Bir gemi faciası yaşandıktan sonra yapılabilecek en kolay şey, bütün sorumluluğu kaptanın omuzlarına yüklemek ve kamuoyuna bir “sorumlu” göstermektir.
Ama gerçek soruşturma, en kolay suçlanabilecek kişiyi bulmak değil; facianın meydana gelmesine izin veren bütün sistemi sorgulamaktır.
KKTC’de yaşanan gemi faciasında da sorulması gereken ilk soru şudur:
Bu gemiyi kim çıkardı?
Daha açık soralım: Gemi, o günkü hava ve deniz koşullarında limandan hangi makamın izniyle, hangi belgeye ve hangi değerlendirmeye dayanılarak ayrıldı?
Çünkü geminin Denize Elverişlilik Belgesi bulunması, her hava koşulunda sefere çıkabileceği anlamına gelmez. Teknik elverişlilik başka, belirli bir gün ve saatte sefere çıkmanın güvenli olması başkadır.
O halde yalnızca kaptana bakmak yetmez.
Polis ve Başsavcılık olası cezai sorumluluğu araştırmalıdır. Gemi sahibi ve işletenin yükümlülükleri incelenmelidir. Teknik sörveylerin gerçekten yapılıp yapılmadığı sorgulanmalıdır. Liman Başkanı’nın çıkış kararının dayanakları ortaya konulmalıdır. Kılavuzluk hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilip getirilmediği araştırılmalı; Meteoroloji Dairesinin rüzgâr, dalga, görüş ve fırtına verileri ile yaptığı uyarılar masaya yatırılmalıdır.
Ama tam burada çok ciddi bir güven sorunu ortaya çıkıyor.
Limanlar Dairesi, ilgili Liman Başkanlıkları ve Meteoroloji Dairesi aynı Bakanlık çatısı altında bulunuyorsa ve soruşturulması gereken hususlardan biri de bu idari yapının kararlarıysa, sistemin kendi kendisini soruşturması kamuoyundaki kuşkuları nasıl ortadan kaldıracaktır?
İşte bu nedenle BAĞIMSIZ SORUŞTURMA KURULU bir tercih değil, güvenilir bir inceleme için gerekliliktir.
Kurul; ilgili idari hiyerarşinin dışında, denizcilik ve gemi mühendisliği uzmanları ile ihtiyaç duyulan hukuk ve meteoroloji uzmanlarından oluşmalı; hiçbir makamı peşinen suçlamadan ama hiçbir makamı da soruşturma dışında bırakmadan çalışmalıdır.
Denize Elverişlilik Belgesi, teknik sörveyler, stabilite ve yükleme kayıtları, Liman Çıkış Belgesi, meteorolojik veriler, telsiz konuşmaları, AIS/GPS/radar ve varsa VDR kayıtları ile kamera ve bakım kayıtları aynı masaya konulmalıdır.
Çünkü mesele sadece “Gemi neden battı?” değildir.
Asıl soru çok daha ağırdır:
Bu facia önlenebilir miydi?
Ve eğer önlenebilirdiyse:
Kim görevini yapmadı? Kim uyarmadı? Kim denetlemedi? Kim izin verdi?
Kamuoyunun ihtiyacı söylenti değil, gerçektir.
Gerçeğe ulaşmanın yolu da kurumların kendilerini aklamasından değil; bağımsız, uzman, şeffaf ve hiçbir makamdan çekinmeden hesap sorabilecek bir Soruşturma Kurulu’ndan geçmektedir.