'Katkı Payı' Adında Danışıklı Haraç ve İnkâr Politikası! …

Belki de KKTC Cumhuriyet tarihi boyunca her yıl genelde eğitim yılı başında ve sonunda aynı tiyatro sahnesi dejavu gibi karşımıza çıkmaktadır. Oyuncular değişmesine rağmen senaryo ve roller aynı kalmaktadır.

İlkokul, ortaokul veya lise fark etmez öğrenci açısından en kritik öğrenim merhalesi olan kayıt ve karne/diploma alım zamanlarında katkı payı veya başka isim adı altında bir nevi eşkıya gibi haraç toplanmaktadır.

“KKTC Anayasası Öğrenim ve Eğitim Hakkı Madde 59 (5) Her çocuk, kız erkek ayırımı yapılmaksızın on beş yaşına kadar zorunlu; on sekiz yaşına kadar ücretsiz öğrenim hakkına sahiptir” maddesi öne sürüldüğünde en son örnekte olduğu gibi zorla alınan 3000 TL’lik haracın okul yönetimi değil okul aile birliği tarafından alındığı ve alınan ücretin okul gezileri, otobüs kiralamaları ve okul dergisi veya tüm yıl boyunca düzenlenecek sosyal etkinlikleri kapsadığı Bakanlık ve Okul idaresi tarafından danışıklı olarak iddia edilmekte ve vatandaşın aklıyla alay edilmektedir.

Öncelikle Okul Aile Birliği makbuzu kullanılarak bu haraçların alınması ve karşılığında kayıt veya diploma verilmesi Okul Yönetimi tarafından yapılmakta ve Okul Aile Birliği bu haracın kılıfı olarak Bakanlıkla danışıklı olarak günah keçisi yapılmaktadır. Halbuki Okul Aile Birliği yönetiminin katkı payı adı altında haraç verilmemesi halinde ne kayıt yapmama/yenilememe veya karne/diploma vermeme yetkisi kesinlikle yoktur. Bakanlıkla danışıklı olmasının ispatını teşkil edercesine Okul Aile Birliği ve Okul Yönetimi anayasal yükümlülüklerini ihlal ederek ücretsiz vermeleri gereken hizmeti haraca bağladıkları için herhangi bir disiplin soruşturmasına ve cezai müeyyideye tabi tutulmamaktadırlar.

Bakanın metazori olarak toplanan haracın Bakanlıktan habersiz Okul Aile Birliği tarafından toplanıyor açıklaması açık ve net olarak bir suç itirafıdır. Çünkü, Bakanlığın talimatına bağlı Okul yönetiminin rızası olmadan Okul Aile Birliğinin haraç toplayarak kayıt yapma veya karne verme yetkisi veya imkânı kesinlikle yoktur.

Yarım asırlık bir süredir Bakanlık, Okul Yönetimi ve Okul Aile birliği ile danışıklı sergilen ve adeta haraç toplayan eşkıya tiyatrosunun varlığı devletin eğitime aktaracağı kaynakların yetersiz olmasından kaynaklanmaktadır.

Bilindiği gibi; her okul cari ihtiyaçların veya işletme giderlerinin karşılanması için gerekli bütçeyi iflas halindeki KKTC devlet bütçesinden alamamaktadır. Ülke gerçeklerinden hareket edersek bu kaynak elbette öğrenim gören çocuklarımızın sağlığı, güvenliği, öğrenimin gerektirdiği araç gerecin temini için zaruridir. Dolayısıyla, bu gerçeğin inkâr edilmeden veliyle paylaşılması ve bu çerçevede eşkıya gibi zorunlu kılmadan idrak ve ikrar noktasında gönüllülük esasında toplanması da pekâlâ mümkündür.

Netice itibariyle, veliler olarak bizlerin en hassas ve kırılgan olduğumuz noktalar çocuklarımızın selametidir. Bu açıdan, samimi dürüst ve gerçekçi davranmak suretiyle liseye kadar öğrenimin beleş olması Anayasal bir zorunluk olmasına rağmen devlet imkanlarının kısıtlı olması nedeniyle çocuklarımızın öğrenimi boyunca bazı temel hizmetlerden mağdur olmaması ve selameti için katkı toplanması gerektiği gerçeği velilerle açık ve dürüst olarak paylaşılırsa hiç kuşkusuz veliler gönüllü olarak her türlü katkıyı yapmaktan imtina etmeyecek ve devamlı tartışma konusu olana Bakanlık, Okul Yönetimi ve Okul Aile Birliği arasında süregelen danışıklı haraç ve inkar politikası güdülmesine gerek kalmayacaktır.