Bozuldu da, Cumhuriyetin iki eşit ortağından biri olan Türklerin yerine AB mi geçti??? Türkleri o yüzden mi hiçe sayarlar da kumanda kesmeye kalkarlar, emrivakilerle, baskılarla cezalarla sindirmeye çalışırlar uzun zamandır??? Zira, diğer eski ortağımız Rumların yanında dururlar, destek verirler hem onlarla birlikte bize karşı her türlü haksızlığı, yaptırımı, ambargoyu izolasyonu uygularlar. Güney Kıbrıs’taki ortağımızı darbeci tarafı tek taraflı üyeliğe almakla bizim ortaklığımıza da son mu vermiş oldular, da onun için mi AB böbürlenerek hiç sıkılmadan bize karşı atıp tutar, haklarımıza, hatta topraklarımıza dahi konarak benim toprağımdır bile der!!
Yoksa şimdi bizi eşit ortaklıktan alıp kendilerinin altına sokuşturmaya mı çalışırlar. Biz halis muhlis Kıbrıs’lı Türk, özneyiz ama sözümüz geçmez, onların yanında özellikle Kıbrıs konusunda onların sözü geçer. Esas söz sahibi biz olmamız gerekirken, söz sahibi onlar, buyruk veren de tepeden bakan da onlar, nasıl bir iş??? Ne yazık ki içimizden de neredeyse yarıdan fazlası da komşuya da AB’ne de arka çıkar, bize Türkiye’ye saldırır.
Eee hal böyle olunca nasıl olur da Kıbrıs Cumhuriyeti ayakta dim dik durur derler? Zürih-Londra Antlaşmaları bu şartlarda geçerli olur mu? AB, Kıbrıs Türk Halkına neye dayanarak ne hakla kahır eder, ceza uygular, baskı yapar, sindirmeye kalkar da Türkler hakkında karar verme hakkını, cesaretini nereden bulur da Türklerin Kıbrıs’ta kimlerle nasıl ve hangi şartlarda yaşayacağına karar verme hakkını nereden buldu??? Bu çetrefilli bir denklem, Rumların istediği bu zaten, her kuruluşa girmek, meseleyi daha da çıkmaza sokmak, nasılsa tuzu kuru, HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ aha tam da budur.
BM Genel Sekreteri giderayak özel temsilcisi bayan Holguin ile birlikte güya bir çözüm planı taslağı hazırladı. AB de olası müzakerelere katılması için Rum fanatiği Raffaele Fitto adlı zatı Kıbrıs’a özel temsilci olarak atadı. Bay Fitto, bayan Holguin ile yakın işbirliği içinde BM çerçevesi çözüm sürecine katkıda bulunacağı belirtildi. San Dana, AB’nin mevcut yapısı nedeniyle olası müzakere sürecinde tarafsız olmasının beklenemeyeceğini söyledi. Ayrıca, Fitto’dan AB ile Kıbrıs Türk tarafı arasındaki ilişkilerin sağlıklı ve eşitlikçi bir zeminde geliştirilmesine katkı sunmasını beklediklerini ( Çooook beklen), devamla AB ‘nin 2004 yılında Kıbrıs Türk Halkına yönelik izolasyonların kaldırılması yönünde aldığı kararın uygulanmadığını, gene de çözüm iradesinin sürdüğünü ve BM GS Guterres’in yürüttüğü girişimlere Kıbrıs Türk tarafının destek vermeye devam ettiğini belirtti.
Bizim Dış İşleri Bakanlığımız ise Fitto’nun atanmasına karşı çıkıp ‘ kabul edilemez ‘ dedi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü sayın Öncü Keçeli ise, atama kararının Avrupa Birliğinin iç meselesi olarak değerlendirildiğini belirtti ve yeni atanan temsilciden AB’nin Kıbrıs konusundaki taraflı tutumunun değişmesine katkı sağlamasını beklediklerini ifade etti. NOKTA.
Ne kadar çelişkili hale soktuk haklı Ulusal Davamızı??? Sanki suçlu bir durumdayız, biri ora, biri bura çeker. Aman gönül kırmayalım, incitmeyelim noktasında çelişkiler. Benim çıkardığım sonuç kestirmeden yazayım, Kıbrıs Cumhuriyeti vardır yaşıyor, Güney Kıbrıs Yönetimi 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin ta kendisidir, Rumların tüm Kıbrıs adına AB üyeliğine alınması gayet normaldir, itiraz falan yoktur, AB’nin girişimleri BM’nin yerindedir, Kıbrıs Türk tarafına vicdanlı davranın, Kıbrıs müzakerelerine AB temsilcisinin katılımına itiraz yoktur.
Sayın Keçeli, dilek ve temennilerde temsilci Fitto’nun, Kıbrıs meselesi çözümünde AB’nin taraflı tutumunu değiştirmesine katkı sağlamasını ve çözümün adadaki gerçekler temelinde egemen eşit iki devlet arasında yapılacak müzakerelerle sağlanabileceği yönünde çaba sarf etmesi beklentisini ortaya koyması bence iş ola söylenen bir sözdür. ( Geçmiş ola )
Sayın Dışişleri Bakanımız, sayın Ahmet Tolgay, sayın Gülbahar,sn celal Bayar, sn Silman, sn Orhan Aydeniz vd. Daha önce de yazmıştık, sanki 2004 Referandum öncesi bir duruma gelindi, BM-AB emperyal güçler sol cenahın müzakereci makamını elde etmesini beklediler, bütün umutları sol cenahtır dedik, tabii komşumuzun da. Her şey istedikleri şekilde gidiyor, iki parça olduk. Geçmişi deşmek istemem, Rumların AB’ne girişini vs. Her şey ortada, fazla bir şey söylemek istemem, durum herkesçe malum, CB’mız sakin, Rum tarafı memnun, alan da memnun sanki. Haaa, 2-3 senelik geçiş süreci nedir mutlak biliyorsunuz, kimse endişe etmesin, tahliyeler evden çıkarma taşınma konusu kolay, zamanında sayın Talat kendi bulduğu formülle hemen halletmişti, kendi teklifi kendisi açıkladı. Yandaş yoldaş Bay Hristofiyadis de üstüne balıklama dalıp heybesine indirmişti.
Hade geçmiş olsun, kendinize iyi bakın ve nerede büyük hatalar yaptık Türk tarafı olarak bilirsiniz. Tamamen haklı, masum ve mağdur iken nasıl da suçlu tutulduk, suçlular da masum????? 17 Nisan 2003’ten beri yazdım, ( KAPILAR AÇILMADAN 6 GÜN ÖNCE ) masum ve mazlum ülkeler Kıbrıs Türk Halkından iki konuda ibret alsınlar. 1- Birlik ve beraberlikle Var Oluş Mücadelesinden kurtuluşa, 2- Kurtulduktan sonra Fesat fitne ve algı operasyonlarıyla birlik ve beraberliğin bozulup iki parçaya nasıl bölündüğümüze.
Yok yok, Kıbrıs Cumhuriyeti hem bozuldu hem bozulmadı, Rumları hem AB’ni nasıl kurtarırsa öyle.