Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu’nun (YÖDAK) 2026-YKS yerleştirme sonuçlarına ilişkin açıklamasını eleştirerek, “Üniversiteleri sıralamak yükseköğretim politikası değildir” dedi.

Akpınar, YÖDAK’ın görevinin üniversiteleri öğrenci sayılarına göre sıralamak değil; KKTC yükseköğretimini planlamak, denetlemek, koordine etmek ve sürdürülebilir bir politika geliştirmek olduğunu belirtti.

“Üniversiteler aynı şartlarda yarışmıyor”

YÖDAK’ın açıklamasında Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ), Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ve Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin (DAÜ) en fazla öğrenci yerleşen üç üniversite olarak öne çıkarıldığını kaydeden Akpınar, bu değerlendirmenin program, kontenjan, burs ve kamu desteği farklılıklarını dikkate almadığını savundu.

Akpınar; üniversitelerin toplam program ve kontenjan sayıları, ön lisans-lisans dağılımları, sağlık programları, burs politikaları, barınma olanakları ve kamu desteklerinin de karşılaştırmaya dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Yalnızca toplam yerleşen öğrenci sayılarını yan yana koymanın bilimsel bir yükseköğretim analizi olmadığını belirten Akpınar, “Bu, ham verinin sıralanmasıdır” dedi.

“Kontenjan dağılımı görmezden gelinemez”

YÖDAK’ın açıkladığı verilere göre LAÜ’ye 3 bin 450, YDÜ’ye 3 bin 652 ve DAÜ’ye 3 bin 618 kontenjan ayrıldığını aktaran Akpınar, üç üniversitenin toplam kontenjanının 10 bin 720’ye ulaştığına dikkat çekti.

KKTC genelindeki 18 bin 13 kişilik kontenjanın yaklaşık yüzde 59,5’inin bu üç üniversitede toplandığını belirten Akpınar, söz konusu kurumların en fazla öğrenci yerleşen üniversiteler olmasının tek başına “tercih yoğunlaşması” şeklinde sunulamayacağını söyledi.

Akpınar, “Kontenjanın nerede yoğunlaştığını açıklamadan öğrencinin nerede yoğunlaştığını açıklayamazsınız” ifadelerini kullandı.

“GAÜ ve UKÜ neden değerlendirmeye alınmadı?”

Girne Amerikan Üniversitesi’nin (GAÜ) yerleştirmelerde dördüncü, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin (UKÜ) ise beşinci sırada bulunduğunu belirten Akpınar, YÖDAK’ın bu iki üniversiteyi neden değerlendirme bütünlüğü içerisinde ele almadığını sordu.

Akpınar, sağlık programları bulunmayan, program çeşitliliği ve kontenjanı sınırlı olan veya kamu desteğinden yararlanmayan üniversitelerin mevcut rekabet ortamında nasıl ayakta kalacağının tartışılması gerektiğini vurguladı.

“Başarının asıl sahibi üniversitelerdir”

KKTC üniversitelerine 11 bin 555 öğrencinin yerleşmesini önemli bulduklarını kaydeden Akpınar, bu başarıda en büyük payın ağır ekonomik ve siyasi koşullara rağmen faaliyetlerini sürdüren üniversitelere ait olduğunu ifade etti.

Akpınar, üniversitelerin kendi kaynaklarıyla uluslararası tanıtım yaptığını, burs ve barınma imkânları oluşturduğunu, akademisyen istihdam ettiğini, akreditasyon süreçlerini yürüttüğünü ve ambargolarla mücadele ettiğini belirtti.

“YÖDAK’ın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın veya hükümetlerin üniversitelerin bireysel başarılarının arkasına saklanma hakkı yoktur” diyen Akpınar, KKTC yükseköğretiminin devlet politikasıyla desteklenmesi gerektiğini söyledi.

“KKTC’nin 2030 yükseköğretim stratejisi nedir?”

Akpınar; YÖDAK, Milli Eğitim Bakanlığı ve hükümete KKTC’nin 2030 yükseköğretim stratejisinin ne olduğunu sordu.

Öğrenci sayısı hedefleri, Türkiye’den gelen öğrenci sayısındaki durağanlık, program planlaması, uluslararası pazarlarda KKTC markasının temsili ve Güney Kıbrıs’ın girişimlerine karşı izlenen stratejinin açıklanması gerektiğini belirten Akpınar, şu soruları yöneltti:

“Uluslararası akreditasyon için üniversitelerimize hangi teşvikleri sağlıyoruz? Yeni pazarlara açılmak amacıyla hangi ülkelerle devlet düzeyinde yükseköğretim anlaşmaları yapıyoruz? Üniversitelerin artan enerji, personel, ulaşım ve işletme maliyetlerine karşı hangi politikaları geliştiriyoruz?”

Akpınar, KKTC’nin kapsamlı bir yükseköğretim stratejisinin bulunmadığını savundu.

“Üniversiteler kendi kaderlerine terk edilemez”

Yükseköğretimin KKTC’nin en stratejik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayan Akpınar, sektörün binlerce kişiye istihdam sağladığını; konut, ulaşım, ticaret ve turizm başta olmak üzere ekonominin geniş bir bölümünü beslediğini kaydetti.

Akpınar, özellikle Güney Kıbrıs’ın KKTC üniversitelerini uluslararası alanda hedef aldığı bir dönemde, devlet kurumlarının üniversiteleri kendi kaderleriyle baş başa bırakamayacağını ifade etti.

YÖDAK’a kapsamlı veri çağrısı

YÖDAK’ın üniversiteleri sıralamak yerine yükseköğretimi planlaması gerektiğini belirten Akpınar; program ve kontenjan başına yerleşme, burs oranları, ön lisans-lisans dağılımı, sağlık programlarının etkisi, kamu destekleri, barınma avantajları, uluslararası öğrenci oranları, akreditasyonlar, bilimsel üretim ve mezun istihdamı gibi performans göstergelerinin açıklanması çağrısında bulundu.

KKTC’nin yeniden güçlü bir “Üniversiteler Adası” haline gelmesi için ulusal bir yükseköğretim vizyonuna ihtiyaç olduğunu kaydeden Akpınar, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Rakam açıklamak kolaydır, asıl mesele politika üretmektir. Bugün tartışmamız gereken kimin birinci, kimin dördüncü olduğu değil; KKTC yükseköğretiminin dünyada nerede olduğu ve nereye götürüleceğidir.”