15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10’uncu yılı dolayısıyla Lefkoşa’da “Milli İrade ve Demokratik Direnç: 10. Yılında 15 Temmuz Paneli” düzenlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği tarafından organize edilen panelde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, örgütün geçmişi, 15 Temmuz sürecindeki iç ve dış gelişmeler, uluslararası tepkiler ile darbe girişiminin dış politikaya etkileri ele alındı.

Cumhuriyet Meclisi Zalihe Çavuşoğlu Konferans Salonu’nda yer alan panele, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, bazı bakanlar, milletvekilleri ile bürokratlar, akademisyenler, elçilik yetkilileri ve davetliler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, 15 Temmuz şehitleri anısına hazırlanan video gösterildi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel ve Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’nin konuşma yaptığı etkinlikte, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın video mesajı da izlendi.

Hakan Çora’nın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Ali Poyraz Gürson, Enver Arpa, Murat Tüzünkan ve Muharrem Özdemir konuşmacı olarak yer aldı.

Öztürkler: Hiçbir güç Türkiye ile KKTC arasındaki gönül bağını koparamaz

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler panlein açılışında yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye’nin tarihinin, kaderinin ve geleceğinin ortak olduğunu belirterek, “Hiç kimse bizi Anavatanımızdan ayıramaz. Hiçbir güç Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki gönül bağını koparamaz.” dedi.

Birlik, beraberlik ve kardeşliği bozmaya çalışanların geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de başarısız olacağını söyleyen Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının sevinciyle, hüznüyle ve geleceğiyle Türkiye’nin yanında olduğunu vurguladı.

“15 Temmuz, millet iradesinin üstünlüğünü dünyaya gösterdi”

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün, Türk milletinin demokrasiye, milli iradeye ve bağımsızlığa sahip çıkışının simgesi olduğunu belirten Öztürkler, Türkiye’de 10 yıl önce devlet kurumlarını ele geçirmeyi ve demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan darbe girişiminin KKTC’de de büyük bir dikkat ve hassasiyetle izlendiğini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının da Türkiye’deki kardeşleri gibi demokrasiye, milli iradeye ve meşru yönetime sahip çıktığını ifade eden Öztürkler, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve Türk milletinin meydanlarda gösterdiği cesaret sayesinde darbecilerin amaçlarına ulaşamadığını söyledi.

Öztürkler, “O gece yazılan destan, millet iradesinin silahlı gücün üzerinde olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.” ifadelerini kullandı.

“15 Temmuz 1974, Kıbrıs Türk halkı için acı bir hatıradır”

15 Temmuz tarihinin Kıbrıs Türk halkı için ayrıca acı bir hatıra taşıdığını belirten Öztürkler, 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’taki anayasal düzeni hedef alan Yunan darbesinin, Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini ve geleceğini tehdit eden karanlık bir süreci başlattığını söyledi.

Adadaki Türk varlığını ortadan kaldırmayı hedefleyen darbenin bölgenin barış ve istikrarını da tehlikeye attığını kaydeden Öztürkler, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak gerçekleştirdiği Mutlu Barış Harekâtı ile bu girişimi engellediğini belirtti.

Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının bugün huzur ve güven içinde yaşamasını 1974’te verilen mücadeleye ve Türkiye’nin sarsılmaz desteğine borçlu olduğunu söyledi.

Konuşmasının sonunda 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Mücadelesi’nin şehitleri ile vatan uğruna hayatını kaybeden tüm şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla anan Öztürkler, gazilere de şükranlarını sundu.

Üstel: Hiçbir güç millet iradesinin üzerinde değildir

Başbakan Ünal Üstel ise 15 Temmuz’un, milli iradenin silaha karşı kazandığı tarihi bir zafer ve demokratik meşruiyetin korunması açısından evrensel bir örnek olduğunu belirterek, “Hiçbir güç millet iradesinin üzerinde değildir.” dedi.

Türkiye ile Kıbrıs Türk halkı arasındaki bağın yalnızca diplomatik ilişkilerden ibaret olmadığını vurgulayan Üstel, “Bu bağ ortak tarihtir, ortak kaderdir, ortak gelecektir.” ifadelerini kullandı.

Panelin düzenlenmesine katkı koyan Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Büyükelçi Ali Murat Başçeri ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına teşekkür eden Üstel, 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen o gece yaşananların unutulmadığını söyledi.

“15 Temmuz, devlet ile milletin omuz omuza verdiği büyük bir direniştir”

15 Temmuz’un yalnızca bir darbe girişimi olmadığını kaydeden Üstel, “15 Temmuz, milli iradenin silaha karşı kazandığı tarihi bir zaferdir. Devlet ile milletin omuz omuza verdiği büyük bir direniştir.” diye konuştu.

O gece tank, silah ve savaş uçaklarının karşısına inancını kaybetmeyen bir milletin çıktığını belirten Üstel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla milyonlarca kişinin meydanlara çıkarak iradesine sahip çıktığını ifade etti.

Üstel, 15 Temmuz’un yalnızca Türkiye’nin iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, günümüzde demokrasilerin farklı yöntemlerle tehdit edildiğine işaret etti.

“Demokrasi sadece sandık değildir. Demokrasi, milletin iradesine her şartta sahip çıkabilmesidir.” diyen Üstel, 15 Temmuz’un demokratik meşruiyetin nasıl korunacağına ilişkin evrensel bir örnek olduğunu söyledi.

1974 ve 2016 vurgusu

Kıbrıs Türk halkının milli iradeye sahip çıkma duygusunu çok iyi bildiğini kaydeden Üstel, Kıbrıs Türk halkının 1963’te varlığını, 1974’te ise özgürlüğünü koruduğunu belirtti.

15 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Yunan cunta darbesinin Kıbrıs Türk halkının varlığını ve geleceğini hedef aldığını ifade eden Üstel, Türkiye’nin gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı’nın Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağladığını ve adada yeniden barışın kapısını açtığını söyledi.

Üstel, “Bizler için 15 Temmuz tarihi hem 1974’ü hem de 2016’yı hatırlatmaktadır. Çünkü her ikisinde de hedef Türk milletinin iradesiydi.” dedi.

“Güçlü devlet, milletiyle birlikte hareket edebilen devlettir”

15 Temmuz’un ardından Türkiye’nin daha güçlü kurumlar inşa ettiğini, devlet kapasitesini artırdığını, savunma sanayisinde önemli adımlar attığını ve bölgesel etkinliğini güçlendirdiğini belirten Üstel, bu başarıların temelinde millet iradesine duyulan güvenin bulunduğunu kaydetti.

Üstel, “Güçlü devlet, sadece askeri gücü yüksek devlet değildir. Güçlü devlet, milletiyle birlikte hareket edebilen devlettir.” ifadelerini kullandı.

“Doğru bilginin yayılmasının ve ortak tarihimizin gelecek nesillere doğru aktarılmasının büyük önem taşıdığına inanıyoruz”

İçinde bulunulan çağda mücadelelerin yalnızca cephelerde değil, algılar ve dijital mecralar üzerinden de yürütüldüğünü belirten Üstel, hakikati anlatmanın, onu savunmak kadar önemli olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın son 10 yıldır 15 Temmuz’un gerçeklerini belge ve tanıklıklarla uluslararası kamuoyuna aktardığını kaydeden Üstel, “Doğru anlatılmayan her gerçek, dezenformasyonun malzemesi haline gelir. Hakikat ise anlatıldıkça güçlenir.” dedi.

Doğru bilginin yayılmasının ve ortak tarihin gelecek nesillere doğru aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirten Üstel, konuşmasının sonunda 15 Temmuz ve 1974 şehitlerini rahmet ve minnetle anarak gazilere şükranlarını sundu.

Başçeri: Milletin iradesi her zaman kazandı ve her zaman kazanacak

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de, 15 Temmuz’da Türk milletinin devletine, demokratik kurumlarına ve seçilmiş yönetimine sahip çıkarak darbe girişimini engellediğini belirterek, “Milletin iradesi her zaman kazandı ve her zaman kazanacak.” dedi.

15 Temmuz’un, toplumun tüm kesimlerinin ortak iradesiyle kazanılan bir demokrasi zaferi olduğunu vurgulayan Başçeri, “15 Temmuz, milletin, milli iradenin ve demokrasiye gönül verenlerin zaferidir. İrade de zafer de milletindir.” ifadelerini kullandı.

Başçeri, konuşmasının başında, darbe girişimini engelleyerek Türkiye’yi büyük bir felaketten kurtaran şehit ve gazileri saygıyla andı; panelin düzenlenmesine katkı koyanlara ve Cumhuriyet Meclisi salonunu etkinliğe tahsis eden Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’e teşekkür etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 15 Temmuz gecesi bombalanarak milli iradenin çökertilmek istendiğini hatırlatan Başçeri, panelin Kıbrıs Türk halkının milli iradesinin tecelli ettiği Cumhuriyet Meclisi’nde düzenlenmesinin özel önem taşıdığını söyledi.

“Toplumsal hafızanın diri tutulması önem taşıyor”

15 Temmuz’un 10’uncu yılı dolayısıyla anma etkinliklerini daha kapsamlı düzenlemeye çalıştıklarını belirten Başçeri, resmi törenlerin yanı sıra panel, sergi ve belgesel gösterimleriyle şehit ve gazilerin mücadelesini daha iyi anlatmayı amaçladıklarını kaydetti.

Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı verilen mücadelenin bilinmesi ve toplumsal hafızanın diri tutulmasının önemine işaret eden Başçeri, örgütün geçmişte kendisini sivil toplum veya eğitim kuruluşu ya da dini bir topluluk görünümünde tanıtarak gizli gündemini ilerletmeye çalıştığını söyledi.

Örgütün dini kavramları istismar ettiğini, çok katmanlı, uluslararası ve gizli hücrelerden oluşan bir yapı taşıdığını anlatan Başçeri, FETÖ’nün yalnızca Türkiye’yi değil, faaliyet gösterdiği ülkelerin kamu düzenini de tehdit ettiğini kaydetti.

Başçeri, örgütün propaganda ve lobi faaliyetleriyle mağduriyet algısı oluşturmaya, medyada yeniden görünür olmaya ve Türkiye karşıtı çevrelerle iş birliğini güçlendirmeye çalıştığını belirtti.

“15 Temmuz, modern demokrasi tarihine örnek bir halk direnişidir”

15 Temmuz gecesi yaşananların yalnızca bir darbe teşebbüsü değil, demokratik yollarla seçilmiş hükümeti, Cumhurbaşkanını ve anayasal düzeni devirmeyi hedefleyen kanlı bir terör eylemi olarak tarihe geçtiğini ifade eden Başçeri, darbe girişiminin engellenmesindeki en büyük payın Türk milletine ait olduğunu söyledi.

Başçeri, “Türk halkı, demokratik kurumlarına ve seçilmiş yönetimine sahip çıkarak darbe girişimini bertaraf etmiştir. Bu yönüyle 15 Temmuz, modern demokrasi tarihine örnek teşkil eden bir halk direnişi olarak geçecektir.” dedi.

15 Temmuz’da demokratik meşruiyetin doğrudan millet tarafından korunduğunu belirten Başçeri, tarihi direnişin devlet-millet bütünleşmesinin en güçlü göstergelerinden biri olarak hafızalardaki yerini aldığını kaydetti.

FETÖ ile mücadelede KKTC’ye teşekkür

FETÖ’nün ulusal ve uluslararası tehditlerine karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten Başçeri, “Her konuda olduğu gibi bu mücadelemizde de yanımızda olan, her türlü destek ve katkıyı sağlayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetine ve kardeş Kıbrıs Türk halkına bir kez daha teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

“15 Temmuzlarda coğrafya fark etmiyor; Türk milletinin iradesini sınamaya kalktılar, her ikisinde de başarılı olamadılar”

15 Temmuz’un Kıbrıs için de önemli bir tarih olduğunu belirten Başçeri, 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta, 15 Temmuz 2016’da ise Türkiye’de Türk milletinin iradesinin sınanmaya çalışıldığını söyledi.

Başçeri, “15 Temmuzlarda coğrafya fark etmiyor. Kıbrıs Adası’nda ya da Anadolu’da Türk milletinin iradesini sınamaya kalktılar. Her ikisinde de başarılı olamadılar.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin bugün küresel ve bölgesel düzeyde etkin, sorumluluk sahibi ve kararlı bir aktör olduğunu belirten Başçeri, Türkiye’nin dış politika, insani yardım, güvenlik, teknoloji ve kalkınma alanlarındaki faaliyetleriyle uluslararası sistemdeki konumunu güçlendirdiğini söyledi.

Başçeri, 15 Temmuz’da ortaya konulan irade ile devlet-millet bütünleşmesinin Türkiye’nin uzun vadeli istikrarının, bağımsızlığının ve geleceğinin teminatı olduğunu sözlerine ekledi.