Geçtiğimiz hafta, ülkemizin tanınmış iş insanlarından Dr. Günay Çerkez Kanal T televizyonunda Pınar Gözek’in hazırlayıp sunduğu programa konuk olarak açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalar adeta kulağa küpe olacak nitelikteydi.
Çok iyi tanımayanlar için Dr. Günay Çerkez hakkında bilgi vermekte yarar vardır. Dr. Günay Çerkez 1947'de Limasol’un Mutluyaka köyünde doğdu. 1970'te İngiltere'de Brunel Üniversitesi Elektrik Bölümü'nden mezun oldu ve akabinde doktora yaptı. İngiltere'de mühendislik ve müşavirlik yaptıktan sonra 1991'de KKTC'ye kesin dönüş yaptı. KKTC’de önde gelen iş insanlarından ve eski Kıbrıs Türk Ticaret Odası başkanlarından olan Günay Çerkez, Korman Construction Ltd gibi şirketlerin kurucusu olarak inşaat, turizm ve teknoloji sektörlerinde faaliyet göstermektedir.
Ülkedeki ekonomik değerlerin yabancı sermayeye peşkeşi söylemlerinin arttığı günümüzde Günay Çerkez’in orijinal Kıbrıslı Türk iş insanı olduğunu tekrar vurgulamayı önemsiyorum. Gururlandıracak şekilde Çerkez, 2017 ve 2020 yıllarında gelir vergisi yükümlüleri listesinde 2. sırada yer alırken genelde her yıl KKTC'de faaliyet gösteren vergi rekortmenleri arasında tutarlı bir şekilde üst sıralarda yer almayı başarmıştır.
Katıldığı programda Çerkez, teşvik sisteminin mevcut haliyle yararlı olmadığı, tapudaki işlemlerin gereksiz uzadığı, e-devletin geciktirildiği, ülkemizde siyasi parti enflasyonu olduğu ve başkanlık sistemine geçilmesi gerektiği üzerinde durdu.
Bir iktisatçı olarak, Çerkez’in en kayda değer açıklamasının “teşviğin ilanihaye olamayacağı” şeklindeki tespiti olduğunu değerlendiriyorum. Bu çerçevede Çerkez, AB’de teşviğin 5 yıl verildiğini, beş yıl sonunda kendi ayakları üzerinde durmaz ise teşviğin kesildiğini ifade etmiştir.
Çerkez’in ortaya koyduğu argümanın teorik temeli hiç kuşkusuz Bebek Endüstrisi Koruma Teorisidir (The infant industry protection theory). Bu teori gelişmekte olan ülkelerdeki yeni ortaya çıkan yerel sanayilerin, yerleşik yabancı rakiplerden geçici olarak korunmaya (örneğin gümrük vergileri, kotalar veya sübvansiyonlar gibi) ihtiyaç duyduğunu savunmaktadır. Bu koruma, yeni endüstrilerin ölçek ekonomileri geliştirmesine, deneyim kazanmasına ("yaparak öğrenme") ve rekabetçi hale gelmesine, nihayetinde de yaşayabilir ve verimli üreticilere dönüşmesine olanak tanır. Kuramcılardan John Stuart Mill'in savunduğu üzere sektörün nihayetinde koruma olmadan da varlığını sürdürebilmesi gerekmektedir.
Bebek endüstrisi koruma teorisine göre teşvik sisteminin başarılı olması için geçici olmalı, performansa bağlı olmalı ve doğru sektör seçilmelidir. Aksi takdirde KKTC örneğinde gözlemlendiği gibi; koruma kalıcı hale gelebilir (geçici olması gerekirken), Verimsiz, firmalar ayakta tutulabilir, Devlet yanlış sektör seçebilir ve yolsuzluk ve kaynak israfı riski ortaya çıkabilir.
Çerkez’in saptamasına paralel olarak KTTO’nın 2019-2020 yılları için uzmanlara hazırlattığı Kuzey Kıbrıs Rekabet Edebilirlik Raporunda; KKTC’de verilen ve verilecek teşvik ve desteklerin ülkenin genel stratejik hedefleri ile uyumlu, ölçülebilir, denetlenebilir ve erişilebilir olması gerektiği değerlendirmesi yapılmıştır.
Sonuç olarak; KKTC’deki mevcut teşvik sistemi öngörülenin aksine kalkınmayı olumsuz etkileyecek şekilde kaynakların irrasyonel dağılımına ve verimsiz/etkin olmayan üretime neden olmaktadır. Dolayısıyla kuramsal temellere uygun şekilde KKTC teşvik sistemi sil baştan tekrar yapılandırılmalıdır.