Biyolog Hasan Sarpten, sivrisinekle mücadelenin yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca ve kaynak kontrolü esas alınarak yapılması gerektiğini söyledi.
Kanal T’de yayınlanan Pınar Gözek ile Sabah Baskısı programına katılan Biyolog Hasan Sarpten, sivrisinek sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dünyada sivrisinekle mücadelenin 12 ay boyunca sürdürüldüğünü belirten Sarpten, temel yöntemin sivrisineklerin üreme alanlarının tespit edilerek ortadan kaldırılması olduğunu vurguladı.
Sarpten, “Sivrisinekle mücadelede temel sorun, ortada durgun su birikintilerinin kalmamasıdır” diyerek, özellikle Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen türün çok küçük alanlarda dahi çoğalabildiğine dikkat çekti.
Bu türün araba lastiklerinin içinde biriken az miktardaki suda bile üreyebildiğini ifade eden Sarpten, evlerde bulunan kaplar, açıkta bırakılan su birikintileri ve küçük hazneler konusunda vatandaşlara uyarı yapılmasının önemine işaret etti.
Ülkenin birçok noktasında inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Sarpten, şantiye alanları, açık su depoları, dere yatakları ve yağışlı mevsim sonrası kalan su birikintilerinin sivrisinekle mücadeleyi zorlaştırdığını kaydetti.
Sarpten, ülke genelinde ortak ve koordineli bir mücadele yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, belediyelerin birbirinden bağımsız, Sağlık Bakanlığı’nın ise ayrı bir şekilde mücadele yürüttüğünü söyledi.
Yapılması gerekenin, tüm yıla yayılan kaynak kontrolü olduğunu ifade eden Sarpten, su birikintisi oluşabilecek alanların belirlenmesi, ortadan kaldırılabileceklerin kaldırılması, kaldırılamayacak alanlarda ise biyolojik mücadele yöntemlerinin uygulanması gerektiğini belirtti.
Kimyasal mücadelenin artık etkili olmadığının dünyada da kabul gördüğünü söyleyen Sarpten, sivrisinekle mücadelenin profesyonel ekipler tarafından, bilimsel ve biyolojik yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
“Yol kenarları ve yüksek gerilim hatları acilen temizlenmeli”
Biyolog Hasan Sarpten ayrıca yaz aylarında sık sık yaşanan yangın tehlikesine dikkat çekerek, ülkede yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğunu söyledi.
Sarpten, ülkede yangın çıkmasının iki temel nedeni bulunduğunu belirterek, bunların başında izmaritlerin geldiğini söyledi. Yağışlı geçen mevsimin ardından yol kenarlarının kuru otlarla kaplı olduğuna dikkat çeken Sarpten, en küçük bir ihmalin büyük yangınlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
“Yol kenarlarının süratle temizlenmesi gerekiyor. Halen temizlenmemiş durumda” diyen Sarpten, yangın riskinin özellikle yaz aylarında daha da arttığını ifade etti.
Sarpten, yüksek gerilim hatlarının altındaki kuru otların da ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Taşkent’te geçtiğimiz günlerde yaşanan yangının yüksek gerilim hatlarından kaynaklandığı yönünde bilgiler bulunduğunu kaydeden Sarpten, ormanlık alanların içerisinden geçen çok sayıda yüksek gerilim hattının altının otlarla dolu olduğunu söyledi.
Bu alanların zaman kaybedilmeden temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Sarpten, yangın irtibat yollarının da genişletilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu konuda bazı çalışmalar başlatıldığını ancak çalışmaların yetersiz ve geç kalmış olduğunu savunan Sarpten, yangınlara karşı hazırlık sürecinin daha erken ve kapsamlı yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Sarpten, sık sık gündeme gelen yangın hazır kuvvet ekiplerine de değinerek, yasa kapsamında nisan ile ekim ayları arasında istihdam edilen personelin göreve yeni tamamlandığını söyledi.
Söz konusu kişilerin yangına müdahale konusunda ne kadar eğitim aldığı konusunun da ayrı bir tartışma başlığı olduğunu ifade eden Sarpten, yangınla mücadelenin planlı, eğitimli ve önleyici tedbirlerle yürütülmesi gerektiğini kaydetti.