19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun, Nice 19 Mayıslar. NOT: Tüm Kıbrıs’ın dolayısıyla Kuzey Kıbrıs’ın da AB toprağı olduğunu iddia etmek, Güney Helen yönetiminin meşru Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu, Kıbrıs sorununda suçlu tarafın Türkler, haklı tarafın da Rumlar olduğunu, bu açıdan Türklere yargısız infaz verilen cezaların, uygulanan izolasyon ve ambargoların müstahakı olduğunu, Türklerin hiç bir sebep yokken Cumhuriyete karşı ayaklandığını, kurduğu Cumhuriyetin de meşru olmaktan uzak olduğunu, adada Rum egemenliğinin yerinde ve muteber olduğunu kabullenmek, Türklerin savunduğu tüm argümanları yerle bir etmek demektir. Kıbrıs Türk Halkını yok saymaktır. Yılların önemli basın-yayın duayeninin bu iddiayı sıkça dile getirmesine hayret etmemek elde değil. O halde Dua mı edelim, Yunan’a bağlanmaya değil de AB üyeliğine imza attıklarına? Yoksa napardık??!!            

Rumların Aralık 1963’te başlattığı Kıbrıs sorununun 3 ayda çözümünü öngören BMGK’nin 186 sayılı hukuk dışı oldubitti kararının çözümün değil çözümsüzlüğün esas sebebi olduğu, aradan geçen 60 yıl 3 ay gibi ( 723 ay ) uzun sürede açıkça ortaya çıkmıştır. Çözüm adına  boşa geçirilen bunca zamanın ilk 11 yılında adada Rum saldırılarının artması sonucu çok ciddi çatışmaların yaşanmasına, sonunda da savaşa sebep olmasına kadar varan sürecin de yegane sebebi 186 kararıdır.           Çözümün 4 Mart 1964’te BMGK’de kilitlendiğini, aradan geçen uzun zamanda ortaya konan çözüm planlarını Referandum dahil hepsinin, Rumların elinin tersiyle itmesindeki başlıca sebep de 186 kararıdır sayın bayan Holguin.  Bu gerçekleri göz ardı edip üzerini kapatmanın çözüme asla faydası olmaz. Sadece masum Türk tarafına yapılan haksızlıkları katlar. Bu şartlarda yapılmak istenen çözüm, Türklerin teslim olup Kıbrıs Helen Cumhuriyetine azınlık olarak yamalanması, ENOSİS kapısının ardına kadar açık tutulmasıdır.       

   Önceki BM Kıbrıs özel temsilcilerini de uyarmıştık, çözümün kilidi de anahtarı da BMGK’dedir, çözüm yolu kapalıdır, kilidi açmadan gelirseniz boşunadır diye. Nitekim hep öyle oldu, bayan Holguin de ayni yoldan geçip geldi boşuna. Dolayısıyla BMGK beşlisi tükürdüklerini yalama, yanlış kararı düzeltme, 3 aylık kararı revize etme, adaletsizliğe son verme, adadaki gerçeklere göre tarafsız davranma gibi önemli adımlar atmak yerine maalesef sorunu uzatmalarla 723 aya vardırmayı yeğlemiştir. Yanlış karar ve tutumlarını hayata geçirebilmek için hata üstüne hata yaparak Kıbrıs Cumhuriyetinin hiçbir suçu olmayan eşit kurucu ortağı Türk Halkını baskılarla, yaptırım ve ambargolarla diz çöktürüp hata yapmaya mecbur bırakarak kendi hatalarını bu şekilde örtme çabalarını sürdürüyorlar.         

BM parametrelerinde istenilen çözüm Federasyon, yarım asırdan fazla görüşüldü, zaman zaman çözüme çok yaklaşıldığı halde son anda Referandum dahil tümü Rum tarafınca reddedilmiş olmasına rağmen, masaları devirip kaçmalarına rağmen Uluslararası güçlerden hiçbir baskı görmeyen Rumlar,  üstünden saygı da görmüş daha da desteklenmiştir. Çözüm planlarına evet diyen Türk tarafı ise haksız cezalarına başka cezalar eklenmiş, dünyadan izoleli ambargolar altında inin inim inletilmiştir. Ve Garantör Anavatan Türkiye’mizin sürekli her türlü yardım ve desteği sayesinde hayata tutunmuş olan Türk halkının bu destekler olmasaydı bu gün adada adı bile anılmayacak, çoktan haritadan silinecekti.          

  Referandumda hayır diyen saldırgan tarafın bir hafta sonra AB’ne Kıbrıs Cumhuriyeti olarak üye alınması, bardağı taşıran son damladır, adaletsizliğin, taraflılığın ta kendisidir. Kıbrıs Antlaşmalarının,  Cumhuriyet Anayasasının çiğnenmesidir, Türk Halkının yok sayılmasıdır, çözümsüzlüğün  katlanmasıdır. Ortaklık Cumhuriyetine dünyanın gözleri önünde iki kere darbe yapacak, çökertip yıkacak, işgal edecek, Türk ortağı devletten de yerlerinden de kovacak, katliama tabi tutacak, Helen Kıbrıs Cumhuriyetini ilan edecek, Cumhurbaşkanını da öldürdük diyecek, terörist başını da yerine atayacak ve çıkarcı malum kuruluşlar bunlara aldırış etmeyip günümüze kadar bu darbecileri koruyup kollayacak mükafatlandıracak, Türkleri de haksızca dünyadan izoleli ambargolu cezalı tutmaya devam edecek, Türk ortağın haklarını darbeciye verecek. Adalet hak hukuk bunun neresinde? Ne hakla ve neye dayanarak hangi gerekçe ile? Ve Türk ortağın haklarını, Kıbrıs Antlaşmalarını, Cumhuriyetin Anayasasını ne hakla çiğnerler, nasıl yok sayabilirler? Utanmadan da başka anlaşma dayatacaklar.        

   Malum kuruluşlar, Rumların uzun yıllardır hayal ettikleri uğruna adayı kana buladıkları ENOSİS isteklerini yerine getirdiler, Türk ortağı saf dışı ederek Cumhuriyeti hediye ettiler Adaletsiz 186 kararıyla.  Eksik olan Kuzey Kıbrıs toprağını da uzun zamandır Güneye katmak için uğraşırlar, uzatmalar bunun içindir. İşgal edilen-ettirilen ortaklık haklarımızı işgalci Rumların vermesini beklemek büyük saflıktır. Kimler bizden alıp Rumlara vermişse, geri alıp  vermesi onlara düşer. Rumlar durup dururken asla  vermezler. Bu günlere böyle gelindi, görüşmeler-çözüm hep Türklerin tavizler vermesi beklendi.         

Bayan Holguin ve diğerleri, bizim Cumhuriyetteki eşit ortaklığımızı neden dikkate almazsınız, Rumlara mı mal ettiniz da hiç değinmez konu etmezsiniz?  Yoksa Referandumda olduğu gibi baskılarla korkutup, yalanlarla kandırıp feragat etmemizi mi beklersiniz? O yüzden mi cezalar baskılar?  İçimizdeki zayıf halkalardan umudunuz çok mu? Bu yüzden mi desteklersiniz?         

  Bakınız, bayan Holguin bile eşit egemenliğimizin kabul edilmeyeceğini, ambargoların da  kaldırılmayacağını, bir açılım olmayacağını söyledi. Baskıya devam. Egemen kim olacak o halde? Suçumuz nedir da yıllardır ambargoluyuz? Biz mi teptik BM çözüm planlarını da Rumlar mükafatlı biz da cezalı? Eşit egemenlik iki devletlilik ve Türkiye garantisi olmaksa BM şartlarında Federasyon,  ENOSİS’e en yakın, en uygun, en kolay en sinsi bir tuzaktır. 1960’taki sağlam, garantili antlaşma bile bozulabildi madem, böylesi Federal antlaşmanın bozulması çocuk oyuncağıdır. Biz Türkler olarak, karga misali ikinci kez tilkiye kanıp da yoldaşlarla birleşmek amacıyla GRRAAAAK demeye kalkarsak yandığımız gündür.     

     60 yıllık kokuşmuş pilav habire ısıtılır, Bayan Holguin’in payına da düştü, koydular önüne bir tabak yalla Kıbrıs’a dediler. Fazla karıştırma, altını da deşme, ayrıntılara da geçmişte adada yaşananlara da girme, duyma aldırma, sadece pilavı kaşıkla dediler. Bu da çabalar, Rumların darbelerini, saldırılarını, ENOSİS sevdalarını, Türk haklarının işgalini, hem katliamları gözden kaçırsın, kenar kenar kıyıdan ayakları ıslanmadan 186’ya yaslanarak yürüsün. Varsın Rumların avukatlığını yapsın, basamakları teker teker değil bir hoplamada 21 Aralık 1963’ten 20 Temmuz 1974’e zıplasın 11 yılı atlasın, 186’yı kadim saysın. Halbuki asıl utanç 186’nın yüz karası olduğunun farkında değil, 723 aylık uzatmaların da. Kıbrıs sorunu, meseleyi bilmeyen ilgisi olmayan dünyanın öbür ucundan gelen şartlandırılmış birilerinin iki dudağından çıkacak sözlerle çözülemez, hakikatler ört bas edilemez, haklı  tarafı da  mahkum edemez. Kıbrıs meselesi açık ve sarihtir, uzaklara gitmeye gerek yoktur.          

Federalcilere soralım, Rumlar sözde Kıbrıs Cumhuriyeti adına 1963’ten beri yabancı ülkelerle  bizim dışımızda aleyhimize, Türkiye’nin aleyhine çeşit alanlarda onlarca anlaşmalar yaptı, hemen hepsinde de Yunanistan ortaktır. Eğer birleşirsek bu anlaşmalar haliyle geçerli olacaktır, hiç şikayetiniz tepkiniz olacak mı? Yoksa, Rum egemenliğinde tamam mı, öyle gardaşçık gumbarocuk sirtakili  mesela?          

  Yahu dünyada vicdan sahibi, günah, adalet, hak Hukuk, insanlık kalmadı öldü mü? Hani BMGK ateş kesi ne oldu, katliam soykırım sürüyor Gazze’de, sanki da zararlı haşarat öldürülüyor, habire gidiyor çocuklar, yaşlılar gençler kadınlar. Dur diyen yok, güya var ama yok. ABD’li senatör utanmadan Atom da atılsın Gazze’ye diyor, ulan kan emici bu kadar mı vahşi oldunuz? Biz da seyrederiz koltuklarda yan gelip, kahve içip, çerez, meyve yiyip? Arada bir da iş ola sinirlenip sövüp sayıp?          

Vallahi BMGK sözlerinden sakın çıkmayın ey dünya ülkeleri, kulağınıza küpe olsun, baş eğin boyun bükün, elleri göbekte bağlayın, ara sıra da iş ola go home Yanky pardon, come on I love  Yanky deyin, bazen da hani eskiden bir marş vardı, Amerika Amerika bütün dünya durdukça’ diye ve biz çocuklar da bir mok sanırdık, 1950’li yılların ortalarında, Kızılderilileri vurduklarında da sevinirdik filimlerinde, hem Vietnamlıları. O zamanlar Solcular tamamdı, biz sevinirken onlar bağırır çağırır protesto eder, nefret ederdi.           Şimdi nasıl da taraf değiştirdiler, ne ideoloji kaldı ne mitoloji, eller göbekte. Güçlü ağaların emperyallerin adlarını duymak istemezlerdi, şimdi duyunca ağızları kulaklarında hazır ola geçerler. Efendim, eşit egemen iki devlete kızarlarmış, kabul etmezlermiş, cezalandırırlarmış, yan bakarlar, kaşlarını çatarlar, gözleri fal taşı kesilirmiş, o yüzden ne derlerse okey, Rumlarla birleşmemizi Federasyonu  isterler. Ya, Özgürlük, bağımsızlık, egemenlik falan, mesele yok. Yamalanmanın? Hiç mesele yok.          

Bakınız, Rum Dışişleri bakanı Kombos, acele Özbekistan’a uçtu. Yakında Türk Cumhuriyetleri toplantısı olacak, burada Kıbrıslı Türklerin statüsü olmada yükseltilir, engellesin diye gitti. Da ne diyecek merak etmem okkalı yalanlarını. O da 186’ya yaslanacak, darbeleri, saldırıları, katliamları, Cumhuriyeti yıkıp yerine Helen Cumhuriyeti ilanını, Cumhurbaşkanı Makarios’u öldürdüklerini duyurmalarını, terörist başını Cumhurbaşkanı atadıklarını, Türkleri devletten, köylerinden atıp göç ettirdiklerini, sözde Cumhuriyeti 60 sene 5 aydır işgallerinde tuttuklarını falan bahsedecek değil ya! Yalanları sıralayacak Kıbrıs sorunu 1974’te Türkiye müdahalesiyle başladı diyecek, vurdu kırdı, göç ettik diyecek vs.        ,

Yahu bu dünyada Türkiye’den başka yürekli bir Devlet ve korkusuz bir lideri yok mu? Darbeci saldırganların hem destekçilerinin suratlarına haykırsın gerçekleri? Madem yoktur, gerçekleri bildikleri halde ortaya koymaktan korkanları umursamayanları Allah bildiği gibi yapsın, öncelikle kasıtlı adaletsizlik yapanları. Masum Kıbrıs Türklerini hem Filistin Halkını  seyrediyorlar. Eeee böyle nereye varacak dünya? Güçlülerin Adaletsizliği bitene, Adalet hakim olana  kadar.

 

Editör: Pınar Gözek