Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmek hayaliyle onlarca yıl yer altında ve yer üstünde çeşitli faaliyetlerle bu amaçla kurdukları Yunan destekli EOKA terör örgütüyle Kıbrıs adasını yıllarca kana bulayan, nihayetinde Ağustos 1960’ta Türklerle Rumların eşit ortaklığında Uluslararası Antlaşmalarla kurulan ve Türkiye-Yunanistan ve İngiltere’nin de Garantörlüğündeki Kıbrıs Cumhuriyetine, ENOSİS amaçlı olarak 21 Aralık 1963’te AKRİTAS adlı Türkleri imha Planını devreye koyarak ilk katliamı gerçekleştiren, akabinde Türkleri devlet ortaklığından silah zoruyla kovarak devletin bütün organlarını işgal edip ada geneline yaydığı saldırılarla Türkleri 103 köyden göç ettiren, adanın yüzde üçlük kısmına sıkıştıran, abluka altında saldırılarla ambargolarla izolasyonlarla yok etmeye girişen, bu amaçla yüzlerce masum Türkü katleden yaralayan sakat bırakan, dolayısıyla Cumhuriyete birinci darbeyi gerçekleştiren ve Kıbrıs sorununu yaratan saldırgan Rum tarafına, dünyayı güya idare eden, güya ayar veren BMGK gadimici beşlisinin 4 M A R T 1964 tarihinde 3 aylığına diye aldığı Hukuk dışı oldubitti siyasi 186 sayılı kararla, Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyetini altın tepside sunulduğu günün 62. Yıl dönümüdür bu gün.
Bu Hukuk dışı kararla Kıbrıs’a sözde Barış Gücü askeri de gönderilmesi, bu gücün de devleti yönetenlerin yanında olması ve asayişle düzenin yeniden tesis edilmesine yardımcı olması da kararda yer almıştır. Bu da saldırıya uğrayan suçsuz Türk ortağı ne yazık ki ASİ durumuna sokması ise 186 kararının ne kadar büyük utanç, Adaletsizlik ve taraflılık içerdiğini ortaya koymaktadır. Buna ilaveten baktığımızda, 3 aylık kararın uzatmalarla bu gün itibarıyla 744 aya vardırılması ( 62 SENE ) ayni zamanda bu kararın taraflı oluşu çözümsüzlüğün başlıca sebebi de olduğu aşikar ortada durmaktadır. Uzatmaların tek nedeni ise, malum kararla çözümsüzlüğün sürmesidir ki beraberinde saldırgan darbecilerin her halukarda 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs Cumhuriyetine yaptıkları ikinci ve daha büyük bir darbe sonrasında bile yine Cumhuriyetin yönetimini elinde tutma garantisinin olmasıdır. Kısacası 186 kararı, adada asayiş ve düzenin yeniden tesisi değil bilakis daha büyük sorunlara gebe olmasıdır, ki bu karardan sonra saldırganların Türklere saldırıları kat be kat artmış olup sonuçta büyük savaşa sebep olmuştur. Kısacası, kümesteki tavuklar tilkilere teslim edilmiştir BMGK kararıyla.
İkinci darbede saldırganlar kendileri gibi Rum olan ayni zamanda Baş Piskopos da olan Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı Yunan Cuntası askerleri EOKA tedhiş örgütüyle birlikte tanklarla toplarla havanlarla ağır silahlarla saldırmışlar ve sarayı darmadağın edip yüzlerce Makariosçu korumayı da katletmişlerdir. Neticede Makarios’un darbede öldürüldüğü yerine terörist başı Nikos Sampson’un atandığı, Kıbrıs Cumhuriyetinin yerine de Kıbrıs Helen Cumhuriyetinin kurulduğu TV ekranlarından dünyaya ilan edilmiştir. Bütün dünya canlı olarak saldırıları ekranlardan izlediği halde gelin görün ki mükafatlandırılmaları günümüze kadar artarak devam etmektedir. İkinci darbede BMGK kılını bile kıpırdatmadı, adada asayişi sağlayan Garantör Türkiye olmuştur. Bu daima akılda tutulsun.
Referandum dahil bütün BM çözüm planlarını darbeciler reddettikleri halde mükafatlar artırılıp Cumhuriyeti alenen yıktıkları halde tek başlarına güya tüm Kıbrıs’ı temsilen AB’ne üye alınmışlardır. Sanki Kıbrıs Cumhuriyeti varmış gibi hem de Türk ortağı yok saydıkları halde. Yaşanan bu gerçekler gösteriyor ki, bu dünyada ne Adalet kaldı ne edep kaldı, ne utanma arlanma, ne insanlık kaldı. Kıbrıs sorununda Rum tarafının ta başından hiçbir haklı tarafı olmadığı halde yine de desteklenir.
Denecek ki Kuzeyde malları kaldı. Evvela baştan savaş suçlusudurlar. Biz Türklerin de Güneyde mallarıu kaldı, bununla bitmiyor, 1955’lerde Türklerin göçleri yaşandı, malları talan edildi yakıldı yıkıldı, ailem de aynen, 1963’lerde ikinci defa göçümüz yaşandı, mallarımız gene kullanıldı yakıldı yıkıldı, 1974’te gene göç ettik birinci Harekatta. İkinci Harekattan sonra bir çoğumuz yerlerine gidemedi, gidenler de evlerini harp olarak buldu, yağma talan da edildi. Ammmma bunlar için durup dururken Türklerin kaybettiği ne canlarını sordu ne mallarını sordu, ne maddi ne manevi tazminat konuşuldu. Ammma Ağustos 1974 sonrasında dünya ortaya çıktı, Rum malları da Rum malları. Sanki daha önce Türklere de ayni ilgi ve destek yapılmış gibi.
Diyeceğim şu, BM ve BMGK miadını çoktan doldurdu, dünyayı karıştıran BMGK beşlisi ve bunların üç beş maşası. Geriye ne kalır, geriye 190 civarında kanayaklı ödlek, güya bağımsız!!!! Aha Güneydeki darbeci yönetimlerin devamı, adamızı savaş meydanına çevirdi, yabancı üslerle doldurdu 186 karşılığında. Yabancı güçleri çağırır habire adaya gelsinler korusunlar kendini. Yahu bu yabancı güçler adada çoğaldıkça, İran’ı teşvik ederler saldırsın. Bay Hristodulidis, en tehlikeli ve en sinsi Rum lideridir. Sanırım, Güney’i de kaybedecek. Sıçtı suvadı ortalığı, hak yemek nereye kadar??? Lanet olsun 186'ya hem uzatanlara.