Bilim insanları, küresel ısınmanın etkilerinin hızla derinleştiğini ve dünyanın “geri dönüşü olmayan bir noktaya”, yani iklim sisteminde kendi kendini besleyen yıkıcı döngülerin tetikleneceği kritik eşiklere yaklaştığını uyarıyor. Atmosferdeki sera gazları artmaya devam ederken, bu artış sıcaklıkların daha fazla yükselmesine yol açıyor. Uzmanlar, mevcut eğilimler sürerse deniz seviyeleri, buzulların erimesi ve tropikal yağmur ormanlarının yok olması gibi geri dönüşü zor süreçlerin tetikleneceğini belirtiyor. Bu eşikler aşıldığında, karbondioksit ve diğer gazların azaltılması bile olumsuz etkileri tersine çeviremeyebilir.

“Sera Dünya” Senaryosu

Bilim insanları “sera dünya” (hothouse Earth) modeliyle sıcaklıkların 2–3 °C veya daha fazla artması durumunda gezegenin şiddetli ve sürekli ısı artışıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor. Böyle bir senaryoda, bugünkü ılıman iklim koşullarından tamamen farklı ve insan yaşamını zorlaştıran bir ortam ortaya çıkabilir. Mevcut artış bile aşırı hava olaylarını, kuraklıkları ve ekonomik zararları artırmış durumda.

Kritik Sıcaklık Limitleri

Uzmanlar, Paris İklim Anlaşması’nın 1,5 °C sınırının artık zorlayıcı olduğunu ve geçici aşım durumlarının bile riskleri artırdığını vurguluyor. Mevcut emisyon eğilimlerinin sürmesi halinde, yüzyıl sonuna kadar sıcaklıkların 2,6 °C’ye kadar yükselebileceği tahmin ediliyor. Bu kadar yüksek bir artış, deniz seviyelerinin daha hızlı yükselmesine, kuraklık ve sellerin yaygınlaşmasına, ekosistemlerde büyük bozulmalara neden olabilir.

Ekosistemlerde Geri Dönülmez Değişimler

Okyanuslarda yaşam alanı sağlayan mercan resifleri gibi ekosistemlerin bazıları çoktan kritik eşiklerini aşmış olabilir. Bu değişimler, yalnızca manzara değişikliğine yol açmakla kalmaz; binlerce türün yaşam koşullarını ve insanlar için gerekli balıkçılık, turizm gibi ekonomik faaliyetleri de tehdit eder.

Acil Önlem Çağrısı

Bilim insanları, bu tehlikeli eşiklerin daha da ileri gitmesini önlemek için sera gazı emisyonlarının acilen azaltılması gerektiğini vurguluyor. Küresel politikaların ve toplumun iklim krizinin ciddiyetine uygun adımlar atması gerektiği belirtiliyor; aksi halde, mevcut iklim politikalarıyla kritik eşikler daha erken aşılabilir.