Basından da takip edilebileceği gibi; Kıbrıs Türk Hava Yollarının iflası sonucu yaşanan sıkıntılar son zamanlarda tekrar nüksetmiş durumdadır. Turizm yetkilileri Kıbrıs Türk Hava Yolarının iflası ile tekrardan bir bayrak taşıyıcısına ve denge unsuruna ihtiyaç duyulduğunu dillendirirken yetkili Bakan Kıbrıs Türk Hava Yollarının iflasında başlıca sorumlunun sendika olduğunu ileri sürmektedir.
Bilindiği gibi; farklı zamanlarda Ulaştırma Bakanlarının yeni bir hava yolu kurma girişimleri hep sonuçsuz kalmıştır.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, yeni bir hava yolu kurup sürdürülebilir kılmak için Kıbrıs Türk Hava Yollarının iflasına neden olan sebepleri nesnel ve profesyonel bakış açısıyla incelemek ve aynı hataları tekrarlamak için emniyet sibobları oluşturmak kaçınılmazdır.
Bugüne kadar oluşturulan literatürden yararlanarak Kıbrıs Türk Hava Yollarının iflas nedenlerini tablodaki gibi özetleyebiliriz:
|
Boyut |
Başlıca Bulgular |
Göstergeler |
|
Ekonomik |
Küçük ölçekli KKTC pazarı, yolcu talebinin sınırlı olması ve ölçek ekonomisinin sağlanamaması |
Yaklaşık 250–300 bin nüfusa dayalı dar iç pazar; dış hatlara yüksek bağımlılık |
|
Finansal |
Sürekli zarar, özkaynakların erimesi ve teknik iflas |
Birikmiş zararların özkaynakları tüketmesi; teknik iflas göstergeleri |
|
Mali |
Yüksek borç yükü ve likidite sıkıntısı |
Yaklaşık 130 milyon TL borç; kısa vadeli yükümlülüklerin çevrilememesi |
|
Karlılık |
Faaliyetlerin sürdürülebilir kâr üretememesi |
Birçok yıl faaliyet zararı; düşük veya negatif net kâr marjı |
|
Likidite |
Nakit akışının yetersiz olması |
Cari yükümlülüklerin karşılanmasında güçlük; işletme sermayesi açığı |
|
Kaldıraç (Borçluluk) |
Borç/özkaynak oranının sürdürülemez seviyeye yükselmesi |
Finansmanın büyük ölçüde borçla yürütülmesi |
|
Rekabet |
Türkiye merkezli özel hava yolları karşısında rekabet gücünün azalması |
Düşük doluluk oranları, fiyat baskısı ve pazar payı kaybı |
|
Filo Yönetimi |
Yaşlanan filo, bakım ve kiralama maliyetlerinin artması |
Uçak bakım giderlerinde önemli artış; operasyonel verimsizlik |
|
Yakıt Giderleri |
Petrol fiyatlarındaki yükselişin maliyetleri artırması |
Toplam işletme giderleri içinde yakıtın en büyük maliyet kalemlerinden biri olması |
|
Kur Riski |
Gelir-gider para birimi uyumsuzluğu |
Yakıt, bakım ve leasing giderlerinin döviz cinsinden olması |
|
Yönetimsel |
Siyasi müdahaleler, profesyonel yönetim eksikliği |
Ticari kararların siyasi etkiler altında alınması |
|
Kurumsal Yönetişim |
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve performans yönetiminin yetersizliği |
Etkin kurumsal yönetim mekanizmalarının kurulamaması |
|
İnsan Kaynakları |
Verimlilik sorunları ve personel maliyetleri |
700'den fazla çalışanın işini kaybetmesiyle sonuçlanan iflas süreci |
|
Kamu Politikaları |
Yapısal reformların gecikmesi ve sürdürülebilir yeniden yapılandırmanın gerçekleştirilememesi |
Kamu desteğine rağmen uzun dönemli mali sürdürülebilirliğin sağlanamaması |
1974 yılında kurulan ve 2010 yılında faaliyetlerine son veren Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en önemli ekonomik ve stratejik kurumlarından biri olarak kabul edilmiştir. Ancak uzun yıllar boyunca biriken yapısal sorunlar, mali sıkıntılar, siyasi kısıtlamalar ve yönetimsel eksiklikler sonucunda şirket 2010 yılında yaklaşık 140 milyon ABD Doları borçla iflas etmiştir (Çavuşoğlu, 2010).
Tablodan da anlaşılacağı gibi; KTHY'nin iflası tek bir nedene bağlanamaz. Yüksek borç yükü, kurumsal yönetim eksiklikleri, siyasi müdahaleler, KKTC'nin uluslararası tanınmamasından kaynaklanan yapısal kısıtlamalar, artan rekabet, operasyonel verimsizlikler ve başarısız yeniden yapılandırma girişimlerinin birleşik etkisi kurumun iflasın için maalesef zemin yaratmıştır. Elbette, iflas sürecinde kurumun yapısal kötüleşmesini görmezden gelip salt hak ve menfaat ısrarını devam ettiren sendika da kendisini bu iflasın sorumluluğundan tamamen soyutlayamaz.
Sonuç olarak; KTHY örneği, kamu nitelikli yeni hava yolu kurma niyetinde olanlara geçmişten ders alarak aynı hataları tekrarlamamak için küçük ölçekli devlet destekli havayollarının sürdürülebilirlik sorunlarını anlamak açısından önemli bir vaka çalışması niteliği taşımaktadır.