EŞEL MOBİL

Enflasyon dönemlerinde dar ve sabit maaşlıların alım gücünü koruyan eşel mobil sistemi, KKTC’de amacından sapmış durumda.

Uygulamadaki haliyle, bir yandan enflasyon sarmalına neden olurken, bir yandan sosyal adaleti zedeliyor, bir yandan da borçla bile döndürülemeyen bir mali yük oluşturuyor.

Sistem sadece kamu çalışanlarına ve emeklilerine uygulanıp özel sektör çalışanları için geçerli olmadığından ülkede keskin iki sınıf yaratmış durumda.

Geçmişten beridir öyleydi ama özellikle son 3-4 yıldır kamu çalışanları ile özel sektör çalışanlarından oluşan bu iki sınıf arasındaki gelir makası çok daha keskin bir şekilde açılmış durumda.

Asgari ücret artışlarıyla, özel sektör çalışanlarının en alt düzeyinde yer alan çalışanlar için de enflasyona yakın artış sağlandığı düşünülse de, özel sektörün diğer çalışanlarının maaşlarının enflasyon oranında artmadığı bir sır değil.

Ne var ki, son günlerde hükümeti eşel mobil sisteminde yeni düzenlemeyi iten temel nedenin enflasyon sarmalı ya da sosyal adalet ilkeleri olmadığı anlaşılıyor.

Temel neden, daha çok bir süredir borçla döndürülen eşel mobil sisteminin artık borçla da dönemeyecek bir hale gelmiş olmasıdır.

Ama hükümetin 3 artı 9 ay periyodunda öngördüğü yeni düzenlemenin mali anlamda da işe yarayacağı çok şüphelidir.

O yüzden hükümet, başbakan Üstel’in bir ara telaffuz ettiği gibi “az kazanana çok, çok kazanana az artış” formülünü uygulayacak siyasi iradeyi göstermelidir.

Böylece bir taşla üç kuş vurulabilecektir.

Hem enflasyon sarmalı tam değilse de kısmen kırılacak, hem sosyal adalet ilkesi gözetilecek, hem de zaten üstesinden gelinemeyen mali yük hafifleyecektir.