KKTC’de Mevcut Kaotik Ortamın Teorik Tanımı: “Meşruiyet Krizi”

Siyaset kuramı (teorisi), devlet, iktidar, adalet, meşruiyet, özgürlük ve haklar gibi temel siyasi kavramları, sistemleri ve fikirleri inceleyen; siyasi eylem ve yönetim için çerçeveler sunan akademik alandır. Siyasal yaşamın nasıl olması gerektiğine dair normatif öneriler (ideal olan) ile mevcut siyasi durumu (ampirik/olan) analiz eden disiplinler arası bir yaklaşım sunar.

KKTC’de yaşanan ve giderek tırmanan kaosu siyasi teoride açıklayan kavram “meşruiyet krizi” olarak isimlendirilir.

Meşruiyet krizi, siyasal iktidarın yönetme hakkının toplum tarafından sorgulanması ve rıza üretme kapasitesinin zayıflamasıdır. Bu kriz, siyasal istikrarsızlığa ve otorite kaybına yol açar.

KKTC’de özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunda iktidarın topyekûn desteklediği adayın hezimete uğraması doğal olarak Cumhuriyet Meclisi’ndeki kompozisyonun artık millet iradesini temsil etmediği tartışmalarına yol açmıştır. Buna paralel muhalefet yanında sendika ve sivil toplumun ekseriyeti erken seçim çağrısı yaparak eylemlerle hükümete güvensizlik belirtmeyi sistematik hale getirmişlerdir. Ayrıca, hükümete mensup bazı bürokratların rüşvet ve yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmasına ilaveten mahkeme duruşmalarında hükümet ve devlette önemli makam işgal edenlere yönelik yapılan tanıklıklar ve sosyal medyadaki neşriyatlar ülkede ortaya çıkan meşruiyet krizi ateşini maalesef körüklemektedir.

KKTC’de etkisini giderek artıran meşruiyet krizine salt teorik açıdan bakıldığında; etkileri, sonuçları ve hükümetin muhtemel davranış biçimi hakkında önemli ip uçlarına ulaşmak mümkündür. Yapay zekâ yoluyla da ulaşılabilecek bu kavramsal açıklamaları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

1. MEŞRUİYET KRİZİNİN NEDENLERİ

A) Siyasal nedenler

  • Temsil krizi: Seçmen iradesinin karar alma süreçlerine yansımaması
  • Demokratik kurumların aşınması: Parlamentonun etkisizleşmesi, yargı bağımsızlığının zedelenmesi
  • Hukukun üstünlüğünün zayıflaması: Keyfi yönetim, eşit olmayan hukuk uygulamaları
  • Katılım kanallarının daralması: Seçim dışı siyasal katılım yollarının kapatılması

B) Ekonomik nedenler

  • Gelir adaletsizliği ve yoksullaşma
  • İşsizlik ve güvencesiz çalışma
  • Ekonomik krizlerin yönetilememesi
  • Refah devletinin gerilemesi

C) Toplumsal ve kültürel nedenler

  • Kimlik temelli dışlanma (etnik, dini, mezhepsel)
  • Toplumsal kutuplaşma
  • Değerler ile siyasal pratik arasındaki uyumsuzluk
  • Genç kuşakların sisteme yabancılaşması

D) İletişim ve medya kaynaklı nedenler

  • Şeffaflık eksikliği
  • Bilgi kirliliği ve dezenformasyon
  • Güvenilir medyanın zayıflaması
  • Devlet söylemi ile gerçeklik arasındaki kopukluk

2. MEŞRUİYET KRİZİNİN ETKİLERİ

A) Siyasal sistem üzerindeki etkiler

  • Devlete ve kurumlara güven kaybı
  • Siyasal apati (sandığa gitmeme, ilgisizlik)
  • Popülist ve otoriter söylemlerin güçlenmesi
  • Muhalefetin radikalleşmesi

B) Toplum üzerindeki etkiler

  • Toplumsal sözleşmenin sorgulanması
  • Protestolar, sivil itaatsizlik
  • Siyasal şiddet riskinin artması
  • “Biz–onlar” ayrımının derinleşmesi

C) Yönetim kapasitesi üzerindeki etkiler

  • Alınan kararların uygulanamaması
  • Zor kullanma kapasitesine aşırı bağımlılık
  • Yönetimde istikrarsızlık
  • Sürekli kriz hali

3. MEŞRUİYET KRİZİNİN MUHTEMEL SONUÇLARI

A) Kısa vadeli sonuçlar

  • Sık sık olağanüstü önlemler
  • Yönetimde sertleşme
  • Hukuki ve anayasal sınırların zorlanması

B) Orta vadeli sonuçlar

  • Rejim dönüşümü (demokratikleşme ya da otoriterleşme yönünde)
  • Kurumsal çöküş ya da kurumsal reform
  • Yeni siyasal aktörlerin yükselişi

C) Uzun vadeli sonuçlar

  • Devletin başarısızlaşması (failed state riski)
  • Toplumsal parçalanma
  • Yeni bir meşruiyet kaynağı arayışı:
    • Karizmatik liderlik
    • Güvenlik vurgusu
    • Milliyetçilik / dini referanslar

Sonuç olarak; ümit edelim ki, KKTC’de ortaya çıkan “meşruiyet krizi” karşısında kaosu depreştirecek anti-demokratik ve despotik yaklaşımlar yerine çağdaş demokratik yollar tercih edilsin.