Umarım Almanya Dersini Almıştır!...

Ajanslara düşen bir haber biraz şaşırmama ve düşünmeme neden oldu. Bir süre düşünmem bu yazıyı yazma nedenim oldum. Haberi hemen paylaşayım. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliklerinde boşalan koltuklar için yapılan seçimde Almanya, tarihinde ilk kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne seçilemedi.
Biliyorsunuzdur ama yine de bir hatırlatma yapayım. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplam 15 üyeden oluşur. Bu üyelerin 5'ini daimi üyeler, hani bizim de dünya ile buluşmamızın önünde engel olarak gördüğümüz Amerika, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere oluşturuyor. Kalan 10 üye farklı dünya bölgelerine ayrılan kontenjanlara göre 2 yıllık kademeli dönemler için seçilir.
Almanya, Avrupa koltukları için yapılan gizli oylamada Portekiz ve Avusturya karşısında kaybetti. E bunda ne var diyeceksiniz belki ama bu ayrıntı yazıyı yazma nedenim.
Her şeyden önce Almanya, Avrupa’da 84 milyonun üzerindeki nüfusu ile bu kıtanın lokomotifi. Bir G7 üyesi olan Almanya, Avrupa'nın en büyük ekonomisi. İşte bu Almanya kıtanın siyasi ve güvenlik alanındaki temel direği olarak görülüyor. Portekiz ve Avusturya’nın Avrupa içindeki konumlarını küçümsememek lazım ama Almanya’nın aynı zamanda bugünkü Avrupa Birliği’nin yaratıcıları arasında hatta önderi olduğunu da hatırlatmak isterim.
Şimdi, Almanya bu kadar önemli bir ülke de neden Portekiz ve Avusturya karşısında kaybetti diye soracaksınız. Naçizane düşüncem Almanya, Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu duruşu, İsrail’in Filistinlileri katledilişinde ortaya koymadı veya koyamadı. Yine ABD-İsrail ortaklığı ile İran’a karşı başlatılan savaşta da Almanya sınıfta kaldı. Almanya, Yahudilere karşı işlediği insanlık suçunun altından hala kalkamadı ve ‘değiştiğini’ göstermek için şimdi İsrail’in işlediği insanlık suçlarını görmezden geliyor. Çünkü çıkarı gözlerini ve kulaklarını kapatmaktan geçiyor.
Almanya'nın, Rusya-Ukrayna Savaşı konusunda uluslararası hukuka yaptığı vurguyu herkes hatırlar. Ancak o Almanya özellikle İsrail-Gazze meselesinde aynı dik duruşu sergileyemedi. Dünya devletleri artık zayıf olsalar bile kimin hangi ölçüde haklı olduğunu, kimin haksızlık yaptığını biliyor. Bazıları seslerini yükselterek Birleşmiş Milletler nezdinde etkili olabiliyor. Seslerini yükseltemeyenler de intikamını başka türlü alıyor. Tıpkı kendini beğenmiş Almanya’ya verilen ders gibi…