Halkın Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Kudret Özersay, Kanal T’de yayınlanan Dünya Dönerken programında küresel siyaset, uluslararası hukuk ve Doğu Akdeniz eksenli gelişmeleri değerlendirdi. Özersay, dünyada yaşanan krizlerin tesadüf olmadığını vurgulayarak, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo bir yeni dünya düzeni değil, bir yeni dünya düzensizliğidir” dedi.
“Uluslararası sistem çöktü ama yerine bir şey konulmadı”
Dünya siyasetinin tarihsel kırılmalar üzerinden okunması gerektiğini belirten Özersay, I. ve II. Dünya Savaşları sonrası kurulan uluslararası düzenlerin zaman içinde aşındığını söyledi. Birleşmiş Milletler sisteminin tasarlandığı gibi işlemediğini kaydeden Özersay, özellikle son yıllarda büyük güçlerin uluslararası hukuku ve örgütleri devre dışı bıraktığını ifade etti.
Özersay, “Daha önce her kriz sonrası eski düzenin yerine yeni bir düzen konulabiliyordu. Bugün ise eski düzen çöktü ama yerine yenisi konulamadı. Bu durum, dünyayı daha öngörülemez ve daha tehlikeli bir noktaya taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Trump dönemi, çöküşü hızlandırdı”
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde izlediği politikaların bu süreci hızlandırdığını savunan Özersay, ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere onlarca uluslararası kuruluştan çekilmesini, NATO’ya mesafeli yaklaşımını ve ikili güç politikalarını örnek gösterdi.
Özersay, “Uluslararası örgütleri araç olarak gören, ‘önce devletin menfaati’ anlayışını esas alan realist yaklaşım bugün dünya siyasetine hakim. Bu anlayış, değerleri ve hukuku geri plana itiyor” dedi.
“Grönland çıkışı NATO’nun ruhuna aykırı”
ABD’nin Grönland’a yönelik taleplerine de dikkat çeken Özersay, bunun NATO’nun temel ilkeleriyle açık bir çelişki yarattığını söyledi. “Bir NATO üyesinin, başka bir NATO üyesinin toprağını istemesi, NATO’nun fiilen çökmesi anlamına gelir” diyen Özersay, bu tür söylemlerin uluslararası güvenliği ciddi biçimde zedelediğini vurguladı.
“Kıbrıs Rum liderliği boyundan büyük rol üstleniyor”
Programda Doğu Akdeniz ve Kıbrıs başlığına da geniş yer ayıran Özersay, Kıbrıs Rum liderliğinin uluslararası konjonktürü doğru okuyamadığını savundu. Rum tarafının kendisini bölgesel ve küresel bir aktör gibi konumlandırmasının ciddi riskler barındırdığını belirten Özersay, geçmişte Makarios döneminde yapılan hatırlatmalara atıf yaptı.
“Anayasası askıda olan, çözülmemiş bir ihtilafın tarafı olan bir yapı, herkesle stratejik ortaklık iddiasında bulunamaz” diyen Özersay, Rum yönetiminin ABD, AB, İsrail ve Rusya arasında sıkışabileceği uyarısında bulundu.
“İran’da rejim değişikliği kolay değil”
İran’daki gelişmelere de değinen Özersay, rejimin askeri olarak hedef alınmasının mümkün olduğunu ancak asıl sorunun ‘sonrasında ne olacağı’ olduğunu söyledi. “İran’da rejim bir gecede çökertilebilir ama yerine neyin konulacağı bilinmeden yapılacak bir müdahale, bölgeyi daha da kaosa sürükler” ifadelerini kullandı.
Özersay, mevcut belirsizliğin ABD ve İsrail açısından kısa vadede işlevsel görülebileceğini, ancak uzun vadede daha radikal ve kontrolsüz sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.
“Asıl büyük hesap Çin’le”
Küresel rekabetin merkezinde Çin’in yer aldığını savunan Özersay, ABD’nin Rusya, İran ve Venezuela gibi aktörlerle ilişkilerini bu çerçevede yeniden dizayn ettiğini söyledi. Enerji kaynakları, nadir elementler ve teknoloji yarışının önümüzdeki dönemin temel çatışma alanları olacağını kaydetti.
Özersay, “Bugün yaşananlar, Çin ile ABD arasında daha büyük bir hesaplaşmanın hazırlık sürecidir. Bu mücadele sadece ticaretle sınırlı kalmayabilir” değerlendirmesini yaptı.
“Türkiye’nin stratejik önemi daha da artıyor”
Konuşmasının sonunda Türkiye-KKTC ilişkilerine de değinen Özersay, mevcut küresel tabloda Türkiye’nin jeopolitik öneminin daha da arttığını vurguladı. “Bu koşullarda gerçekçi olmak zorundayız. Türkiye ile ilişkilerimizi, dünyanın gittiği yönü dikkate alarak yeniden ve doğru okumalıyız” dedi.