banner2

Yrd. Doç. Dr. Muharrem Özdemir yazdı: ‘En Acı Babalar Günü’

Yrd. Doç. Dr. Muharrem Özdemir yazdı: ‘En Acı Babalar Günü’

EN ACI BABALAR GÜNÜ…
BİR BABA EVLADININ YARALANDIĞINI DUYDU,
BİR BABA EVLADINI KAYBETTİ,
BİR BABA GENÇ YAŞTA HAYATINI KAYBETTİ…
Ölüm elbetteki hangi yaşta olursa olsun erken. Fakat bir de gencecik baba olunca daha zor.
Bir babanın evladının yaralandığını öğrenmesi zor,
Bir Babanın evladının ölüm haberini alması zor,
Çocuk yaşta babayı kaybetmek hepsinden daha zor…
Tarifi olmayan acılar yaşadık babalar günü yaklaşırken. Haftasonu anne babasını ziyaret etmek için köyüne dönen Kemal kardeşimizin acı kaybıyla şok olduk. Acı o kadar derin ki gazete manşetlerine “feci trafik kazası” olarak yansıdı ve “ikisi ağır üç yaralı var” dedi gazete manşetleri…
Oysa daha derin bir acı vardı.
Babalar günü yaklaşırken bir baba evladının yaralandığını öğrenmiş, bir baba evladının ölüm haberini almış, bir baba da genç yaşta aramızdan ayrılarak geride ufacık bir evlat bırakmıştı…
Kazayı yürüyüş yaparken öğrendim. Olay yerine gittğimde Kemal’in aramızdan ayrıldığını, diğererinin durumunun da iyi olmadığını söylediler. Ardından anlatılanlardan dinlediklerimse daha derin acılar bıkaktı bende. Genç bir kardeşimizi kaybetmiştik. Ama olayı ilk gören kişiden dinlediklerim daha da üzdü. Süratli bir şekilde kendi şeridinden çıkan araba gelmiş, Kemal kardeşimizi bekleyen ve onlar için hazırlık yapan babasından onu ayırmıştı. Eşi ağır yaralanmış, akrabası ise çeşitli kırıklar alarak kazayı ağır yaralı olarak atlatmıştı. Baba Muzaffer Aydın oğlu ve gelini köye geliyor diye köyün kasabından et almış, onların gelmesini beklemekte olduğu bir sırada yine kaza yaptıklarını köyün kasabından öğrenmişti. Mangal yakmak isteyen babanın yüreği mangaldaki ateş kadar yanmıştı haberi alınca, ama nafile. Kötü kaderle yüzleşmişti. Evladını kaybetmiş, gelini ve akrabası ağır yaralanmıştı. Yaralananlar ameliyata alınmış, durumu kritik olan gelinleri içinse herkes duaya çıkmıştı. Diğer taraftanta aynı arabada, aracın şöförü olan ve kazada hiçbir suçu olmayan yeğeni Şaban Ateş’te vücudunda oluşan kırıklar dolayısıyla ameliyat geçirmiş, anne babası perişan bir vaziyette gelecek haberleri beklemeye başlamıştı.
İlk olarak sabah Şabanın babası ve annesi ile markette karşılaştığımda her ikisinin de gözyaşlarına şahit oldum. Anne ve baba dua ediyor, sessiz sedasız ağlıyordu. Acının ve çaresizliğin iz düşümünü görmek için herhalde o babanın gözlerinin içine bakmanız yeterli olacaktır. Acı da çaresizlikte en derinden okunuyordu gözlerinden. Hele evladını kaybeden babanın çaresizliğini ve acısını hiç düşünemiyorum. 11 Yaşında annesini kaybeden birisi olarak çocukluğumdan itibaren köyde kazılan bir mezar görmek hep içimi ürpertir. Fakat bu defa faklı bir şey oldu. Mezarlığa bakamamıştım geçerken. Belki Kemal’i oraya yakıştıramadığımdan, belki de aynı ürpertiği tekrardan yaşamamaktan kaynaklandı bu durum. Yakışmamıştı Kemal oraya. Daha umutları, eşi ve çocuğuyla yaşayacağı güzel günleri vardı. Babasının ve annesinin hazırlayacağı nice sofralar olacaktı. Ama birilerinin karşı şeride geçip onları hayattan koparması tüm hayallerinde yerle bir olmasına sebep oldu.
Babalar günü yaklaşırken, acı her boyutuyla en derinden yaşandı…
Bir baba evladının yaralandığı haberini aldı,
Bir baba evladının ölüm acısıyla sarsıldı,
Bir baba da genç yaşta aramızdan ayrılarak evladı babasız kaldı…
Köyün girişinde yaşanan kazadan dolayı evladını kaybeden baba oradan geçerken hep aynı acıyı yüreğinde hissedecek,
Orada kaza geçiren, arabada olupta hiç suçu olmayan yakınları o travmayı hep yaşayacak,
Düşünsenize vefat eden babanın evladı küçük olduğu için hayal meyal babasını hatırlayacak. Hayatı boyunca babam nasıl biriydi? Deyip onu sorgulayacak. Onunla daha ne kadar güzel anılar biriktirebilirdi bunları anımsayacak…
Kısacası babalar günü yaklaşırken yaşanan bu acı, bu yara kabuk bağlasa da, kazanın yaşandığı o yerden geçerken canlı kalmaya, acıyı yaşayanlara en derinden izler bırakmaya devam edecek…
Bu acıların yaşanmaması için hız denemesi yaptığınız aracınızın gaz pedaline dokunurken bunları bir kez daha düşünerek hareket edin. Kendi canınızı önemsemezken başkalarına bu acıları yaşatacağınızı unutmayın. Unutmayın ki, hiçbir baba evlatsız, hiçbir evlat babasız kalmasın. Tüm acılarını yüreğine gömen acılı babaya ve yakınlarına bunları yaşatmaya hakkınız olmadığını düşünün…
Kaybettiğimiz Kemal kardeşimizin ardından yazacak o kadar güzel şeyler varki, anlatmaya satırlar yetersiz kalır. Giderken güzellikler bıraktı kısacık ömründe. Makamın, mevkinin, malın boş olduğu yaşamın sonlandığı ölüme yürürken hoş bir seda bıraktı bizlere…
Bugün seni sonsuzluğa uğurluyoruz. Kabrinde gönlün ve gülen yüzün kadar güzel olsun Kemal Kardeşim. Hoşçakal…

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2020, 14:03

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER