Ekonomist Erdal Özel, Pınar Gözel ile Siyasetin Nabzı programına katıldı. Özel, yaptığı değerlendirmelerde, küresel ekonomik dengelerin artık doğrudan siyasi gelişmelerle belirlendiğini söyledi. Özel, piyasalarda temel belirleyicinin “korku endeksi” olduğunu vurgulayarak, özellikle ABD’deki yönetim değişiminin ardından küresel belirsizliğin zirveye çıktığını ifade etti.
Özel’e göre pandemi sonrası dönemde merkez bankalarının aldığı kararlar, doların seyri ve sanayi üretimindeki dalgalanmalar bugünkü kırılgan tabloyu oluşturdu. Bu sürecin sadece küresel ölçekte değil, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ekonomileri üzerinde de doğrudan etkileri bulunuyor.
“ABD’nin asıl hedefi Çin”
Küresel jeopolitik gelişmeleri üst ölçekten okumak gerektiğini belirten Özel, İsrail–İran gerilimiyle birlikte yeni bir dönemin başladığını söyledi. ABD’nin stratejik hedefinin Çin olduğunu savunan Özel, Çin’in artık dünyanın ikinci süper gücü haline geldiğini ve ABD açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.
Çin’in özellikle değerli elementler ve enerji kaynakları üzerinden küresel sistemi etkileyebilecek güce sahip olduğunu vurgulayan Özel, “Çin üretimi durdurduğu anda dünya sistemi çöküyor” dedi. Çin Merkez Bankası’nın 2,3 trilyon dolarlık rezervine dikkat çeken Özel, bunun ABD açısından ciddi bir risk unsuru olarak görüldüğünü ifade etti.
Ucuz enerjiye erişim kesildi
Özel, ABD’nin Çin’i dizginleme politikasının temelinde ucuz enerji kaynaklarına erişimi engelleme stratejisinin yer aldığını belirtti. Bu kapsamda Rusya, İran ve Venezuela gibi ülkelerin hedef haline geldiğini söyleyen Özel, ambargolu ülkelerin petrolü Çin’e düşük fiyatlarla satmasının ABD’yi rahatsız ettiğini kaydetti.
Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail-İran gerilimi ve Venezuela’daki siyasi müdahalelerin bu stratejinin parçaları olduğunu dile getiren Özel, “ABD bugün itibarıyla Çin’in ucuz enerjiye ulaşabileceği kanalları büyük ölçüde kapattı” değerlendirmesinde bulundu.
Altın yükseliyor, bedeli halk ödüyor
Çin’in rezervlerindeki doları altına çevirmeye başladığını belirten Özel, bunun küresel ölçekte altın talebini artırdığını söyledi. Diğer merkez bankalarının da bu eğilime katılmasıyla altın fiyatlarının sert şekilde yükseldiğini ifade eden Özel, ABD’nin yüksek altın rezervleri sayesinde borçluluk oranını düşürdüğünü ve güç kazandığını dile getirdi.
Bu sürecin bedelini ise halkın ödediğini vurgulayan Özel, özellikle düğün yapacak vatandaşların artan altın fiyatları nedeniyle ciddi zorluk yaşadığını söyledi. Ekonomide dengenin bozulmasının panik ve korkuyu tetiklediğini belirten Özer, bunun küresel fakirleşmeyi hızlandırdığını kaydetti.
“Dünya genelinde fakirleşme derinleşiyor”
Özer, gelir dağılımındaki adaletsizliğin küresel ölçekte derinleştiğini ifade ederek, zenginlerin daha zenginleştiği, dar gelirli kesimlerin ise temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir döneme girildiğini söyledi. Bu ortamda finansal okuryazarlığın hayati hale geldiğini vurgulayan Özel, yanlış yatırım kararlarının tasarrufları hızla eritebildiğine dikkat çekti.
Altın, döviz ve faiz arasında sıkışan vatandaşların belirsizlik nedeniyle panik kararlar aldığını belirten Özel, bu durumun daha fazla kayba yol açtığını dile getirdi.
KKTC ekonomisi daha kırılgan
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin Türkiye’deki kırılganlıklardan daha sert etkilendiğini belirten Özel, KKTC’de dolar enflasyonunun çok daha yüksek hissedildiğini söyledi. Hizmet sektörüne dayalı yapının sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Özer, pandemi sürecinin bu gerçeği net biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
KKTC için tarımsal sanayi, zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere Akdeniz ürünlerine dayalı üretimin geliştirilmesi gerektiğini belirten Özer, yalnızca turizm ve eğitim gelirlerine dayalı bir ekonomik yapının riskli olduğunu söyledi.
Kayıt dışı ekonomi en büyük sorun
Özel, KKTC’de ekonominin önündeki en büyük engellerden birinin kayıt dışı ekonomi olduğunu belirtti. Para döngüsünün sistemin dışına çıkmasının bütçe dengesini bozduğunu vurgulayan Özel, bu durumun doğru ekonomik analiz yapılmasını da engellediğini söyledi.
Türkiye’de son yıllarda kayıt dışı ekonomiyle mücadelede ciddi adımlar atıldığını hatırlatan Özel, benzer önlemlerin KKTC’de de hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de yüksek faiz bedeli ağırlaştırıyor
Türkiye ekonomisine de değinen Özel, Merkez Bankası rezervlerindeki artışın temel nedeninin yüksek faizle çekilen sıcak para olduğunu söyledi. Bu politikanın bedelinin bütçeye ve halka yansıdığını vurgulayan Özel, faiz giderlerinin arttığını ve reel sektörün yüksek borçlanma baskısı altında kaldığını belirtti.
“Zombi şirketler” kavramının yanı sıra “zombi bireyler” oluşmaya başladığını ifade eden Özel, insanların ay sonunu kredi kartı ve borçla getirdiğini, bunun sürdürülemez olduğunu dile getirdi.
“Enflasyon düşüyor ama hayat ucuzlamıyor”
Enflasyonun düşmesinin fiyatların gerilediği anlamına gelmediğini vurgulayan Özel, bunun yalnızca fiyat artış hızının yavaşlaması olduğunu söyledi. Dar gelirli kesimlerin harcama sepetinin sınırlı olduğunu belirten Özel, bu nedenle resmi enflasyon rakamlarının vatandaşın hissettiği hayat pahalılığıyla örtüşmediğini kaydetti.
Özel, hem Türkiye hem de KKTC için kalıcı çözümün yapısal reformlar, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve katma değerli üretimden geçtiğini vurgulayarak, kısa vadeli politikaların sorunları ertelemekten öteye geçmediğini ifade etti.






