Ekonomist Ödül Muhtaroğlu, vergi ve prim aflarının sürekli hale getirilmesinin yükümlülüklerini zamanında yerine getiren vatandaşlarda haksızlık duygusu yarattığını belirterek, düzenli ödeme yapanlara indirim ve teşvik uygulanması gerektiğini söyledi.
Kanal T’de yayımlanan Pınar Gözek’in hazırlayıp sunduğu “Sabah Baskısı” programına konuk olan Muhtaroğlu, ekonomik daralma dönemlerinde küçük işletmeler ile esnafın vergi ve prim borçlarını zamanında ödemekte zorlanabildiğini ifade etti. Böyle dönemlerde afların zorunlu hale gelebildiğini kaydeden Muhtaroğlu, ancak her yıl af çıkarılmasının mali disiplini bozabileceği uyarısında bulundu.
“Afların yanında ödül sistemi de getirilmeli”
Vergisini, sosyal sigorta primini ve diğer yükümlülüklerini zamanında yerine getiren vatandaşların aflar karşısında mağduriyet yaşadığını dile getiren Muhtaroğlu, “Borçlanarak ödemesini yapan vatandaş, daha sonra gecikme zamlarının silindiğini görünce düzenli ödediği için cezalandırıldığı hissine kapılıyor” dedi.
Düzenli ödeme yapanlara yüzde 5 veya yüzde 10 oranında indirim sağlanabileceğini belirten Muhtaroğlu, benzer bir teşvikin seyrüsefer harçlarında da uygulanabileceğini söyledi. Geçmişte buna benzer uygulamaların hayata geçirildiğini hatırlatan Muhtaroğlu, “Hükümet afları sürdürmek istiyorsa sürdürsün ancak düzenli ödeyenleri de mutlaka ödüllendirsin. Aksi halde ‘Nasıl olsa af çıkacak’ düşüncesi yaygınlaşır ve maliyenin gelirleri düşer” ifadelerini kullandı.
“Resen vergiler somut delillere dayanmalı”
Vergi dairesinin beyannamesini süresinde vermeyen, matrahını eksik gösteren veya defterlerini usulüne uygun tutmayan mükelleflere resen vergi uygulama yetkisi bulunduğunu anlatan Muhtaroğlu, bu yetkinin objektif ölçütler ve somut deliller doğrultusunda kullanılması gerektiğini vurguladı.
İşletmelerin gerçek kazancı ve ödeme kapasitesiyle örtüşmeyen astronomik vergilerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Muhtaroğlu, “İşletme vergiyi ödeyemez, faaliyetini durdurur, çalışanlar işsiz kalır ve devlet de vergi gelirinden mahrum olur” diye konuştu.
Büyük şirketlerin düşük vergi beyanlarıyla yöneticilerinin kişisel servetlerindeki artışların da incelenmesi gerektiğini kaydeden Muhtaroğlu, Vergi Dairesi’nin servet incelemesi yetkisini kullanması çağrısında bulundu. Muhtaroğlu, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasının ekonomik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.
“Hayat pahalılığı ülkenin en önemli sorunu”
Yüksek enflasyonun kamu maliyesi üzerindeki baskısına da değinen Muhtaroğlu, dört yıl önce yüzde 94,5 seviyesine ulaşan yıllık enflasyonun bugün hâlâ yüzde 38 bandında seyrettiğini belirtti. Hayat pahalılığı ödeneğinin çalışan ve emeklilerin satın alma gücünü koruması bakımından gerekli olduğunu söyleyen Muhtaroğlu, yüksek oranların bütçeye ağır bir yük getirdiğini kaydetti.
Temmuz 2026’da aylık enflasyonun yüzde 2,9, nisan ayında ise yüzde 4,5 olarak gerçekleştiğini aktaran Muhtaroğlu, asgari ücrete yapılan yüzde 16,95’lik artışın enflasyon ve dövizdeki yükseliş nedeniyle kısa sürede eridiğini savundu.
Restoran sektörünün de personel, et, kira, akaryakıt ve lojistik maliyetlerindeki artışlardan ciddi biçimde etkilendiğini ifade eden Muhtaroğlu, Kuzey Kıbrıs’taki fiyat artışlarının Güney Kıbrıs’a göre daha yüksek seyrettiğine dikkat çekti. Rumların Kuzey’deki market ve restoran harcamalarının azaldığını, akaryakıt, içki ve sigara gibi ürünlerde ise fiyat avantajı nedeniyle talebin devam ettiğini söyledi.
Temel tüketim ürünlerinde vergi indirimi çağrısı
Gıda enflasyonunun yüzde 43 seviyesinde bulunduğunu belirten Muhtaroğlu, enflasyonla mücadele için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve temel tüketim ürünlerindeki dolaylı vergilerin düşürülmesi gerektiğini kaydetti.
Gıda, sağlık, ilaç, eğitim, kırtasiye ve temizlik ürünlerinde KDV ile fon indirimi yapılabileceğini söyleyen Muhtaroğlu, ortaya çıkabilecek gelir kaybının lüks tüketimden daha yüksek vergi alınarak karşılanabileceğini ifade etti.
Elektronik etiket sisteminin henüz tam anlamıyla hayata geçirilmediğini ve birçok marketin sisteme dahil olmadığını belirten Muhtaroğlu, denetim kapasitesinin liyakatli personelle güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Güney Kıbrıs’taki belirli ürünlere yönelik üst kâr marjı uygulamalarının da değerlendirilmesini istedi.
Kuzey Kıbrıs’ta döviz kullanımının yoğun olması nedeniyle kurdaki her artışın doğrudan hayat pahalılığına yansıdığını vurgulayan Muhtaroğlu, “Denetimler artırılmaz, temel tüketimde KDV ve fonlar düşürülmez ve etkili maliye politikaları uygulanmazsa hayat pahalılığı kronikleşmeye devam edecektir” dedi.
Muhtaroğlu’ndan Hükümete Çağrı: Vergisini Ödeyeni Cezalandırmayın, Ödüllendirin!
Bunlar da ilginizi çekebilir