banner5

“Ben zaten sine-i milletteyim, kulağa hoş geliyor ama çözüm değil”

“Ben zaten sine-i milletteyim, kulağa hoş geliyor ama çözüm değil”

Halkın Partisi eski Genel Sekreteri ve KKTC Cumhuriyet Meclisi 9. Dönem Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu katıldığı bir televizyon programında ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Manavoğlu, Ulusal Birlik Partisi’nde yaşananlar ve Ünal Üstel’in hükümet kurma görevine getirildiği UBP Parti Meclisi kararıyla ilgili yaptığı açıklamada “Kim bakan olmalı, kim başbakan olmalı bunların kavgası dışında bir şey yapmıyorlar” dedi.

“Siyaset kazanının ateşi yanıyor ama vatandaşın evindeki ocak yanmıyor”

Gülşah Sanver Manavoğlu, siyasetteki kazanın altındaki ocağın ateşinin Cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana yaklaşık bir buçuk senedir bir türlü sönmediğini belirttiği konuşmasında “İlk hükümet çalışmaları Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra başlamıştı. O zamandan beri bu ateş bir türlü söndürülemiyor. Görünen o ki sönmeyecek de. Siyaset kazanının altındaki ateş yanıyor ama vatandaşın evindeki ocak yanmıyor. Çünkü gaz, elektrik o kadar yükseldi ki bu sorunun çözülmesi için çalışmalar yapılması gerekirken bütün gün birbirlerinin menfaatleri doğrultusunda ne kadar daha fazla koparabiliriz, nasıl oyun kurup aktör olabiliriz, kim bakan olmalı, kim başbakan olmalı bunların kavgasını yapmaktan başka birşey yapmıyorlar” dedi.

Ülkeyi istikrara kavuşturacağız diye yapılan  propagandalara rağmen güç ellerinde olmadığını gördük Ulusal Birlik Partisi’nde hükümet kurma görevinin Genel Başkan Faiz Sucuoğlu yerine Ünal Üstel’e verilmesiyle ilgili yaşananların normal dışı olduğunu ve bir süredir tecelli ettiğini kaydetti. Seçimle kurtulacağımızı sandık fakat seçim sonrası UBP’de yaşananların bir ürünü olarak istikrarsızlık devam ediyor. Ülkeyi istikrara kavuşturacağız diye yapmış oldukları propagandalara rağmen ülkeye yaşattırdıkları hiçbir enerji ve güçlerinin olmadığını gösterdi. Bence UBP bu ülkede misyonunu doldurmuştur. Yeni  gelen arkadaşlar da üzerine hiç alınmasın. PM  kararı, grup kararı diye diye karşı çıktıkları herşeye çanak tutmaktalar”dedi.

 “Sucuoğlu bu ihaneti nasıl kaldıracak?”

Gülşah Sanver Manavoğlu, UBP Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu’nun yaşadıklarını yutup oturmasının altında başka birşey olduğunu  düşündüğünü belirtirken  “Kendisine yapılanlar sineye çekilecek şeyler değil. Dün yanından ayrılmayanlar bugün arkasını dönmüş durumdalar. Daha önce Faiz beye söz söylenmesine izin vermeyen kişiler bugün Faiz beyi çizmiş durumda. Böyle bir ihaneti nasıl kaldıracak? Bu kendi bileceği birşey”dedi.

“Erkeklerin yönetme kabiliyetleri bitti, artık kadınların önünü açmalılar”

 Son dönemde kabinede kadın bakan olmaması, kadınların yönetimlere getirilmemesiyle ilgili konulara da değinen, hiçbir zaman kadın- erkek ayrımcılığı yapmadığını belirten Manavoğlu, “Kadın ve erkeğin eşit olacağına inanan birisiyim ama eşitlik her ne kadar da bazı iş ortamlarında olsa da kadın; aklı, becerisi, duygu düşüncesi çok daha yayıcı ve paylaşmacıdır. Erkeklerin yapısı da hep daha fazla isteme hep daha fazla sahip olma duygusu üzerine kuruludur. Bu zihniyetin egemenliği dünyada da ne yazık ki yaygın olduğu için artık bunun çökme noktasına geldiğini gördük. Artık bu ülkeye ancak  kadınların sahip çıkabileceğine, gerçekten dik durarak yönetebileceğine inanıyorum. Erkeklere herhangi bir kötü birşey söylemek istemiyorum  ama yönetemiyorlar. Kabileyetleri ne yazık ki bulundukları ortama zarar veriyor. Kendi becerilerini birileriyle paylaşmayı yapamıyorlar. Kişisel menfaati düşünmeden gençlerimizin önünü açmayı kadınlar becerebilir bu saatten sonra. En büyük ümidim önümüzdeki dönem kadınların siyasete cesur bir şekilde atılmaları, birbirlerini destekleyerek bu ülkenin önünü açmalarıdır. Yoksa  doğurmuş  olduğumuz çocuklarımızın bu ülkeye tekrar dönmesini erkeklerle sağlayamayacağımız bellidir”  dedi.

“Kıbrıslı Türkler’in hassasiyetleri şeffaf ve açık olarak Türkiye’ye anlatılmalı”

Son dönemlerde Türkiye ile ilişkilerin kötüye gitmesi konusuna da değinen Gülşah Gülşah Sanver Manavoğlu “Türkiye ile ilişkiler olabilecek en kötü noktaya geldi. Daha kötü olabileceğine inanmam. Mühim olan iyileştirmek için ne yapılması gerektiğidir. O da şeffaf ve açık olarak Kıbrıslı Türkler’in hassasiyetlerini gerçek anlamda onlarla paylaşarak koltuk ve menfaat makam sevdası uğruna değil de pek çok Kıbrıs Türkü’nün hassasiyetini ayaklar altına almayacak şekilde yürünmesi gerektiğini anlatmaktır. Şu andaki yapı ne yazık  ki ciddi anlamda hassas ve önemli ilişkimizi hiç istenmeyecek bir raddeye getirdi” dedi.

“Müdahale yıllardır var, yeni değil!”

Türkiye’nin siyasi müdahalelerde bulunduğu iddialarıyla ilgili de açıklamalarda bulunan  Manavoğlu “Müdahale var, senelerdir var. Bunu açık açık söyleyelim. Siyasetin içine girene kadar bilmiyordum, girdikten sonra gördüm. Hem garantör olduğu için hem de biz tanınmayan bir ülke olduğumuz için, Kıbrıslı Türkler’in varlığıyla birlikte AB olsun, İngiltere ilişkileri olsun Kıbrıs Türklerine sahip çıkması gereken bir ülke olduğu için, soydaş ve ırk bağlantımız çok güçlü olduğu için farklı bir pozisyondadır Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimiz. Bu ilişki ne yazıkki geçmişten günümüze bir şekilde Türkiye’nin uluslararası arenada yapmak istediği farklı girişimler ve karşılaştığı engelleri aşmak için pazarlık konusu olan bir adada yaşıyoruz. Biz “Aman bize hiç karışmasın” diyebiliriz ama bunu da tamamıyla istediğimiz noktaya getirebilmemiz için buradaki ekonomimizi de güçlendirmemiz gerekir ki ne başka bir yapıya ne de farklı bir yapıya muhtaç olalım. Bağımlılık diye konuşuluyor ama biz bir yere bağımlı olmak zorundayız. Türkiye ile olan özel ilişkimiz bizim bağımlılık ihtiyacımızı da  farklı bir yumuşak noktada taşımaktadır. Biz Türkiye Cumhuriyeti için değerli bir noktada bulunan Kıbrıslı Türkler’den ve bu adayı senelerdir Türk toprağı olarak temsil eden kişilerden oluşan bir toplumuz. Gerek Ruslar’ın İstanbul’u işgali sonrası, İngilizlere buranın kiralanması konusunda Osmanlı’nın önünü açmıştır, Lozan anlaşması sonrasında adaların kendisine kalabilmesi için Kıbrıs’ı, İngilizlere devretmiştir. Sonrasında da ABAT Kararları da Kıbrıs’ın sayesinde oldu aslında. Baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuzey Kıbrıs üzerinden kendine kazanım elde edebileceği pekçok konu oldu. Tabii ki bu doğrultuda kendisi de buraya gereken yatırımları Kıbrıslı Türkler’le olan sıcak ilişkileri doğrultusunda yaptı, bundan sonra da yapacaktır diye düşünüyorum” dedi.

“İlişkileri bozan UBP, DP ve YDP’dir ama zamanında CTP de  bunu yapmıştır”

UBP, DP ve YDP’den kaynaklı olarak Türkiye ile ilişkilerin bozulduğunu  ama bu tarz olayların daha önce Cumhuriyetçi Türk Partisi ile ÖRP’nin girdiği ilişkiden dolayı da  yaşandığını söyleyen Manavoğlu “Baktığınızda bazı istenmeyen talepler olduğu için ilişki orada da bozulmuştur. Türkiye ilişkileri Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Türkiye için de Kıbrıslı Türkler vazgeçilmezdir. Muhalif bir grup, ‘biz kendi kendimizi yönetemiyoruz, bize müdahale var’ diyen kişiler var, bazıları da müdahaleye kendisi davet etmiş. ‘Hayır bize müdahale edilmiyor’ diyenler de kendi makamı için kendileri müdahaleye davet etmişler” dedi.

 “Türkiye’deki yönetimin değişeceğini düşünmek yerine ülkemizde şu an yaşanan sıkıntıları nasıl çözebilirim onu düşünmeliyiz”

Muhalif bir grubun 2023’te Türkiye’deki yönetimin gideceğini, herşeyin değişeceğini  iddia ettiğini ama bunları düşünerek bir çalışma yapılmaması gerektiğini belirten Gülşah Sanver Manavoğlu  şu anda düşünülmesi gerekenin Türkiye Cumhuriyeti’nde ne olup olmayacağı değil, ülkemizde yaşanan sıkıntıların nasıl çözüleceği üzerinde olması gerektiğini ve bunun ertelenmemesi gerektiğini belirtti. UBP yanlış mı yapıyor çıkacaksın yanlış yapıyor diyeceksin. Gelin hep beraber oturalım bunları konuşalım. Bu saatten sonra bugün seçim olsun, irade tekrar yerini bulsun çözüm değil. Son dönemde seçime gitmeyenlere bir o kadar daha eklendi şimdi. Seçim atmosferine girdiğimizde bu değişebilir. UBP de başa gelse, CTP’de gelse, DP’de, Halkın Partisi de tek başına başa gelse tüm siyasi partiler birlikte olmadıkları takdirde bizim şu anda içerisinde bulunduğumuz kaotik durumu  çözemeyecekler. Göreceksiniz. Hiçkimse bunu kendi başına çözemeyecek” dedi.

“Ben zaten sine-i milletteyim, kulağa hoş geliyor ama çözüm değil”

Gülşah Sanver Manavoğlu partisinin gündeme getirdiği sine-i millete dönelim konusuyla ilgili de  açıklamalarda bulunurken “Sine-i millet kulağa hoş gelen birşey. Son zamanlarda yaşanan sıkıntılar nedeniyle bazı arkadaşlar tarafından dillendiriliyor. Bu yapının değişmesine sebep olacaksa yapılması gerekir. Ama bu konu dönem dönem Türkiye Cumhuriyeti’nde de dillendirildi, uygulanmadı. Bizde de bir defa uygulandı ve sonuç ne yazık ki muhalefetin beklediği noktada gelişmedi. Bu dönemde bu sıkıntılar yaşanırken bu istenmeyen ortam varken çeşitli senaryolarla birilerinin talimatıyla herşeyi menfaat için yapabilecek kişilerin çoğunlukta olduğu bir meclisi bırakıp kaçmamak lazım. Ben parti organlarımdaki tartışmayla ilgili olarak farklı düşünen bir kişiyim. Başkanıma da MYO’ya da aktardım. Bu konunun açılması noktasında hem fikir değilim. Çünkü o kadar hassas bir durum var ki ortada 1.5 senedir yaşananların sebebi olan grupları yalnız bırakıp, hiçbirşeyi denetlemeden yürümelerine izin verdiğimiz takdirde çok da fazla yanlış yapılan uygulamaları göreceğiz ve daha da kötü olacak bu gidişat diye düşünüyorum. Ben şu anda sine-i milletteyim mesela. Belli de bir etki alanım var ama bir yere kadardır. Politikacaların halkın içerisinde olması gerekiyor ama bununla birlikte de bazı mitingler girişimler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Birbirimizden farklı olduğumuzu düşünmeden hareket etmemiz lazım. Sine-i milletteymiş gibi düşünülen muhalefeti hemen başlatması gerekir Halkın Partisi’nn. Hem istifa etmemiş olurlar hem de sahada aktif olurlar. Bunu planlamak lazım, şeklini bulmak lazım” dedi.

“İnsanlarımızda büyük bir öfke var”

18 milletvekili olan CTP’nin 3 vekili olan Halkın Partisi’nden daha etkili bir muhalefet yapmadığını belirten Manavoğlu “Bu ne demektir insanlarımızın hayal kırıklıklarına da cevap olamıyor. Çok ciddi de bir öfke var. O zaman halkla birlikte sokak hareketini başlatmak lazım. Sendikalarla taraf tutmadan ve sivil toplumun tamamıyla hareket edilmesi gerekiyor. Muhalif cephe ve bu yapıdan rahatsız olan herkes birleştiği takdirde çok güçlü bir ses çıkar. Her gün bu ülkenin bir gün daha kaybetmesi demektir. Birilerinin başı çekmesi gerekiyor” dedi. “Şu anda ülkede ciddi anlamda bu ülkeyi yönetebilecek potansiyeli çok yüksek kadınlar var” Şu anda rezil bir yapı oluşturulmaya çalışıldığını söyleyen Manavoğlu “İnsanlar parmağının arkasına gizlenmekten vazgeçsin. Hiçkimse bu halka yalan umut satmasın, kendini de kandırmasın halkı da kandırmasın. Şu anda artık tek çözüm meclisteki siyasi partilerimizin bir şapka altında hızlı bir şekilde bir Bakanlar Kurulu oluşturmasıyla, gölge kabinelerle, toplum nezdinde kabul görmüş kişilerle birlikte yapılması gerekiyor. Bence Ünal bey Başbakan olmamalı. Çünkü geçmişte yaşanmış sıkıntıları var. Mesela Resmiye hanım Başbakan seçilsin, bir şekilde bu ülkenin önü açılsın. Kadınlara öncelik tanımadığımız için bu hale geldik. Özeleştirinin artık yapılması gerektiğine inanıyorum. Şu anda ülkede ciddi anlamda bu ülkeyi yönetebilecek potansiyeli çok yüksek kadınlar var. Bir süre erkekler kenara çekilsin. Bu insanların artık devreye girmesi lazım” dedi.

“Erhan bey aradığı mutluluğu Ünal beyde bulacaktır”

Erhan Arıklı’nın yaptığı açıklamalara esprili bir şekilde yaklaşan Gülşah Sanver Manavoğlu “Ünal bey kucaklayıcı bir insandır. Mutluluğu bulacaklarına inanıyorum. Erhan beyin aradığı mutluluğu Ünal bey’de bulacağına inanıyorum.  Herşey  zaten  ne yazık ki planlanmıştır. Senaryo apaçık ortadadır. Oyuncular bir türlü bu oyunu kimlerin hazırladığını açıklamıyorlar. Ünal bey 100 günlük programı imzalayacak, UBP de  zaten bugüne kadar verdiği hiçbir sözü tutmadı, YDP de  dönüp arkasına bakmayacak zaten. 100 günlük icraat programı bir konu değil. O da Faiz beyi temizleme planıydı zaten. Şimdi diyecekler ki Ünal abi bizi tatmin etti. Biz ona inanıyoruz. Mutlu mesut bu evliliği yapacağız. Kabul  ettik” dedi.

“Erhan Arıklı ağzını her açtığında bu ülkeye zarar veriyor”

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın önceki gün sosyal medyada yaptığı cinsiyetçi açıklamalarla ilgili de konuşan Manavoğlu “Erhan bey espri yaptığını sanıyor ama zaman zaman ayarını kaçırıyor. Cinsiyetçi esprilerden de uzak durmak gerekir. Hem kadınların hem erkeklerin  hem de bu ülkede yaşayan pek çok kişinin toplumsal cinsiyet konusuna önem vermesi  gerekiyor. Espriyi yap  ama  birilerinin hayatındaki hassasiyetleri rahatsız edecek derecede yapma. Kendine göre bir siyaset anlayışı güdüyor ama ağzını açtığında bu ülkeye hep bir zarar veriyor” dedi. “Cumhurbaşkanı enerjisini lobiciliğe harcasın” Kıbrıs meselelerine de değinen Gülşah Sanver Manavoğlu “Bizim ekonomik olarak hiçbir erişimimizin olmadığı için hiçbir  yere gelmeyeceğimizin göstergesidir. Kıbrıs Türkünü temsil eden liderimizin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu konuyla ilgili gidip baskı yapmasını diliyorum. Direkt uçuşların açılması, limanların açılması için. KKTC’de yaşayanlar haklı olabilirler ama güçlü olmazsan dünya bunu kabul etmez. Haklılığımız yüzümüze söylenir, ciddiye alınmaz.  Hiçbir zaman değişmez. Uluslararası camiayla birlikte çalışılarak Cumhurbaşkanımızın enerji sarfetmesi gereken lobicilik faaliyetleridir. Tanınma noktasındaki söylemini devam ettirebilir, Kıbrıslı Türkler’in senelerdir yaşadığı ambargonun giderilmesi için tüm dünyadan talepkar olması lazım. Bu tabi Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte yapılabilir.  Ama kafa patlatmak gerekir, ısrarcı, istekli, proaktif olmak gerekir. Oturduğun yerden kimse sana gel bunu vereyim demez” dedi. Manavoğlu, Rum kesiminin son dönemlerde yaptığı teklifin değerlendirilip görüşmelere başlanması gerektiğini belirttiği konuşmasını “Pek  inandırıcı olmasa bile oyalama taktiği gibi görünse de Rum kesiminin görüşelim talebi değerlendirilmelidir. Kıbrıs Türkünün haklarını orada talep etmesi gerekir diye düşünüyorum cumhurbaşkanının. Bu konuda da geri kalınmaması gerektiğine inanıyorum. İki devlet noktasındaki talebimiz Cenevre’de BM’de yapmış olduğumuz şartlı talebimiz devam ettirilebilir, o konuda ben akıl verecek değilim. Ben çözüme karşı değilim, burada yaşayan Kıbrıslı Türklerin  güvenliği açısından bir sıkıntı olmadığı çözümü desteklerim. Ama acil olan Kıbrıs Türkü’nün ekonomik olarak güçlenmesidir” diyerek bitirdi.

banner73

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner18