Dünya

The Spectator’a göre: 2025’te Ukrayna savaşı yön değiştirdi

The Spectator dergisine göre, 2025 yılı Ukrayna savaşı açısından kritik bir kırılma yarattı. Rusya ile ABD’nin çıkarlarının kısmen örtüşmesi, yılın en çarpıcı ve sarsıcı gelişmesi olarak değerlendiriliyor. Dergiye göre Moskova, sahadaki askeri tabloya rağmen psikolojik ve jeopolitik üstünlüğü ele geçirmiş durumda.

Haberde, Rusya’nın askeri kazanımlarının sınırlı olduğu ancak algı yönetiminde ciddi bir üstünlük sağladığı vurgulanıyor. Donbas’ta elde edilen ilerlemenin harita üzerinde sınırlı kaldığı, ancak “zaman Rusya’nın lehine işliyor” algısının hem Kiev’de hem Batı başkentlerinde yaygınlaştığı ifade ediliyor. Bu algının, Ukrayna’da ve Batı’da yenilgi psikolojisini derinleştirdiği belirtiliyor.

Trump faktörü dengeleri değiştirdi

The Spectator’a göre 2025’in en kritik kırılma noktası, Donald Trump’ın yeniden Beyaz Saray’a dönüşü oldu. Trump’ın, “Biden savaşı” olarak gördüğü Ukrayna krizini bitirme isteğiyle Kiev’e baskı kurduğu; Moskova’ya ise fiilen alan açtığı ifade ediliyor. Washington’un arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin, Rusya’nın maksimalist talepleri nedeniyle sonuçsuz kaldığı aktarılıyor.

Dergiye göre Putin, Trump’ın “barış” arayışını bir fırsat olarak görüyor. Ukrayna’nın toprak kaybını, güvenlik garantilerinden yoksun kalmasını ve savunmasız bırakılmasını öngören bir çözümün, ABD tarafından kabul ettirilebileceğine inanıyor. Bu nedenle Moskova, beklemeyi ve rakiplerinin hatalarından faydalanmayı tercih ediyor.

Rusya–ABD değer yakınlaşması Batı’yı sarstı

The Spectator, 2025’in en büyük şokunun Rusya ile ABD arasında ortaya çıkan “değer yakınlaşması” olduğunu vurguluyor. Washington’da Avrupa’ya yönelik sertleşen söylem, göç politikaları ve kültürel tartışmalar, Kremlin tarafından pragmatik biçimde karşılanıyor. Bu durum, transatlantik ittifakı zayıflatırken NATO içindeki çatlakları derinleştiriyor.

Haberde, özellikle Macaristan’ın AB çizgisinden kopuşu ve Belçika’nın Ukrayna’ya yönelik mali desteklerde ayak diremesi örnek gösteriliyor. Rusya’nın Avrupa’yı doğrudan askeri değil, siyasi ve psikolojik olarak baskı altına aldığı ifade ediliyor.

Analize göre Putin için Ukrayna, nihai hedef değil; Batı ittifakını parçalamaya giden yolda bir araç. Kremlin’in esas stratejisi, ABD’nin Avrupa’daki askeri ve siyasi etkisini azaltmak. Washington’un Avrupa güvenliğinden kademeli olarak çekilme sinyalleri vermesi, Moskova açısından tarihi bir fırsat olarak görülüyor.

The Spectator, Rusya’nın bugün geldiği noktayı şöyle özetliyor: “Putin kazanmıyor olabilir, ama rakiplerinin hatalarından faydalanıyor. Bu da çoğu zaman yeterlidir.”

Haberde son olarak, Rusya’nın başarısının bir stratejik dehadan çok, Batı’nın kendi iç çelişkilerinin sonucu olduğu vurgulanıyor. Ancak sonuç değişmiyor: 2025 itibarıyla Ukrayna savaşı, sadece cephede değil, Batı’nın siyasi bütünlüğünde de belirleyici bir kırılma yaratmış durumda.