DARBEYLE KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİN İLANI VE SONRASI

Evvela darbenin, 15 Temmuz 1974 tarihinde Pazartesi günü yapıldığı ve Yunanistan Cuntasının 1963 sonrasında Antlaşmalara aykırı olarak Kıbrıs’a yasa dışı soktuğu 20 bin asker ile Rum terör örgütü EOKA B’nin birlikte, 1960’ta Türk-Rum eşit ortaklığında kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyetine karşı, dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı sarayı ve Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’a karşı ENOSİS amacıyla tanklar toplar, havanlar ağır makineli silahlarla gerçekleştirdikleri, bazı Rum yazarlarına göre darbe, kimilerine göre de Yunanistan’ın istilası olarak nitelenen ve yüzlerce saray muhafızının da katledildiği büyük bir saldırı olduğunu belirtelim.

Darbe-istilanın elbette kanlı geçmişi vardır Kıbrıs’ta, 15 Temmuz günü tesadüfi kendiliğinden oluşmuş bir tarih değildir, lakin istilanın esas tarihi Atina’da karar alınmıştır saatine kadar, Türklerin İfestos adlı imha planı da. 21 Aralık 1963 Türk ortağa karşı başlatılan AKRİTAS adlı imha planı gereği saldırı ve katliamlar, Kanlı Noel katliamları ve devamında 10 yıla varan her türlü saldırılar, Türklere yaşatılan göçler, abluka altında ambargo ve izolasyonlara tabi tutulan gayet zor ilkel şartlarda yaşama tutunmaya çalışan ve her türlü saldırı ve tehlikeye açık olan, silah zoruyla da ortak devletten kovulan masum Türkler.

Türklere yapılan ilk saldırıların iki buçuk ay sonrasında, BMGK tarafından 186 sayılı taraflı Hukuk dışı siyasi kararla ortaklık haklarının elinden alınıp saldırgan darbecilere hediye edilmesiyle otomatikman anında ASİ durumuna sokulan Türkler. 1974’e kadar da adada sözde Barış Gücü askeriyle de ASİ muamelesi gören Türler. Ve maalesef hala daha öyle görülmekte hem de dünya kamu oyu nezdinde.

Gelelim konumuz darbe-istila öncesine, Cuntacılar-EOKA’CILAR neredeyse her gece güya Cumhuriyetin sadece Rumlardan oluşan Polis karakolları bombalandı, Makarios kendine bağlı muhafız gücü oluşturdu, sol görüşten AKEL’den destekçileri darbeciler tarafından yacak bucak arandı, kıstırıldıkları yerlerde infaz edildi darbe gününe kadar.

Darbenin yapıldığı gün yüzlerce koruma katledildi, CB sarayı darmaduman edildi. Darbeci başı azılı terörist cani, kadınların yaşlıların, İngiliz kadınların katili Nikos SAMPSON TV ekrarlarından arkasında iki silahlı çapulcu olduğu halde açıklama yaptı dünyaya. Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılmıştır, yerine KIBRIS HELEN CUMHURİYETİ KURULMUŞTUR. MAKARİOS ÖLDÜRÜLMÜŞTÜR, YERİNE DE BEN ATANDIM ‘ DEMİŞTİR. Halbuki Makarios bir şekilde kaçmayı başarıp Baf’a kaçmıştır. Oradan bir radyo kanalından hayatta olduğunu duyurmuştur. Ayni gün ise İngilizler tarafından adadan kaçırılmıştır.

Makarios, İngilizler tarafından BMGK’ne götürüldü, orada 19 Temmuz’da tarihi bir konuşma yaptı ağlayarak, Yunan Cuntası-EOKA B’yi ifşa etti itirafta bulundu, Türkler çok büyük tehlikededir dedi ve BMGK’den hem Garantör Türkiye-İngiltere’den müdahale etmelerini talep etti. Darbe ile birlikte Türkler savunma hatlarını kıt imkanlarla güçlendirmeye, 24 saat her an hazır halde bekledi, her bölge, her mahalle kendini savunma hazırlığı yaptı. Zira, Türklerin başka bir yerde zor durumda olanlara yardıma gitmeye, destek olmaya imkan ve ihtimali hiç yoktu, ne böyle bir gücü vardı ne de imkanı.

Gelelim dünyanın adaletine, ve hala devam eden içine ettiğimin taraflılığına hem hukukuna, hem doğruluğuna, vicdanına, mangalda kül bırakmayan insanlığına, hem eşitliğine, demokrasisine, hem kararlarına. 15 Temmuz’da darbe yapılır, her taraf allem kallem, bizler bölgemizde Mağusa’nın dış semti Sakarya’da, hepsi sivil kadın çoluk çocuk yaşlı genç, üçümüz polis idik. Nüfus 250, çok çok 300. Düşmanla çarpışacak sayı 80-90 kişi, 15 -70 yaş arası. Herkese bir silah düşmez, çoğu kırık dökük, hafif silahlar, piyade tomson bren falanGece gündüz herkes evinin önünde uygun bir yerde karşıyı gözetler, silahsız, üniformasız, mevzisiz halde. Günlerden Cuma 19 Temmuz 1974 öğleden sonra 13-14 cıvarı.

Evim Sakarya’nın Kuzey Batısında Lefkoşa ana yoluna taraf. Ana yol ile aramız 80 bilemedin 100 metre, konumumuz ana yoldan Sakarya’ya meyilli. Derken, Lefkoşa yolundan ağır makine sesleri , gıcırtılar yüksek seste, aniden üç zincirli tank belirdi kıraç tümsekte cayırtılarla, aralıklarla karşımıza yerleştiler toplarını bize çevirdiler ve stop ettiler. Bu arada otobüsler dolusu askerler geldi koşarak eğili eğili her tarafa siper aldılar.

Bizim takım 20-25 kişi, ben Takım k. yard. Düşmanlar kuşatınca irtibat hendeklerimizde olan kum torbalarını acele doldurmaya başladık, mevzi yapmamız yasaktı, silah göstermek hem üniforma giymemiz da. Takımın 6-7 yerde mevzileneceğimiz yerler belliydi. Daha beş on torba ancak doldurup dizmiştik ki, sol taraftan düm düz tarladan tozu dumana katarak iki Bulaşık (Barış) Gücü arabası göründü, biz sandık araya girecek yahut Rumları katacak. Tam tersi oldu, geldiler önümüze yakın durdular, bağıra çağıra kasaturalarla, silahlarla yanımıza geldiler, afalladık noluyor dedik.

Başladılar torbaları parçalamaya, biz da diğer arkadaşlar da geldiler başladık itişip kakışmaya, TK Komutanımız Hüseyin Çavuş’tu, Rum tanklarını gösterdi, asıl onları gidip katmanız lazım dedi, burası bizim bölgemizdir dedi. 8 -10 kişiydiler, komutanları bir saniye tanklara dönüp baktı. Gene bie siz mevzi yapamazsınız dedi. Bölge Komutanımıza bildirdik, bırakınız bozsunlar, gece yaparsınız emri geldi. Bir saatten fazla çekiştik, sonunda dizdiklerimizi yırtıp siktirip gittiler, Rum çapulcular da karşıdan gülerlerdi, aramız düz tarla idi.

Yeterince torbamız yoktu, zifiri karanlıkta kalanlarla yarı buçuk mevzi yaptık, koskoca tanklara hem ağır silahlara ve kalabalık çapulculara karşı. Sabahleyin de savaş başlar başlamaz komşum 23 yaşlarında Kemal Hasan anlından vuruldu Şehit oldu mevzi deliğinden giren kurşunla. Karanlıktı torbalar azdı, mevzimizi düzgün yapamadık. BG komutanı, tankların paletlerinin hepimizi çiğnemesine bıraktı. Sakarya’da çok çok büyük savaş yaşandı, düşman her türlü ağır silahı, topu havanı dum dum kurşunu da aralıksız ve orantısız kullandı.

Birinci gün savaş akşam üzerine kadar olanca şiddetiyle devam etti, akşamüzeri biraz yavaşladı sözde BG komutanını Rumlar yolladı teslim olalım diye. BG komutanı silahları toplamak istedi, zira Rumların büyük taarruza geçeceklerini söyledi, kabul edilmeyince komutan yüksek sesle hepinizi öldürecekler dedi ve siktirip gitti. Savaş tekrar şiddetli şekilde başladı.

BM Genel Sekreteri bay Guterres ve temsilcisi baya Holguin, yapmak istediğiniz nedir, yarım kalan ENOSİS’in tamamlanması için midir? Ortada suçlu bir taraf vardır, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar. Bir de masum taraf vardır Kıbrıslı Türkler ve Türkiye. Sizler, gerçeklerle değil yalanlarla oldubitti emrivakilerle ve hukuk dışı taraflı haksız kararlarla sonuç alma çabasındasınız, ki bu çabalarınız BM olarak 3 aylık kararın Adaletsizliği, taraflılığı ve tutarsızlığı uzatmalarla 748 aya vardırılmasıyla ispatlıdır. Kasıtlı hatalarınızı kapatmak için, bizi baskılarla ambargo ve izolasyonlarla yanlış yapmamızı asla başaramayacaksınız. Sakarya’da yaşanan gerçeklerden hareketle, Taşkent’te ve daha başka yerlerde BM sözde Barış Gücünün oynadığı sahte roller neticesinde yüzlerce masum Türk kurşuna dizilmiştir, 3 köyümüzüm ilk okul öğrencileri topyekün, anaları dedeleri ablaları akrabaları da birlikte topluca çukurlara gömülmüştür. Hala Kıbrıs Cumhuriyetinin meşru sahibi ve egemeni ve de tanınanın, aslında darbeci Güney Kıbrıs Helen yönetimi olduğunu ne zaman anlayacaksınız?????? 15 TEMMUZ 1974 belgeselini bulup izleyiniz bir zahmet, doğruyu bulasınız. Hangi tarafın arkasındasınız iyi belleyiniz hepiniz da.