BM’nin çözüm planı bu mu?

Kıbrıs sorunuyla ilgili hemen her gelişmede olduğu gibi Birleşmiş Milletlerin nasıl bir çözüm modeli üzerinde çalıştığına ilişkin taslağı yine Rum basınından öğrenmiş bulunuyoruz. BM’nin üzerinde çalıştığı formülün Rum basınına sızdığı veya sızdırıldığı şeklinin ne kadar doğru olduğunu bilmiyoruz ama okuduğumuz kadarı ile özetlemek istiyorum. Kısa ve öz yazmayı her zaman tercih etmişimdir ama bu yazım galiba biraz uzun olacak o nedenle sabırla okumanızı rica ediyorum.
BM anladığımız kadarı ile geçmişten farklı gevşek bir federasyon üzerinde nabız yokluyor. Gelişmelere baktığımızda BM, Kıbrıslı Rumların federasyon ve Kıbrıslı Türklerin ise konfederasyon olarak adlandırabilecekleri “Gevşek bir federasyon” üzerinde çalışıyor ve bu gevşek federasyon AB içinde yer alacak. Bu formül BM’ye göre iki kesimli, iki toplumlu federasyon tezi ile Türk tarafının egemen eşitlik ve devletin siyasi varlığının tanınması tezini içerecek. Peki tanınma nasıl olacak? Toprak tavizine karşılık tanınma gelebilir.
BM’nin üzerinde çalıştığı model ayrıca iki kurucu devletçik arasında gevşek ilişki bulunan bir devlet şeklinde olacak. Bu model ile ortak yetkilerin ciddi şekilde azaltılması, günlük yönetimin büyük bir bölümünün iki kurucu devletçiğe aktarılması düşünülüyor. Yine bu çözüm modelinde merkezi yapının ise, yeni devletin gündelik çıkmazlar yaratmayacak şekilde uluslararası alanda ve AB içerisinde fonksiyonel olabilmesi öngörülüyor.
BM’nin çözüm modeline göre eğer bu bilgiler doğruysa ki doğru olduğuna inanıyorum, “İki kurucu devletçik, iki meclis ve federal konular için ise daha ziyade gözetmen şeklinde çalışacak bir birim” öngörülüyor. Bu birim daha ziyade Avrupa Konseyi’ne benzer bir şekilde olacak. Ortak konuları üstlenecek olan bu birim Rum tarafının Kıbrıslı Türklerin vetosu sebebiyle işlevsizlik yaşanacağı endişesini, Kıbrıs Türk tarafının ise, Kıbrıslı Rum milletvekillerin sayısal üstünlüğüne dair endişelerini ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Yürütme yetkisi düzeyindeki senaryo ise Rum tarafının lehine olacak şekilde 2'ye 1 veya 3'e 1 oranıyla dönüşümlü sürdürülecek bir başkanlık konseyi şeklinde. BM’nin bu formül ile klasik dönüşümlü başkanlıktan daha esnek bir şekilde siyasi eşitliği getirmeyi amaçladığı belirtiliyor.
Buraya kadar Kıbrıs’ın geleceğini oluşturacak üzerinde çalışılan bir senaryonun özeti var. Bu senaryonun hayata geçirilmesi için tarafların onayı şart. Rum Lider Hristodulidis’in dönüşümlü başkanlık konusunda Cumhurbaşkanının simgesel olmasını gerçek yürütme yetkisinin Kıbrıslı Rum bir başbakana verilmesi durumunda görüşmeye hazır olduğunu dile getirdiği iddia ediliyor. Bu iddia tabii ki yine Rum basınında. Peki bunu Türk tarafı kabul edecek mi, sanmıyorum. Türk tarafı buna onay verirse karşılığında ciddi bir kazanım elde etmek isteyecektir. Örneğin Bakanlar Kurulunda alınacak kararlarda en az bir Türk Bakanın onayının olması gerektiği gibi…
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Holguin’e göre Bakanlar Kurulu en fazla 6 kişiden oluşmalı ve bunlar dışişleri, savunma, ağırlıklı olarak vatandaşlık işleriyle ilgilenecek içişleri, ekonomi ve AB bakanlıkları olmalı.
Bütün bunların yanında bir de garantörlük konusun var tabii. BM’nin bu sorunu da NAYO şemsiyesi altında çözmek gibi bir planı olduğunu anlıyoruz. Yani 1960 Garanit ve İttifak Anlaşması ortadan kaldırılacak diye anlıyorum. Tabii bütün bu planın hayata geçmesi için de bir zamana ihtiyaç olacak. Yani birkaç yıllık bir geçiş dönemi yaşanacak. Elbette ki her şey taraflarca kabul görürse yine bir referandum söz konusu olacaktır.
Yazdıklarım yazının başında da belirttiğim gibi Rum kaynaklı bilgiler. Ne kadarı doğrudur onu da bilmiyoruz. Çünkü bizim taraftan resmi bir açıklama yok. Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili Türk tarafının yani hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin ne düşündüğü mutlaka açıklanacaktır. Açıklanmalıdır da…