Kıbrıs

Fiber Düzenlemesine “Tekelleşme” Uyarısı

KKTC’de fiber altyapı kurulmasına ilişkin protokol süreciyle ilgili İnternet Servis Sağlayıcıları Birliği yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Birlik, fiber altyapı yatırımına ilkesel olarak karşı olmadıklarını vurgulayarak, ülkenin güçlü, hızlı ve güvenli bir iletişim altyapısına kavuşmasının ortak hedefleri olduğunu belirtti. Ancak mevcut protokol yapısının rekabet hukuku, anayasal düzen ve sektörün sürdürülebilirliği açısından ciddi riskler barındırdığı ifade edildi.

Açıklamada, Meclis Komitesi ve devam eden görüşmelerde sektör temsilcilerinin taleplerini açık ve yapıcı bir şekilde ilettiği kaydedildi. Erhan Arıklı’nın bazı maddelerin makul bulunduğunu ve ek protokol ile düzenlenebileceğini sözlü olarak ifade ettiği belirtilirken, Meclis Genel Kurulu’nda bu yönde bir söz verilmediğinin açıklanmasının müzakere zeminini zayıflattığı savunuldu. Birlik, sözlü beyanların yeterli olmadığını, talep edilen değişikliklerin yazılı güvence altına alınması, gerekirse ön protokol imzalanması ve asıl protokolle eş zamanlı olarak Meclis onayına sunulması gerektiğini belirterek bunun “kırmızı çizgileri” olduğunu duyurdu.

Protokolün mevcut haliyle fiber altyapı kurma ve bu altyapı üzerinden hizmet sunma yetkisinin tek bir yatırımcıya bırakıldığını öne süren Birlik, bunun alternatif altyapı yatırımlarını ve mevcut erişim modellerini devre dışı bırakabilecek bir yapı oluşturduğunu kaydetti. Aynı yatırımcıya perakende faaliyet alanı tanınmasının ise dikey bütünleşme yoluyla pazarda tekelleşme riski doğuracağı ifade edildi. Toptan ve perakende hizmetlerin aynı kontrol altında toplanmasının marj sıkıştırması yoluyla bağımsız servis sağlayıcıların piyasadan dışlanmasına neden olabileceği uyarısı yapıldı.

Telekom altyapısının stratejik bir alan olduğuna dikkat çekilen açıklamada, temel erişim altyapısının tek elde toplanmasının iletişim egemenliği açısından hassasiyet taşıdığı belirtildi. Fiber altyapısı tamamlanan bölgelerde belirli frekans bantlarında çalışan sistemlerin 90 gün içinde sonlandırılmasını öngören düzenlemenin ise mevcut yatırımları fiilen değersizleştirebileceği savunuldu. Bu tür bir uygulamanın teknoloji tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğu ve rekabeti ortadan kaldırıcı sonuçlar doğurabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Türk Telekom’a olan borç üzerinden “ahde vefa” söylemi geliştirilmesine de değinildi. Kamuoyunda oluşan “Telekomünikasyon Dairesi borcunu ödemedi” algısının gerçeği yansıtmadığı belirtilerek, Daire’nin abonelerden tahsil ettiği tüm gelirleri Maliye Bakanlığı’na aktardığı ve söz konusu borcun ödeme sorumluluğunun bütçeyi yöneten kamu mali yönetimine ait olduğu savunuldu. Sektörün ve Daire’nin tarafı olmadığı bir borç üzerinden rekabet düzenini bozacak bir protokolün meşrulaştırılamayacağı ifade edildi.

Kulislerde özel iletişim vergisi ve internet hizmetlerinde KDV artışı yönündeki iddialara da değinilen açıklamada, protokol nedeniyle oluşabilecek mali yükün yeni vergiler yoluyla halka yansıtılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Halkın cebinden çıkacak her kuruşun şeffaf biçimde açıklanması gerektiği kaydedildi.

Birlik, yasaya uygun, rekabeti koruyan ve anayasal çerçevede ilerleyen her projeye destek vermeye hazır olduklarını yineledi. Ancak yazılı güvence sağlanmadan, ek protokol imzalanmadan ve anayasal riskler giderilmeden mevcut protokolün yürürlüğe girmesini kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Süreçte anayasal hassasiyet gösteren milletvekillerine de teşekkür edilen açıklamada, özellikle Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekilleri, bağımsız milletvekilleri ve Ulusal Birlik Partisi içerisinde protokolü vicdani zeminde değerlendiren isimlerin tutumunun takdir edildiği ifade edildi.

Basın açıklaması, İnternet Servis Sağlayıcıları Birliği adına Başkan Olgu Tansuğ’un imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.