Cumhuriyet Meclisimizde bugün yaşananlar , basit bir protesto ya da sendikal eylem olarak değerlendirilemez . Ciddi bir Siyaset mühendisliğinin , Siyasi psikolojik üstünlük elde etme adına , siyasi tarihimize demokratik düzene yönelik organize bir baskı , fiili müdahale ve darbe girişimidir .
Küresel ekonomik daralma , bölgesel çatışmalar ve artan belirsizlikler nedeniyle zaten zor bir süreçten geçen ülkemizde , hükümetin ekonomi ve kamu maliyesini korumaya yönelik attığı adımların kamuoyuna yeterince anlatılamamış olması bir eksikliktir . Ancak bu eksiklik Cumhuriyet Meclisi’nin , Halkımızın Meclisinin hedef alınmasını asla meşru kılmaz . İktidar olma sevdası Muhalefeti ve muhalefette olan Cumhuriyet Meclisi dışındaki siyasi oluşumları öyle bir noktaya getirdi ki süreci provoke edip anarşi yarattılar .
Bugün gelinen noktada , sendikal eylemler , belirli siyasi çevrelerin yönlendirmesiyle kontrolsüz bir şekilde tırmandırılmış , Cumhuriyet Meclisi’ne yönelik fiili baskı ve müdahaleye dönüştürülmüştür . Tüm bunları gözlerimizle gördük ve yaşadık .
Cumhuriyet Meclisimiz , Halkımızın iradesidir .
Cumhuriyet Meclisimiz , Devletimizin , onurudur .
Cumhuriyet Meclisimiz , Demokrasimizin kırmızı çizgisidir . Bu çizgiyi aşmaya yönelik her girişim , doğrudan demokrasimize ve anayasal düzene yönelmiş bir saldırıdır .
Bugün Cumhuriyet Meclisimiz içerisinde yaşananlar ve yaşatılanlar , milletvekillerinin ve bakanların çalışma alanlarına yönelik zorlamalar , kapıların zorlanması ve kurumsal işleyişin hedef alınması , kabul edilemez olduğu kadar açık bir siyasi sorumsuzluk örneğidir .
Daha da vahim olan ise , Muhalefet Partisi’ne mensup bazı milletvekillerinin , kendilerinin siyasi çıkarları adına bu süreçteki yönlendirici ve teşvik edici tutumlarıdır . Halkımız yaşananları dikkatlice değerlendirmeli ve süreçleri iyi okumalıdır .
Demokratik siyaset , sokak baskısıyla Meclis’i kuşatmak değildir . Böyle olmamalıydı !
Demokratik siyaset , kurumu savunmak ve toplumu sağduyuya davet etmektir .

Muhalefetin görevi krizi büyütmek , kaos yaratmak , kaostan beslenmek olmamalı , tam tersi sorumluluk almak olmalıdır . Bugün sergilenen tutum ise ne yazık ki bu sorumluluğun tam tersidir .
Hiçbir siyasi hedef, hiçbir kısa vadeli kazanım hesabı , devlet kurumlarını hedef almayı meşru kılamaz .

Öte yandan , güvenlik güçlerimizin soğukkanlı ve ölçülü duruşu , olayların daha büyük bir krize dönüşmesini engellemiştir . Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı’nın devreye girerek uzlaşı zemini oluşturma çabası , sürecin aklıselimle yönetilmesi açısından oldukça önemlidir.

Demokrat Parti olarak , Bizler Ülkemizin emekçileriyle , üreticileriyle , sendikalarıyla karşı karşıya değiliz . Ancak emeği istismar ederek kaos üretmeye çalışan anlayışın da tamamen karşısındayız .
Bu süreçten çıkış yolu açıktır , Şeffaflık , Açık iletişim , Kurumsal saygı Ve toplumsal uzlaşı . Hükümetin aldığı kararların yeniden değerlendirilmesi ve daha güçlü bir iletişimle toplumla paylaşılması yönündeki adımları destekliyoruz . Bu süreç , baskı ve kaos üzerinden , kaostan beslenerek ilerlemez , diyalog ve sorumluluk üzerinden yürür .
Önemle altını çiziyoruz !
Cumhuriyet Meclisimiz dokunulmazdır .
Demokrasiye yönelik hiçbir fiili müdahale kabul edilemez .
Siyasi sorumluluk taşıyan herkes bu çizgide durmak zorundadır .

Toplumumuzu sağduyuya , tüm siyasi aktörleri ise sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz .