Yerel yönetim seçimleriyle milletvekili genel seçiminin 6 Aralık'ta, aynı gün yapılacağı kesinleşti.
Zaten, 6 Aralık'ta yerel seçimlerin, bir ay sonra da milletvekili seçiminin yapılması anlamsızdı.
Hükümet partileri, öyle veya böyle, milletvekili seçimini normal süresi olan Ocak 2027'ye yakın bir tarihe kadar öteleyebildi.
Çünkü, eğer seçimler 2025 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen sonrasında yapılsaydı muhalefetteki CTP'nin bu seçimlerde avantajlı olacağı şüphesizdi.
Hükümeti oluşturan partilerin, özellikle ana taşıyıcı sütun konumundaki UBP'nin, son bir yılı seçim hazırlıklarıyla geçirdiği bir sır değil.
Yapılan icraatların bu amaç doğrultusunda olduğunu görmek için siyaset uzmanı olmaya gerek yok.
Nitekim artık neredeyse seçim yasaklarının başlayacağı, seçim sath-ı mailindeki şu günlerde UBP'nin bu amaçla iki taktik adım daha attığı görülüyor.
Bunlardan ilki, aynı tabandan beslendikleri için zaten ezelden beridir rekabet içinde oldukları YDP'yi pragmatik bir hamleyle hükümet kaynaklarından yoksun bırakmak oldu.
Tabii bu yoksun bırakmada, YDP Başkanı Arıklı'nın hesap hatası yaparak kendiyle birlikte partisini de hükümetten uzaklaştırmasının da ciddi rolü var.
Gerek UBP gerek YDP'nin devlet kaynaklarını bir seçim yarışında kullanma pratiği olduğundan, yaşanan durumun YDP aleyhine olduğunu kaydetmek gerekir.
UBP'nin seçim sath-ı mailindeki diğer taktik adımı da, iki küskün ve parti içi muhalif kıdemli ismi kabineye almış olmasıdır.
Sucuoğlu ve Taçoy gibi kıdemli ve parti tabanında belli karşılığı olan isimlerle tabandaki dağınıklığın giderileceği umulmaktadır.
Parti başkanı Üstel'in son bir yıllık seçime yönelik icraatları ile özellikle anılan son iki hamlesinin, 6 Aralık seçimlerine nasıl yansıyacağı, başarı için yeterli olup olmayacağı elbette tartışmalıdır.