkındaki olumsuz algılar insanları kaygıya endişeye ve lüzumsuz moral bozukluğuna sürüklüyor. Bu da maalesef iyimser ve halkı ümitlendirecek bir yaklaşım değildir. Gerçekçi ve çok boyutlu bir bakış açısı da değildir. Zaman, moralimizi yüksek tutarak ülkemizde pandemiye bilimsel, ivedi ve ayakları yere basan çözümler bulma zamanıdır. Dünya olağanüstü bir süreçten geçmektedir. Normalin dışında önlemler almak zorundayız. Olağanüstü durumlar olağanüstü kararlar gerektirir. Zaman insanları kaygılandırma, şüpheye düşürme, akıl karıştırma zamanı değildir. Zaman birlik ve dirlik zamanıdır.

KKTC’nin tanınmamış bir ülke olduğunu, hükümetin AB ve Rum yönetimi ile ilişkilerini, KKTC’deki koşulları, sağlık alt yapısını ve diğer gerçekleri göz önünde bulundurarak hareket etmek ve karar vermenin en akl-ı selim tavır olacağını düşünüyorum.

COVID19 mücadelesi henüz bitecek gibi gözükmüyor. Herşey virüse bağlı. Son haftalarda virüsün mutasyona uğradığını görmekteyiz. Son günlerde varyantın varyantını da görmek pek de olumlu bir gelişme değildir. Biz her ne kadar da virüsü yok etmeğe çalışıyorsak virüs de replike olup (çoğalıp) mutasyonlara uğruyor ve kendini değiştirerek hayatta kalmayı sağlıyor.

VİRÜSÜ ANCAK AŞILARLA YENEBİLECEĞIZ. Epidemiyolojik tedbirler, AB’den aşı beklemek, insanların bağışıklık sistemlerini geliştirmek, sürü bağışıklığına öncelik vermek (İngiltere’nin bu konudaki hezimetini unutmamak gerekir) vb tasarımlar uzun vadelidir ve her ülkeye uymayabilir. Sinovac yerine sadece etkinliği yayınlanmış aşıyı olmak gibi bir lüksümüz yoktur, keşke olsa. Olsa dahi aşı ulaşımı nasıl olacak? Şu anda Türkiye hangi aşıyı verirse onu kabul etmek zorundayız, bu kadar basit.  Zaman kaybı insan kaybı demektir. Bu yöntemleri Batı ülkelerinde yapabilirsiniz ama tanınmamış bir KKTC'de yapamazsınız. Zira Batı ülkelerinde sosyal güvence sistemi beşikten mezara kadar sürer. Bizde ise 1500TL yardım kavgası güdülür… Maddi destek, sosyal güvence olmayan küçücük bir ülkede bunlar mümkün değildir. Batıda harika bir sosyal güvence sistemi vardır. İşe gitmezseniz, hasta olursanız devlet size herşeyinizi karşılar, çocuğunuza sütü bile devlet baba verir. Kıssadan hisse KKTC gerçeklerini göz önünde bulundurarak aşı konusunu değerlendirmek lazım.

COVID19 en az 2023'e kadar bizimle yaşayacak çünkü bir virüsün bilimsel algoritma ile yok olması -EĞER MUTASYONA UĞRAMAZSA- 3 yıl alır. Özetle bu virüs ile içiçe yaşamayı öğrenmeliyiz. Aşılarımızı alsak da tedbirlerimizden şaşmadan hayatımızı virüse göre şekillendirip adapte olmalıyız.

Aşınızı lütfen olun, tedbirlerinizi alın, korunun, sağlıcakla kalın.

Sevgi ve saygılarımla

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner19

banner15