Hür-İş Federasyonu Başkanı Ahmet Serdaroğlu, iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi ihmaller bulunduğunu belirterek, soruşturmaların hızlı ve şeffaf yürütülmesini istedi. Serdaroğlu, sendikanın yargı sürecini başlatacağını ve sorumluların hesap vermesi için tazminat davaları açacağını açıkladı.
“Kamu kurumları örnek olmalı”
Hür-İş Federasyonu Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Kanal T’de yayımlanan “Sabah Baskısı” programında Pınar Gözek’in konuğu oldu. İş kazaları ile iş sağlığı ve güvenliği alanındaki eksiklikleri değerlendiren Serdaroğlu, özel sektörün yanı sıra kamu kurumlarında da denetimlerin yetersiz kaldığını söyledi.
Kamunun yalnızca denetim yapmakla yetinmemesi, kendi kurumlarında da örnek olması gerektiğini vurgulayan Serdaroğlu, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yatırımların titizlikle gerçekleştirilmesini ve ihmallere izin verilmemesini istedi.
“Kuralları ihlal edenlere ceza uygulanmalı”
Çalışanların kurallara uymamasının mazeret olarak kabul edilemeyeceğini belirten Serdaroğlu, kuralları ihlal edenlere cezai yaptırım uygulanması gerektiğini kaydetti. Silolarla ilgili raporlar hazırlanmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını savunan Serdaroğlu, bunu açık bir ihmal olarak nitelendirdi.
“Bir kazanın ölümle sonuçlanmasını beklemek yerine önlemler önceden alınmalıdır” diyen Serdaroğlu, ülkede çoğu zaman ancak can kaybı yaşandıktan sonra harekete geçildiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Soruşturmalar hızlı ve şeffaf yürütülmeli”
Soruşturmaların kamu vicdanını rahatlatacak şekilde hızlı ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini ifade eden Serdaroğlu, sürecin uzamasının kamuoyunda olayın “soğutulmaya çalışıldığı” yönünde bir düşünce oluşturduğunu belirtti.
Hiçbir maliyetin insan hayatından daha değerli olmadığını vurgulayan Serdaroğlu, işverenlerin maddi kaygılarla güvenlik önlemlerini ihmal etmesinin can kayıplarına yol açtığını söyledi. Amaçlarının kişileri değil, işlemeyen sistemi sorgulamak olduğunu kaydeden Serdaroğlu, metal ve beton yorgunluğu gibi risklerin göz ardı edildiğini savundu.
“Tazminat davaları açılacak”
Serdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu konunun peşini bırakmayacağız. Sendika olarak yargı sürecini başlatacağız. Tazminat davaları açılacak, sorumlular kamuoyuna hesap verecek. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalıdır.”
“Gereksiz zamlar enflasyonu tetikliyor”
Asgari ücret artışının ardından yapılan gereksiz zamların enflasyonu tetiklediğini belirten Serdaroğlu, hükümeti piyasayı etkin biçimde denetlemeye çağırdı.
Temmuz ayı hayat pahalılığı oranının yüzde 2,58 olarak açıklandığını anımsatan Serdaroğlu, bazı firmaların asgari ücret artışını fırsata çevirerek gereksiz zamlar yaptığını savundu. Bu yaklaşımın enflasyonu tetiklediğini ve halkın alım gücünü daha da düşürdüğünü belirten Serdaroğlu, küçük esnafın ve çalışanların süreçten olumsuz etkilendiğini kaydetti.
“Serbest piyasa bahanesiyle sorumluluktan kaçılamaz”
Hükümetin görevinin yalnızca maaşları hayat pahalılığı oranında artırmak olmadığını vurgulayan Serdaroğlu, piyasanın denetlenmesi ve fırsatçılığa izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Kuralları ihlal eden işletmelere caydırıcı cezalar uygulanmasını ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasını isteyen Serdaroğlu, “Serbest piyasa bahanesiyle sorumluluktan kaçmak kabul edilemez. Vatandaşın alım gücü yalnızca maaş artışıyla korunmaz” dedi.
“Elektronik etiket sistemi neden işletilmiyor?”
Elektronik etiket tüzüğünün yürürlüğe girmesine rağmen birçok marketin güncel fiyatlarını sisteme bildirmediğini belirten Serdaroğlu, kurallara uymayan işletmelere yaptırım uygulanmamasına tepki gösterdi.
Meclis kapalı olsa dahi Bakanlar Kurulunun yasa gücünde kararname çıkararak gerekli düzenlemeleri yapabileceğini ifade eden Serdaroğlu, şöyle konuştu:
“Sayın Başbakan, bu durumdan haberdar mısınız? Bu bir eleştiri değil, uyarıdır. Bu çağrı sokaktan gelen bir sestir, halkın sesidir. Sistem kurulmuş olmasına rağmen marketler neden fiyatlarını bildirmiyor? Vatandaşın geleceğinin parası bu projeye harcandıysa neden sonuç alınmıyor?”
“Kamu kaynakları çürümeye terk ediliyor”
Büyük sermaye sahiplerinin baskısı nedeniyle elektronik etiket uygulamasının ilerletilmediğine yönelik iddiaların açıklığa kavuşturulmasını isteyen Serdaroğlu, devlet kurumları için alınan cihaz ve makinelerin çürümeye terk edilmesinin kamu kaynaklarının israfı olduğunu söyledi.
“Küçük partiler koltuk uğruna düzeni sürdürmemeli”
Ülkedeki siyasi yapıyı da eleştiren Serdaroğlu, yıllardır büyük partilerin küçük ortaklarla hükümet kurduğunu ve bu partilerin “baston değneği” görevi üstlendiğini savundu.
Küçük partilerin bakanlık veya makam uğruna halkın iradesini yok saydığını ileri süren Serdaroğlu, seçimlerin ardından birinci ve ikinci partinin sorumluluk alarak birlikte hükümet kurması gerektiğini kaydetti.
“Anahtar parti” söylemiyle oy isteyenlerin iktidara talip olmadığını savunan Serdaroğlu, “Halkın oylarıyla birinci ve ikinci parti hükümete girmek zorundadır. Muhalefet görevi verilenler ise muhalefette kalmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Koalisyon ortakları birbirinden hesap sormuyor”
İş kazalarından elektronik etiket sistemine kadar birçok sorunun temelinde mevcut siyasi düzenin bulunduğunu belirten Serdaroğlu, koalisyon ortaklarının koltuklarını kaybetmemek için birbirlerinden hesap sormadığını ileri sürdü.
“Ülkenin gerçek sorunlarına odaklanılmalı”
Kıbrıs meselesi üzerinden yıllardır farklı statükolar oluşturulduğunu ancak çözüme ulaşılamadığını söyleyen Serdaroğlu, bu konunun Cumhurbaşkanlığı makamının sorumluluğunda olduğunu belirtti.
Partilerin farklı siyasi görüşlere sahip olabileceğini ancak ülkeyi birlikte yöneterek halkın günlük sorunlarına çözüm üretmek zorunda olduklarını ifade eden Serdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
“Beklentimiz nettir: Halkın oylarına saygı gösterilsin, güçlü partiler birlikte hükümete girsin, küçük partiler koltuk uğruna bu düzeni sürdürmesin. Artık bu düzen değişmelidir.”