TEL-SEN Başkanı Hakan Üredi, Kanal T’de yayınlanan Pınar Gözek ile Sabah Baskısı programında telekomünikasyon alanındaki tartışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Üredi, “bilişim adası” söyleminin yalnızca her haneye fiber internet götürmekle sınırlandırılamayacağını belirterek, üretim odaklı bir teknoloji vizyonuna ihtiyaç olduğunu söyledi.
Üredi, bilişim adası olmanın yazılım, savunma sanayi, elektronik ve teknoloji alanlarında üretkenlik anlamına geldiğini vurgulayarak, Türkiye’nin bu konuda önemli bir örnek olduğunu ifade etti.
Ülkede genç nüfusun, 23 üniversitenin, meslek liselerinin ve düz liselerin önemli bir potansiyel oluşturduğuna dikkat çeken Üredi, buna rağmen konunun yalnızca hane halklarına fiber götürme üzerinden tartışılmasını eleştirdi. Üredi, “Potansiyel gençler ortada dururken, 23 üniversite ortada duruyorken, dünya kadar meslek ve düz liselerimiz varken siz hane halklarını düşünerek bilişim adasını konuşuyorsunuz. Bu bir algı operasyonudur” dedi.
Eğitim Bakanlığı’na da eleştiriler yönelten Üredi, ülkedeki üniversite potansiyeline rağmen yurt dışından yazılım alınmasını sorguladı. Üredi, “Eğitim Bakanı’na sorumdur; senin 23 tane üniversiten var, neden deniz aşırı bir yerden yazılım alıyorsun? Japonya’da doğmuş olsaydınız sizi harakiriye zorlarlardı. Siz bu ülkede sadece diploma çöplüğü yaratıyorsunuz. Devlet aklı bu değildir” ifadelerini kullandı.
Telekomünikasyonla ilgili protokole de değinen Üredi, teknoloji alanında uzman çok sayıda kurum, kuruluş ve mühendisin bulunduğunu belirterek, bu kesimlerle ortak akıl çerçevesinde çalışma yürütülmesi gerektiğini söyledi. Üredi, “65’ten fazla teknoloji alanında uzman ve ilgili kurum, kuruluş ile mühendisler var. ‘Bunu nasıl aşabiliriz?’ diye konuşulsaydı çalışmalar başlamıştı. Ancak niyet farklı olunca, girişimin boyutu dehşet derecede peşkeşe yakın olunca bu iş bu noktaya taşındı” dedi.
Telekomünikasyon alanındaki en önemli sorunlardan birinin yatırımsızlık olduğunu vurgulayan Üredi, Telefon Dairesi’nde kullanılan ekipman ve araçların yetersiz olduğunu ifade etti. Üredi, 1995 model araçlarla hizmet verilmeye çalışıldığını belirterek, “Bu araçlar normal şartlarda muayeneden geçemez ancak devlet aracı oldukları için muafiyet tanınıyor. En ufak bir direk mesafesi 4 metredir. Biz ulaşmak için merdiven kullanıyoruz, oysa sepetli araç lazımdır” diye konuştu.
Personel sayısının ve teknik donanımın artırılması gerektiğini kaydeden Üredi, ihtiyaç duyulan ekipman ve teçhizatın tamamlanmadığını söyledi. Üredi, taleplerine karşılık olarak “maliyede para yok” yanıtı aldıklarını belirterek, bunun sorumlusunun yönetemeyenler olduğunu savundu.
Telekomünikasyonun devlet açısından kârlı ve stratejik bir sektör olduğunu dile getiren Üredi, bu gelirin devletin kasasına yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Üredi, “Böyle kârlı bir sektörü devletin kasasına kanalize etmek gerekirken, biz devletin kasasından çıkarıp başkalarına kanalize etmeye çalışıyoruz” dedi.
Üredi, limanlar, Telefon Dairesi ve elektrik kurumu gibi stratejik yapıların zayıflatılmasının devlet mekanizmasına zarar vereceğini savunarak, “Eğer siz KKTC’yi yok etmek istiyorsanız, içten içe oyarak, temeline dinamitler koyarak limanlar gibi, Telefon Dairesi gibi, elektrik kurumu gibi yapıları yok ederseniz zaten ortada devlet diye bir mekanizma kalmaz” ifadelerini kullandı.