Bir ara çok revaçtaydı, sürekli konuşuluyordu.
İktidar mutlaka yapacağından, muhalefet ise kendine göre nasıl olması gerektiğinden bahsetmekteydi.
Hatta bu konuşmalarda oldukça fazla da yol almıştık ve ortaya güzel de bir şekil çıkmaktaydı.
Ama nedense bu konuşmalar bir anda ip gibi kesildi ve konu da kapanmış oldu.
Ama durum değişmedi.
Daha da kötüleşti.
Kamunun şu anki durumu içler acısı bir haldedir.
Verimlilik zaten iyi durumda değildi, şu an yerlerde sürünmekte.
Birkaç iyi niyetli memurun son derece büyük gayretleriyle ayakta duruyor desek hiç de yanılmış olmayız.
Yani sistem çöktü ve kişilerin omuzlarında yola devam ediyor.
Ve bu iyi niyetli grup da eğer gün gelir ve vazgeçerse sistem tamamen çökmüş olacak.
Zaten şu an kamu sadece maaşlarla anılmakta, devlete olan yükü ile konuşulmakta.
Her ay devlet bütçesinin kamu giderlerini karşılayabilmek adına milyarlarca lira iç borca girmesi ne yazık ki durumu en net anlatan tablodur.
Yaklaşan seçim nedeniyle konu siyasi yaklaşımlarla ele alınmaya başladı ve böyle de gidecek gibi görünmekte.
İç borcu kapatmayı başarırsak kamuyu düzeltmiş oluruz zihniyeti hakim.
Oysa ki sistemin tamamının ele alınması ve değişmesi gerekir.
Bir şekilde başarıp mevcut borçlu yapıdan kurtulmayı başarabilsek bile sistemi değiştirmediğimiz için ilk karşımıza çıkacak krizde yine benzer durumlar oluşacaktır.
Kamuda sistemin bir an önce kökten ele alınması ve bir zamanlar sürekli söylediğimiz şekliyle bir “reform” olarak düzenlenmelidir.
Nedense reform kelimesi bazı kesimlerin üzerinde ciddi bir ürperme yaratmakta.
Belli ki mevcut yapının değişmesini istemeyen, tek bir taşın bile yerinden oynatılmasına şiddetle karşı çıkacak kesimler mevcut.
Ama nafile, bu işi yapmamız gerektiğini sadece bugünkü iç borç rakamları bile anlatmakta.
Hep de tüm gücüyle bağırarak.
Durumu anlamak için bir devlet dairesinden içeriye girmemize bile gerek yok.
Kamunun bu kadar geniş yer tuttuğu ülkemizde ciddi değişiklikler yapmanın, hele ki reform gerçekleştirmenin çok kolay olmayacağını elbette ki ben de bilmekteyim.
Ama önümüzde çok güzel bir fırsat var.
Bir seçim olacak ve bu seçimle birlikte meclis ve kurulacak hükümetin önünde koskocaman bir beş yıl olacak.
Vakit kaybetmeden başlanması halinde tamamlanabilmesi için yeterli zaman da olacak.
Seçimler nedeniyle iradenin de tazelenmiş olacak olması bir diğer ve önemli avantajdır.
Tüm bunlar bir araya gelecek.
Bu fırsatı bu sefer kaçırmayalım.
Umarım seçimler sonrasında yapılacak işler listesinde kamu reformu ilk sırada olur.
Derhal başlanır ve fazla zaman kaybetmeden de tamamlanır.
Çünkü sonrasında sırada bekleyen daha çok önemli mesele var.
Yeni oluşmuş değiller, yıllardır ertelediğimiz için gittikçe büyümüş sorunlar bunlar.
Bir yerden başlayalım, bu da kamu reformu olsun, ve bitirelim…
Bu şansı tepmeyelim…