Birleşik Krallık’ta Başbakanlık Yarışı

Keir Starmer'in başbakanlığı bırakmak zorunda kalması nedeniyle münhal duruma gelen Birleşik Krallık (BK) Başbakanlığına gelecek isim neredeyse kesinleşti.

Elbette birtakım hukuksal prosedürler yerine getirilecek ama, Temmuz ayı bitmeden Andy Burnham'ın başkanlığa gelmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Tabii durum böyle olunca, BK'nın uluslararası politikadaki konumunu bilen herkes projektörlerini Andy Burnham üzerine çevirdi.

Aslında Burnham'ın İşçi Partisi başkanlığında gözü olduğu eskiden beri biliniyordu.

Nitekim geçmişte, biri 2010, diğeri de 2015 İşçi Partisi kurultaylarında başkanlık için yarışa katılmış ama ikisini de kaybetmişti.

Ne var ki şimdi ibre onu gösteriyor. Parti içi yarış olur ya da olmaz, parti içi bütün güç dengeleri ondan yana görünüyor.

Peki bu nasıl oldu?

Daha önceki yarışlarda fazla bir varlık gösteremeyen Burnham, örneğin 2010 seçiminde yarışan beş aday arasında dördüncü gelmişti, şimdi nasıl oldu da neredeyse rakipsiz başkan ve başbakan olacak?

Sorunun siyaset bilimi açısından birden fazla açıklaması var.

Örneğin, 2015 yenilgisinden sonra merkezi hükümetlerdeki görevini bırakıp 2017 yılında Manchester belediye başkanlığına geçmesi ve buradaki tutum ve icraatlarıyla kendini kamuoyuna ispatlaması en dikkat çekici neden olarak zikredilebilir.

Çünkü burada bölgenin en önemli sorunu kabul edilen ulaşımı, yaptığı köklü dönüşümle geniş kitleler yararına çözdü.

Bee Network, “Arı Ağı” adı verilen sistemle otobüs hizmetlerini kamu kontrolüyle yeniden yapılandıran Burnham, bu başarısıyla yalnızca Manchesterlilerin değil, tüm BK'nın, hatta dünyanın övgüsünü kazandı.

Tabii Burnham'ı dikkat çekici bir figür haline getiren başka iç ve dış nedenler de var.

Ama şimdi dikkatler bunlardan daha fazla onun BK Başbakanı olarak izleyeceği muhtemel ulusal ve uluslararası politikaların ne olabileceği konusuna odaklandı.

Aslında ulusal politikada izleyeceği politikaların ipucu biliniyor.

“Manchesterizm” olarak nitelendirilen, iş dünyasıyla uyumlu ancak kamusal hizmetleri de güçlendirmeyi hedefleyen bir anlayışı savunuyor.

Uluslararası politikada ve bu arada bizi asıl ilgilendiren Kıbrıs konusunda Burnham Başbakanlığındaki Birleşik Krallık'ın nasıl bir politika izleyeceğini ise bekleyip görmek gerekecek.

Yine, 10 yılda 7 ismin gelip geçtiği büyük istikrarsızlık koşullarında, Burnham’ın ne kadar süre Başbakanlık koltuğunda oturacağı da yaşayarak öğrenilecek.