Barolar Birliği, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’yla ilgili bugün yapılması planlanan bilgilendirme toplantısını, Gazeteciler Birliği ile Basın-Sen’in katılmayacaklarını açıklamasının ardından iptal etti. Barolar Birliği, yasa değişikliğinin masumiyet karinesini korumak amacıyla düzenlendiğini belirterek, "Barolar Birliği için kişiler değil, haklar ve prensipler önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’na ilişkin bugün saat 13.00’te gerçekleştirilmesi planlanan bilgilendirme ve basın toplantısının iptal edildiğini açıkladı.
Birlikten yapılan açıklamada, toplantının Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği ile Basın Emekçileri Sendikası’nın katılmayacaklarını bildirmesi nedeniyle iptal edildiği belirtildi.
Barolar Birliği, toplantının iptal edildiğini duyururken yasa değişikliğine ilişkin kapsamlı bir kamuoyu açıklaması da yayımladı.
"ÇALIŞMA 2023’TE BAŞLADI"
Barolar Birliği açıklamasında, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’na ilişkin değişiklik çalışmasının 2023 yılında, 'doktorlar ve eczacılar soruşturması' olarak bilinen seri tutuklamalar sonrasında başlayan tartışmalar üzerine hazırlandığı ifade edildi.
Açıklamada, İnsan Hakları Komitesi üyelerinden oluşan bir avukat ekibinin çalışma yaptığı, taslağın daha sonra Baro Konseyi tarafından oy birliğiyle onaylanarak Bakanlar Kurulu’na gönderildiği belirtildi.
Birlik, yasa çalışmasının Meclis komite sürecinde milletvekilleri, Yüksek Mahkeme, Başsavcılık, polis yetkilileri, basın örgütleri ve diğer paydaşların katılımıyla görüşüldüğünü kaydetti.
"ADİL YARGILANMA HAKKI AMAÇLANDI"
Barolar Birliği, yasa değişikliğinin temel amacının adil yargılanma hakkını güçlendirmek olduğunu savundu.
Açıklamada, İlk Soruşturma (PI) aşamasının kaldırılması, Kaza Ceza Mahkemesi’nde yargılanan sanıklara belge ve ifadeleri görme hakkı verilmesi, teminat emirlerine süre sınırı getirilmesi ve savunmasız veya maddi imkânı olmayan zanlılara avukat atanmasının önünün açılması gibi düzenlemelerin önemli kazanımlar olduğu ifade edildi.
Birlik ayrıca, tutuklu yargılanıp beraat eden kişilere tazminat ödenmesi, elektronik kelepçe uygulaması ve kelepçe kullanım kriterleri gibi bazı önerilerin ise komite sürecinde yasa metninden çıkarıldığını belirtti.
"İSİM VE FOTOĞRAF YASAĞI MASUMİYET KARİNESİ İÇİN GETİRİLDİ"
Barolar Birliği açıklamasında, kamuoyunda en fazla tartışılan düzenlemelerden biri olan isim ve fotoğraf kullanımına ilişkin yasağın gerekçelerine de yer verildi.
Açıklamada, henüz suçluluğu kesinleşmemiş kişilerin açık isim ve fotoğraflarıyla yayımlanan haberlerin, sosyal medyada linç ve peşin hüküm ortamı yarattığı savunuldu.
Birlik, yargılanan kişilerin ailelerinin ve yakın çevresinin de bu süreçlerden etkilendiğini belirterek, masumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkının korunmasının hedeflendiğini ifade etti.
"BAROLAR BİRLİĞİ İÇİN KİŞİLER DEĞİL, HAKLAR VE PRENSİPLER ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR"
Açıklamada, yasa değişikliğinin mahkeme süreçlerinin haber yapılmasını engellemediği, yalnızca yargılama devam ederken zanlı, sanık, müşteki ve tanıkların açık isim ile fotoğraflarının yayımlanmasını yasakladığı kaydedildi.
Barolar Birliği ayrıca, düzenlemenin hükümetin veya güncel davaların beklentileri doğrultusunda hazırlanmadığını savunarak, 'Barolar Birliği için kişiler değil, haklar ve prensipler önem arz etmektedir' ifadelerini kullandı.
Öte yandan Barolar Birliği'nin yasa öncesinde tespit ettiği sorunlar ve yasanın getirdiği çözümleri şu şekilde ifade etti:
"1- SORUN: Ceza Muhakameleri Usulü Yasası’nın yürürlüğe girdiği tarihten beri var olan İlk Soruşturma (PI) aşaması, uygulamada güncelliğini ve faydasını yitirmiş, artan dava sayıları ile birlikte mahkemeler üzerinde gereksiz bir iş yükü oluşturmuştur.
Çözüm: Değişiklik Yasası ile İlk Soruşturma (PI), yargılama usulünden çıkarılmıştır. Bu yapılırken mevcut yasal düzende var olan savunmanın savcılık nezdindeki belge ve ifadeleri alma hakkı korunmuştur.
2- SORUN: Mevcut yasal düzende Kaza Ceza Mahkemesi’nde yargılanan bir sanığın, hakkındaki ithamla ilgili belge ve ifadeleri temin edip görme hakkı bulunmamaktaydı.
Çözüm: Değişiklik Yasası ile, Kaza Ceza Mahkemesi’nde yargılanan bir sanığa da duruşma öncesinde hakkındaki ithamla ilgili belge ve ifadeleri temin etme hakkı verilerek yasa silahların eşitliği prensibine uygun hale getirildi.
3- SORUN: Bir suçla ilişkilendirilerek hakkında mahkeme tarafından teminat emri verilen kişiler, yıllar boyunca davaları getirilmeden teminata bağlı olarak kalmakta ve büyük mağduriyet yaşamaktadır. Özellikle yurtdışı çıkış yasağı olarak uygulanan teminatın, uzun yıllarca yürürlükte kalması en temel kişi haklarından olan seyahat özgürlüğünü orantısız bir şekilde kısıtlamaktadır. Yurtdışına çıkma ihtiyacı olan kişilerin sürekli olarak mahkemelere teminat değişikliği için başvurması ise mahkemeler açısından ciddi bir iş yükü doğurmaktadır.
Çözüm: Değişiklik Yasası, teminat emirlerine süre sınırı getirmiştir. Buna göre, 1 yıl içinde davası getirilmeyen bir zanlının teminat emri kendiliğinden sona erecektir. Buna karşın, tahkikatın tamamlanmaması halinde, savcılık bu süreyi 3 yıla kadar uzatmak için mahkemeye başvurabilecektir. Böylece kişi özgürlüğü ile yargılamada hazır bulunulmasının sağlanması amaçları arasında adil bir denge ve mahkeme denetimi sağlanmıştır.
4- SORUN: Mevcut Yasada böyle bir hüküm bulunmamasına rağmen; Ağır Ceza Mahkemeleri huzurunda görülen davalarda sanığın suçlamayı kabul etmemesi halinde tutuklanarak tutuklu yargılanması teamüli bir uygulama halini almıştır. Yüksek Mahkeme içtihatlarıyla da aşılamayan bu sorun neticesinde, suçsuzluk savunması yapan herkesin peşinen cezalandırıldığı bir yargılama süreci pratiği ortaya çıkmıştır.
Çözüm: Değişiklik Yasası, itham edildiği suçla ilgili mahkeme tarafından teminata bağlanarak serbest bırakılan sanıkların Ağır Ceza Mahkemesi huzurundaki yargılamada 'mahkemeye bu teminat emrinin sanığın yargılamaktan kaçmasını önlemeye yetmeyeceğine dair yeterli sebep sunulmadıkça' tutuklanmayacağını öngörmekte ve böylece 'otomatik tutuklulukların' önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
5- SORUN: Mevcut yasada yeterli bir adli yardım mekanizması olmadığından Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda ömür boyu hapislik cezası ile yargılanan kişiler haricinde hiçbir zanlı veya sanığa avukat atanması mümkün olamamakta ve özellikle mali gücü olmayan kişilerin Anayasal savunma hakkında mahrum kalmaları sonucu doğmaktadır.
Çözüm: Değişiklik Yasası, ceza yargılamasının her aşamasında Mahkemelere savunmasız ve/veya yoksul zanlı ve sanıklara Barolar Birliğinden bir avukat atanmasını talep etme yetkisi vermiştir. Bu şekilde savunmasız ve yoksul kişilerin Anayasal savunma hakkında mahrum kalmalarının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
6- SORUN: Henüz polis soruşturmasının yeni başladığı bir safhada herhangi bir suçla itham edilerek 'zanlı' sıfatıyla mahkemeye çıkarılan insanların fotoğrafları çekilmekte ve açık isimleri ile birlikte işledikleri iddia edilen suçla ilişkilendirilerek yayım yapılmaktadır. Bu yayımlarda kişilerin itham oldukları suçları işlediğine dair peşin kanaat veya iddialar yer almaktadır. Kişilerin tutukluluk altındaki koşullarda fiziki ve manevi olarak harap olmuş, en kötü halleri fotoğraflanmakta ve paylaşılmaktadır. Bu fotoğrafları kişilerin tanıdıkları, aileleri, çocukları, anne ve babaları görmektedir. Sosyal medyada isim ve fotoğraf içeren bir mahkeme haberi, habercilik ilkelerine uygun olarak hazırlanmış olsa bile, bu haberin yarattığı etkileşimde peşin hüküm, hakaret ve linçe varan yorumlara maruz bırakılması engellenememektedir. Masumiyet karinesine ve adil yargılanma hakkına saygı duyarak yayın yapan basın kurumları ve mensupları; ifşa ve magazin içeren yayıncılığın daha çok ilgi görmesi sebebiyle haksız rekabete uğramakta ve mecburen benzer yönde haber yapma baskısı altında kalmaktadır. Bir kişinin yargılanmakta olduğu dava ile ilgili nefret objesine dönüştürülmesi, suçlu olduğunun peşinen ilan edilmesi, suçsuz olabileceğine dair ihtimale karşı yoğun tepki gösterilmesi, mahkemeleri baskı altına alma, etkileme ve adil yargılanma hakkını ortadan kaldırma tehlikesini ciddi şekilde barındırmaktadır. Basın mensubu veya gazeteci olmayan, hiçbir etik ve ahlaki kuralla bağlı olmayan sosyal medya kullanıcıları, bu konuyu son derece suiistimal etmektedir. Kendisine dava getirilmeyen veya yargılanıp suçsuz bulunan kişiler, haklarındaki fotoğraf ve haberleri dijital ortamdan sildirememekte; bazen muhatap bulamamakta; bazense bunların kaldırılması için maddi taleplerle karşılaşmaktadırlar. Böylece suçsuz olduğu bir konuda kendisini suçlu gösteren haber ve görsellere ömür boyu muhatap olmakla cezalandırılan çok ciddi sayıda insanımız bulunmaktadır.
Çözüm: Değişiklik Yasası ile bir zanlının veya mahkum olmamış bir kimsenin veya müşteki ile tanıkların açık ismini veya fotoğrafını yayımlamak hafif bir suç haline getirilerek yasaklanmıştır"
Barolar Birliği'nin açıklamasının devamı ise şu şekilde:
"Basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı arasındaki çok zor ve hassas denge yukarıdaki ağı mağduriyetler göz önüne alınarak kurulmaya çalışılmıştır.
İlgili madde, kamusal haber değeri olan bir konunun veya mahkeme sürecinin haber yapılmasını; kişilerin kamu ile ilgili olan bağlantı, makam ve ünvanlarının kullanılmasını engellememektedir.
Daha da önemlisi, yargı sürecinden önce veya mahkeme sona erdikten sonra kişilerin isim ve fotoğrafıyla haber yapılmasının önüne geçilmemiştir. Bahse konu kısıtlama sadece ve sadece yargı sürecinin devamı esnasındadır.
Adil yargılanma hakkına yönelik halihazırda Mahkemeler Yasası’nın 52. maddesi tahtında da korumaların mevcut olup; mezkur maddeye göre de mahkeme salonunda veya oturum yapmakta olduğu binada fotoğraf çekmek suç olarak düzenlenmiştir.
Tekrar pahasına vurgulamakta fayda vardır ki Barolar Birliği ekibinin bu yasa çalışmasını hazırladığı tarih 2023; dönem ise eczacı ve doktorların tabi tutulduğu muamelelerin kamuoyu vicdanını ciddi şekilde yaraladığı zamanlardır. Çalışmanın, güncel zanlılar veya hükümetin beklentileri ile ilgisi yoktur. Barolar Birliği için kişiler değil; haklar ve prensipler önem arz etmektedir.
Adil yargılanma hakkının güvence altına alınması, şu anda konuşulmakta olan haklar içerisinde bize göre en hassas ve en değerli olandır.
Buna rağmen, Barolar Birliği olarak Meclis Komitesi’nde bu maddenin değiştirilmesine yönelik hiçbir öneriye de olumsuz yaklaşmadığımızı veya karşı durmadığımızı belirtmek isteriz"





