Yediniz yedirttiniz hep birlikte bitirip tükettiniz 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini. Adı var kendisi yok, sadece Hukuk dışı kararlarınızda hem sözlerinizde kaldı, hiç sıkılmadan utanmadan bir da dünyaya baskı yaparsınız tanısınlar diye, iki defa darbelerle yıkıldığı, ortaklardan birinin silah zoruyla kovulduğu ve darbeciler tarafından bütün kurumları işgalde olduğu halde. Güney Kıbrıs’taki Rum yönetimini, güya Kıbrıs Cumhuriyeti diye kabul edip ettirirsiniz baskılarla, uydurma gerçeklere aykırı Adaletsiz, çıban başı 186 sayılı kararla. Neden baskı yaparsınız ve niçin masum tarafa yaparsınuız, çünkü karar 3 aylık diye alındı, bu sürede güya adada bozulan asayiş ve düzeni yeniden tesis edeceklerdi, gönderilen sözde Barış Gücü hem saldırgan darbeciler birlikte. Yahu saldıranlar zaten darbeciler, asayişi-düzeni bozan da. Bu durumda düzen sağlanabilir mi hiç?? Türklerin düzeni bozmaya ne niyeti vardı ne de gücü, mümkün değil. Kısacası kümes tilkilere teslim edilirse durum böyle olur. Gerçeklere tam ters olan karar fos çıktı tabii, bir işe yaramadı aksine Türklere saldırılar daha da arttı.
Meselenin bu gün itibarıyla gelinen aşamada ve yıllar içinde yaşanan gelişmelerden ortaya çıkan durum şudur. BMGK-AB, Haksızlık, Adaletsizlik, çifte standart ve taraflı bir tutum sergiledikleri apaçık ortadadır ve tartışma da kabul etmeyecek durumda gayet açık ve sarih şekilde ortadadır ve Kıbrıs’ta sorunu Rum-Yunan’ın ENOSİS amaçlı başlattıkları ve silahlı saldırılara giriştikleri, Ortak Kıbrıs Cumhuriyetine iki defa darbe yaptıklarını, bu amaçla Türk ortağa yıllarca saldırdıklarını gayet iyi bildikleri halde, suçluları masum, masumları suçlu duruma sokup bu yönde mükafat ve ceza uyguladıkları gerçeği ortada iken bunlara dayanayarak benim görüşüm, bu kuruluşların suçlulardan yana oldukları ve ENOSİS’in gerçekleşmesi için ellerinden geleni yaptıklarıdır. Masum tarafa baskıları, ambargo izolasyonları pes ettirmek, hataya zorlamak ve isteklerini kabul ettirmektir. Kasıtlı hatalarını da bu şekilde örtmektir. Tarafsızca ve gerçeklere göre düşünen sağ duyulu insan oğlu insan bu kanıya varır. El insaf yahu, 15 Temmuz 1974 EOKA B – YUNAN CUNTASI darbesini ve istilasını, Kıbrıs Helen Cumhuriyetinin ilanını, CB Makarios’un BMGK’deki tarihi konuşmasını ve itiraflarını hatırlayın hiç olmazsa, bakın bulun öğrenin ey insanlar da ona göre karar verin. BİRAZ VİCDAN.
Hukuk dışı Karar sürekli uzatıldı 62 yılı forsa etti. BMGK, kararı ne iptal etti ne askıya aldı, koskoca sözde Güvenlik Konseyi tükürdüğünü hiç yalar mı??? Baskılarla cezalarla kuru vaatlerle Buraya bakın, Kıbrıs Cumhuriyeti Uluslararası Kuruluş Antlaşmalarında, gerçi Uluslararası mekanizmayı işinize geldiği gibi kullanırsınız o ayrı , soralım bakalım kurucu ortaklardan biri olan Kıbrıs Türk Halkı nerede, hani nerede eşit ortak Türk Halkı?? 62 sene 6 aydan beridir silah zoruyla devletten kovulalı. Bu kovulmayı da BMGK onaylayalı 62 sene 4 ay oldu. 22 sene de oldu tek taraflı olarak sadece darbeci Rumları üstelik bütün Kıbrıs adına güya Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyeliğe alalı. Eeeee biraz ayıp oldu, androbi.
Ey AB, üye aldığınız Kıbrıs Cumhuriyeti değildir, 15 Temmuz 1974’te EOKA B – YUNAN CUNTASI birliktelikte yaptıkları darbe-istila zamanında dahi YAŞIYOR dediğiniz, 11 yıl öncesi 21 Aralık 1963’te Türk ortağa Rum ortağın saldırarak ortaklık Cumhuriyetinden silah zoruyla kovduğu birinci darbeden sonra da YAŞIYOR dediğiniz, gerçekleştirdikleri İKİNCİ DARBE-İSTİLADADAN sonra Kıbrıs Cumhuriyetini yıkarak yerine DÜNYAYA ilan ettikleri KIBRIS HELEN CUMHURİYETİDİR O üyeliğe aldığınız. Öyle Hukuk dışı taraflı, çıkarlara dayalı oldubitti siyasi kararlar, Uluslararası Antlaşmalarla iki kurucu halkın ve 3 garantör ülkenin ıslak imzalarıyla kurulmuş bir Cumhuriyetin, hiçbir fonksiyonunuz ve de yetkiniz yokken Cumhuriyetin yapısını darbeci ortağın lehine değiştirip, masum diğer ortağı da yok sayarak ve de kuruluş Antlaşmalarını hem Cumhuriyetin Anayasasını çiğneyip çiğneterek, hal böyle iken HALA DAHA KIBRIS ORTAKLIK CUMHURİYETİ YAŞIYOR deyip ortaklık Cumhuriyetini darbeci saldırganların heybesine koyamazsınız.
Kasıtlı ve haksız olarak masum Türk Halkına yıllardır uyguladığınız cezalar, ambargolar izolasyonlar ve baskılarla bezdirip çıkarlarınıza ve dayatmalarınıza yes sör dedirtemeyeceksiniz. Gün gibi aşikar olmuştur ki, saldırgan darbeciler her şeye rağmen korunup kollanmakta el üstünde tutulup şımartılmaktadır. Hiçbir haklı tutar tarafı olmadığı halde arkası sıvazlanmakta, bu açıdan ortaya çıkan çözüm planlarını elinin tersiyle itmekte sakınca görmemektedir. Öte yandan her zaman çözümü destekleyen Türk tarafının ise cezaları katlanmaktadır. Bu gerçeklerin şüphe kaldıran hiçbir yanı yoktur. O yüzden söz konusu kuruluşlara güven duymak isteyen bir daha düşünsün.
Ey BMGK-AB, Kıbrıs sorununu başlatanlar bellidir, sebebi de tarihi de bellidir. Kıbrıs Cumhuriyetine darbeleri yapanlar Türkler değildir, Helen Cumhuriyetini ilan edenler Türkler değildir, Cumhurbaşkanı Makarios’u öldürdük diyenler Türkler değildir, terörist başı Nikos Sampson’u Cumhurbaşkanı atayan Türkler değildir. Türkler saldırgan değil savunmada olandır, soykırıma uğrayandır. Ey BMGK-AB, sizler kimleri desteklersiniz hiç sıkılmadan? Hiç olmazsa eşit olsun davranın, o da yok, yazıklar olsun göz göre göre suçlulardan yanasınız.
Annan Planı Referandum sonrasında hani Türkler evet, Rumlar ezici çoğunlukla hayır demişti, da BMGS sayın Kofi Annan rapor hazırladı ve Türk Halkına yapılan haksız uygulamalara son verilmeli dedi. Ama BMGK den veto yeyip rapor rafa kaldırıldı. O zaman Rusya, Rumlarla içli dışlıydı, ama son beş on sene içinde ABD bastırdı, işi bozdu, ne parasını alabildi ne de Kıbrıs’ta , Orta Doğuda, Doğu Akdeniz’de kalabildi, kovuldu. Her ne halse hala bir şeyler umar o yüzden 186 kararının zamanı geldiğinde uzatılmasını destekler. Rum yönetimi Rusya aleyhinde çok uğraştı, AB içinde de, hatta AB’nin Rusya’ya yaptırımlarına Türkiye de katılsın diye bastırır AB içinde, Türkiye’yi mecbur etsin diye. Ama Rusya, hukuk dışı çıban başı oldubitti taraflı Adaletsiz 186 sayılı karar için son uzatmada itiraz etmedi, uzatıldı.
Mesele çıkarlardır, beklentilerdir, nedir bunlar, malum karar ortada durdukça Kıbrıs sorunu çözümsüz kalır ebediyen, bu da savaşa açık kapıdır, savaşacak olanlar ise ayni cephededirler Rusya’ya karşı, NATO, AB, falan. Burada en önemli olan, kararın sadece 3 AYLIK olarak alınmasıydı, hala devam ediyor 62 sene 4 ay oldu ( 748 ay ). Bu da gösteriyor ki, Rusya’dan başka diğer dörtlü de ayni bekleyiş içinde, çıban daima kanasın, yara hiç kapanmasın. Olay budur, BMGS bay Guterres, bayan Holguin, Haktan yana haklıdan yana olunuz, görünen o ki Adaletsizlerin emir kulusunuz, hade güle güle. Bizim Federasyoncular, emiz olunuz sizden daha fazla uğraşır, niçin mi, orasını kendileri de bilmez.
Hani nerede bu Kıbrıs Cumhuriyeti, Türk Cumhurbaşkanı Muavini, Türk Bakanlar, Türk Milletvekilleri, Türk Polisler, askerler, müdürler, memurlar????? Kimse sakın kendileri kaçtı demesin, zira yalan söylemiş olur. Zaten Güney Kıbrıs’ta, 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinden zerre kadar bir şey kalmadı, tek taraflı çeşitli ülkelerle yaptıkları ve hepsinin de içinde anaları istilacı sözde garantör Yunanistan’ın da yer aldığı, Türkiye ve Kıbrıs Türk Halkı aleyhinde olan her türlü anlaşma ile çeşitli yabancı askeri yığınak ve üslerin yer aldığı Cumhuriyetin kuruluş Antlaşmalarına aykırı yapılan anlaşmalardan dolayı yerinde yeller eser.
Şimdi BMGS bay Guterres, olası görüşmelere AB’nin de katılmasını ister, temaslar yapar temsilcisi bayan Holguin bu hususta. Dört taraftan kuşatma. Hade bakalım, hep masada kaybederiz, gene başlayacak havuzlu villalar, havadan yağacak avrolar. Zannedersem ziyadesiyle hatalar yaptık, zaman zaman görüşme masalarında karşılık almadan bol bol tavizler, darmaduman edilen iki kesimlilik iki toplumluluk, ayrıyeten mal mülk konusunda. Çok kez yazdık bu meselede sonuna kadar haklıyız diye. Kıbrıs sorununu yaratan, Türk ortağına saldıran, göç ettiren, katleden, devletten kovan, Cumhuriyete darbeler yapan, savaş suçluları olan Rum-Yunan. 3 defa göç ettirilen, malları mülkleri kullanılıp hem de talan edilen yakılıp yıkılan. Rumlar bir defa göçmen oldular, o da kendi kafalarından, ENOSİS heveslerinden. 1955-58, 1963-74 yılları arası, 1974’te de tekrar. Kimse ne aradı ne sordu, ne tazminat ne manevi tazminat, bir kuruş vermedi. Şimdi Rumlar bir kere dedik ya sebep kendileri, ama dünya kalktı oturdu, Rum malları da gene Rum malları, büyük Mahkemeler, insan Hakları vs. Yahu daha önce hiç aramadılar sormadılar, Rumlar konu olunca velveleye verdiler ortalığı. Halbuki esas bizim dava etmemiz lazım, yitirilen masum canlarımız, mallarımız, elimizden alınan Cumhuriyet ortaklığımız, çektiğimiz çileler zulümler, endişeler, korkular, açlık susuzluk, ilkel hayatlar. Ama yargısız infazla suçlu tutulan gene biz Türkler. Yüz karası 186 sayesinde.
Bir Rum da sosyal medyada yazdı, Kıbrıs Cumhuriyetine saygılı olalım mış, hade ordan yüzsüz sizden ziyade saygısı mı olur ??? Hem Kıbrıs Cumhuriyetine hem Cumhurbaşkanı hem Başpiskoposunuz Makarios’a hem sarayına tanklar toplar havanlar ağır silahlarla saldırarak mı saygı duydunuz yoksa??? Saygı duyalım diyenlere bakınız. Her şeyi inkar ettiler, şimdi saklanırlar yıktıklar enkazın arkasına. Neydi O AKRİTAS hem İFESTOS PLANLARI ????? Polis karakolları bombalamaları, hem AKEL’cilerin katliamı, Türklere yaptığınız soy kırımlar?? Hoşt.
Kaç defa yadık, 1963-74 yılları arasında Rum saldırıları, tarihleriyle, bölgeleriyle, kayıplarıyla, göçleriyle, katliamlarıyla, öte yandan Türk saldırıları için de ayni şekilde (tabii varsa) hiç abartmadan ve hiç de saklamadan objektif şekilde bütün gerçekliğiyle başından sonuna kadar Akademisyenler bilir kişilerce kaleme alınsın, belgeler toplansın ne varsa, BRT ekranlarından Türkçe Rumca İngilizce olarak belli bir kanalında programlarla dünyaya duyurulsun, Türkleri top yekun imha için önceden hazırlanmış AKRİTAS VE İFESTOS KATLİAM PLANLARI da bir bir açıklansın diye. BRT’mizin 6 kanalı vardır, bir tanesi buna hizmet etsin, Bayrak yeniden KIBRIS TÜRK MÜCAHİT’İNİN SESİ OLSUN dedik. Kimse duymadı aldıran da olmadı. Sosyal medyada Rum bayanın paylaşımını gördüm, bilmesem biraz daha inanacaktım yalanlarına, neler neler, kanlı haritalar, tanklar askerler, propaganda vs.
Biz ise bir birimizi yemenin peşindeyiz, iki parçaya bölündük, al birini vur ötekine, birisi Güneye geçip Milli Davamızı AKEL ve DİSİ dayanışmasıyla güya Federasyon çerçevesinde çözüm arayışında, diğeri da koltuk sevdasıyla bildik klişe sözlerle günü kurtarma arayışında. Hiç birisi da sözünü ettiklerimle ilgili değil, panayır panayır gezilir, kurdelalar kesilir, bitta börek çerçellugya yenilir, oyun havaları, zıplamalar oynamalar, senfonili orkestralar, tütsülerle nazardan uzak, geçimler, seçimler, koltuklar, makamlar, bal yapmaz arılar, kılıçları çekmeler, altında kalanın boynu kopsun. Da, önümüzde gördüğüm kadarıyla zor günler, sıkıntılı olacak günler yakındır, belki de parçalanmamız sebebiyle yeniden bir oyuna da gelebiliriz zira durum müsaittir. O yüzden ben vaziyeti güzel göstermek için olumlu bir şey göremiyorum kendi içimizde, okulların tatil olması nedeniyle grevler eylemler azalacak olsa da. Allah sorumsuz davrananları bildiği gibi yapsın.