Adı ülke sınırlarımızı aşan Efsane Futbolcumuz Galliga’mızı kaybettik

Kırk üç yıldan beri çeşitli konularda birçok gazetede makale yazarken aramızdan ayrılan futbolcu arkadaşlarım, futbolcu abilerim ve teknik ekibin yanı sıra kulübümüz Şanlı Mağusa Türk Gücünün yönetiminde bulunan değerli kişilerin aramızdan ayrılmalarını çok zorlanarak kaleme alırken, kadim dostum, en yakın arkadaşım, kader birliği yaptığım Mücahit arkadaşım, en yakın takım arkadaşım, daha büyük başarılara imza atması için, daha da zirveye çıkması için maçlarda kendimden ziyade O’na odaklandım, yükseldikçe daha büyük haz aldım, O yalnız Mağusa’nın değil yediden yetmişe kadının erkeğin yaşlının gencin çocuğun, baştan aşağıya tüm ülkemizin medarı iftiharı, onu görmek için köylerden kentlerden millerce yol kat edip maçlara gelenlerin sevgilisi, centilmen muhteşem futbolcu Galliga’mızın vefatını kaleme almaya hiç bu kadar zorlanmadığımı belirtmek isterim.

Uzun yıllar 17 sene Mağusa Türk Gücü’nde Galliga ile futbol oynamak bana çifte zevk verdi, Güzide kulüp Türk Gücünde oynadığım için, bir de Galliga ile ayni takımda oynadığım için, bir çok maçta orta saha, gizli senterfor olarak Galliga’nın pasörü olarak hep gurur duydum, Galliga’yı her platformda öne çıkardım, bunu hak etmişti, zaten bütün halk da ayni görüşteydi, Galliga’nın üstüne oyuncu yoktu, kraldı. Bana göre dünya futbolunda Galliga en üst sırada üç beş futbolcunun hizasındaydı. Bu oyuncuların sayısız olankllşarına sahip olabilseydi ben inanırım ki en başta olurdu.

Uzun birlikteliğimiz sadece futbol sahasında maçlarda değildi, hemen hemen her gece Kulüp binamızda toplanırdık, tüm oyuncular ve taraftarlar. Şakalaşmaların haddi hesabı yoktu, yöneticilerimizle de futbolcu, teknik ekip ve taraftarlar kenetlenmiş haldeydik, ki bunlar başarıya giden yoldur.

Maçtan sonra kulüpte toplanır oynanan oyunu tartışırdık. Pazartesi geceleri Galliga, ben, Alpay Çarlisto, kaleci Kel Yıldıray, Ramadan, taraftar Doğan boksör, Agora kebapçıya giderdik. Galliga masaya oturur oturmaz masaya birkaç sayfa kağıt ve kalem kordu. Yeme içme boyunca ileriki maçı konuşurduk, kağıt üzerinde taktikleri, pozisyonlara göre vaziyet almaları konuşurduk, başka konu yoktu. Çok özlenen günlerdir. Galliga maçlarda hiç faul yapmazdı, aksine faula en çok maruz kalandı, daima iki kişinin markajındaydı. Ben gerisinde oynadığımda bundan çok yararlandım, goller attım. Bir maçta Yalova’yı sahamızda 8-0 yenerdik, maçın bitmesine daha 20-25 dakika vardı. Kaleciyle karşı karşıya kaldığı paslar attım, bunları gözleri kapalı gol atardı, direğin kenarından hususi dışarı attı bir iki defa ben anladım. Galliga niçin atman ama dedim, artık sana vermem dedim, o da bana Emino, 8-0 döverik daha ne isten, adamların canını mı alacayık, dedi. 6 gol Galliga attıydı 2 da ben.

Sürekli çok sert faula maruz kalırdı, çok sakatlanırdı ama gene de oynardı. Galliga bir başkaydı, hem futbolda hem sivil yaşamında. Hala daha halkın dilinde. Canbulat sahasına giden seyirciler mutlak surette Galliga’nın sahadaki anılarından söz ederler, iştahla anlatırlar, gururlanırlar, özlerler, nerede o günler derler. Ben de hala yaş icabı sızılarım bir gün geçecek de Galliga ile birlikte O güzelim Casnbulat Stadında futbol oynayacam diye düşünürüm, böyle bir umudum, beklentim ve böyle bir düşüncem var, lakin Galliga’nın vefatı bu umutlarımı hayallerimi bir anda silip süpürdü, alıp götürdü, beni kırdı geçirdi, bana gerçekleri gösterdi. Bana geçmişte yıllar içinde yaşadığımız güzellikleri bazen tatlı sıkıntıları hatıra olarak bıraktı. Galliga ile öyle çok, öyle eğlenceli ve öyle enteresan anılarımız var ki kitaplar sığmaz.

Nurlar içinde uyu büyük usta futbolcu, mekanın Cennet olsun, sana Tanrıdan rahmet dilerim güzel insan. Bilesin ki seni ve güzel hatıralarını ne çok sevdiğin Mağusa’lılar unutur ne de Kıbrıs Türk Halkı unutur. Her zaman kalplerde yaşayacaksın sevgili kardeşim. Başta Yaslı ailesine sabırlar diler, Mağusa Türk Gücü camiasının, Mağusa Halkının, Kıbrıs Türk Futbol camiasının ve hepimizin başı sağ olsun.