Sahile vuran katran... Etkileri Alagadi’ye ulaşan kaza: “Doğu Akdeniz’deki kazaların en büyüğü olabilir”

Sahile vuran katran... Etkileri Alagadi’ye ulaşan kaza: “Doğu Akdeniz’deki kazaların en büyüğü olabilir”
banner35

Sahile vuran katran... Etkileri Alagadi’ye ulaşan kaza: “Doğu Akdeniz’deki kazaların en büyüğü olabilir”

İsrail açıklarında meydana gelen ve henüz nedeni tespit edilemeyen yakıt sızıntısının etkileri Alagadi ve Karpaz sahillerine kadar ulaştı. Sızıntının yayılımını uydudan inceleyen DAÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Başkan Yardımcısı, Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek “Neredeyse Doğu Akdeniz’de bugüne kadar meydana gelen kazaların en büyüğü olsa gerek. Doğu Akdeniz maalesef kötü kaderine terk edilmiş bir durumda” dedi.

Şubat ayının sonlarında, İsrail açıklarında meydana gelen ve henüz nedeni tespit edilemeyen yakıt sızıntısı Lübnan ve Kıbrıs’ta da etkisini gösterdi.

Felaketin yaşandığı İsrail’in dışında Lübnan ve Kıbrıs sahillerine de yoğun miktarda katran vurduğu belirtilirken, sızan atığın miktarı resmi olarak açıklanmadı.

Yaşanan çevre felaketinden en çok etkilenenlerin ise deniz canlıları olduğu ifade ediliyor…

“İSRAİL’İN, KİRLİLİĞİN MİKTARINI BULAMAMIŞ OLMASI, SORU İŞARETİ”

Konuyla ilgili BRT’de katıldığı programda bilgiler veren DAÜ Biyolojik Bilimler Bölümü Başkan Yardımcısı, Yrd. Doç. Dr. Burak Ali Çiçek, kazayı takip ettiklerini ancak hangi gemiden ve ne kadar sızıntı yaşandığının açıklanmadığını ifade ederek, “Burası biraz ilginç 'artık izleme teknikleri' oldukça ilerledi. Gerek uydudan gerekse de hava araçlarıyla etkin izleme yapılabiliyor. Kaldı ki İsrail gibi teknolojisi oldukça ileri olan bir ülke, bu soruların yanıtlarını bulamıyor. Bu durum, başka bir soru işaretidir” dedi.

“BAZEN SIZINTIYA NEDEN OLAN KURUM VE KURULUŞLAR, ÖNLERİNİ TEMİZLEYEREK, SORUMLULUKTAN SIYRILABİLİYOR”

Öte yandan bazı durumlarda, sızıntının gerçekleştiği kurum ve kuruluşların, sızıntı meydana geldikten sonra delilleri yok ettiğini ve bu nedenle kaynağın tespit edilemediğini belirten Yrd. Doç. Dr. Çiçek, şöyle devam etti:

“Kazaya sebep olan gemi ya da tesis hemen kendi önlemini alıyor ve önünü temizliyor, sorumluluktan sıyrılıyor. Sebebi de çok ciddi cezaların olması. Buradaki rakamlarda, ortaya çıkan kirliliği temizlemek için harcanan paraya ek olarak kesilen cezalar var. Bunlar da milyon dolarları buluyor. Bu olduğu için de sebep veren kurumlar bunu ödemekten kaçınıyor.”

“YAYILAN KİRLİLİĞİ UYDUDAN İZLİYORUZ…”

Kıbrıs sahillerine vuran kirlilikle ilgili bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yayılan kirliliği uydudan izliyoruz. Hidrokarbonlar genellikle sudan daha hafif oldukları için, ilk başta yüzeyde kalır. Bu sayede uydular, farklı şekilde renk ayrımı yapabilme olanağına erişiyor. Yayıldığı bölge ilk anda etkin bir şekilde tespit edilebiliyor. Ancak ağır hidrokarbonların; yani halk arasındaki ismiyle ‘fuel-oil’ gibi yakıtların bir özelliği daha var; hareket ediyorlar. Genellikle kıyı şeridinde hareket eden bu ağır metaller, deniz suyu ile zaman içinde etkileşime geçiyor ve biraz batmaya başlıyor. Bazen da kıyıdaki kumla karışarak, biraz daha altta ancak tabana çökmeden yüzer vaziyette kalabiliyor. Bu sefer de kirlilik, alttaki akıntılara takılarak, çok daha uzağa taşınıyor.”

“KİRLİLİK YÜZEYDEN DEĞİL; ALTTAN GELİYOR”

Kıbrıs adası sahillerinde görülen kirliliğin de, yüzeyin biraz altında kalıp, akıntılara takılarak ilerleyen cinsten olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Çiçek, “Kirlilik yüzeyden gelmiyor, alttan geliyor. Alttan gelenler genellikle öbek şeklinde gelir. SPOT ekibinin çektiği fotoğrafları görmüşsünüzdür; sahillerimize, kıyılarımıza gelenler, öbek öbek şekilde geliyor” dedi.

SPOT ekibinin çektiği görüntüler ve olay yerinden aktardığı bilgiler, cemiyetin resmi sosyal medya hesaplarından paylaşıldı:

“YAPILMASI GEREKEN, MANUEL OLARAK KİRLİLİĞİ ORADAN KALDIRMAK”

Ada sahillerine vuran öbek şeklindeki atıkları bertaraf etmenin ‘kısmen daha kolay’ olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Çiçek, “Yapılması gereken şey, manuel olarak o kirliliği oradan kaldırmak” şeklinde konuştu.

“DENİZ CANLILARI VE DENİZ KUŞLARI, BÜYÜK ORANDA ZARAR GÖRDÜ”

Yaşanan kirlilik nedeniyle, suda yaşayan organizmalar ile su kuşlarının büyük oranda zarar gördüğünü vurgulayan Çiçek, “Bu canlılar, kimyasal kirliliğe bulandıkları zaman, ölümle sonuçlanan; boğaz tıkanıklığı, nefes alamama, hareket edememe gibi sorunlarla karşılaşıyor” dedi.

“SAHİLLERE ETKİSİ, ŞU ANA KADAR MİNİMAL DÜZEYDE, AMA…”

Kazanın, Kıbrıs sahillerindeki etkisinin şu ana kadar ‘minimal’ olduğunu belirten Çiçek, “Madem minimal, neden gündeme getiriliyor? Doğu Akdeniz’de petrol var, yoğun şekilde gemi ile taşımacılık var. Bu nedenle bölge, kazalara sürekli açık bir bölge. Hatta geçmişte, KKTC’de de benzer bir kaza oldu. Temizliği için milyonlarca dolar harcandı, atıkları depolandı, hâlâ kurtarmaya çalışıyoruz, bertaraf etmeye çalışıyoruz. Yapılması gereken, akaryakıt transfer tesisleri etrafındaki güvenliğin en üst düzeyde tutulması” şeklinde konuştu.

“YASA VE TÜZÜK NOKTASINDA AÇIKLARIMIZ VAR, HIZLICA GÜNDEME GETİRMELİYİZ…”

Olası felaketlerle ilgili, özellikle tüzük ve yasalarda birtakım düzenlemelere gidilmesi gerektiğini ifade eden Çiçek, “Burada, kazadan sonra uygulanacak cezalardan bahsetmiyorum; kaza öncesi alınması gereken önlemler konusunda birtakım açıklarımız var. Onları hızlıca gündeme getirmemiz gerek. Çünkü Doğu Akdeniz’de her zaman bu gibi kazalar olabiliyor” dedi.

“DOĞU AKDENİZ’DE BUGÜNE KADAR MEYDANA GELEN KAZALARIN EN BÜYÜĞÜ OLSA GEREK”

Çıkan atığın miktarının henüz belirlenmediğini yineleyen Çiçek, “Yayılımı, milajlara böldüğümüz zaman, en az 2000 ile 3000 ton arası olabilir diye düşünüyorum. Bu da neredeyse Doğu Akdeniz’de bugüne kadar meydana gelen kazaların en büyüğü olsa gerek. Doğu Akdeniz maalesef kötü kaderine terk edilmiş bir durumda” ifadelerini kullandı.

banner73

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER