Hayat pahalılığı ödeneğini kesmek kriz yönetimi değil, krizin faturasını halkın üzerine yıkmaktır. “Bu bir kriz yönetimi değil; verisiz, programsız, öngörüsüz bir dayatmadır”

Sigorta emeklisi, sosyal yardım alan yurttaşlar, engelli maaşı alan bireyler, kamu görevlileri ve kamu emeklileri ile asgari ücretlinin hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında korunabilmesi için altı ayda bir maaşlara yansıtılan Hayat Pahalılığı ödeneklerinin kesilmesine yönelik UBP–YDP–DP Hükümeti tarafından Meclise sunulan 11 adet yasa tasarısının, Maliye Komitesinde tüm paydaşların itirazlarına rağmen, hiçbir ekonomik öngörü, mali plan, etki analizi veya orta vadeli program ortaya konmadan hükümet milletvekillerinin oylarıyla geçirilerek Genel Kurul’a gönderilmesi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yönetim anlayışı bakımından da ciddi bir sorun ortaya koymuştur.

Verisiz, programsız, öngörüsüz bir dayatma

Komitede sendikalar, ekonomik örgütler ve ilgili paydaşlar tarafından hükümete açık sorular sorulmuştur: Bu kesinti ne kadar sürecektir? Kamu maliyesine etkisi nedir? Enflasyon karşısında sabit gelirliler nasıl korunacaktır? Piyasaya etkisi ne olacaktır? Orta vadeli ekonomik program nedir? Bu soruların hiçbirine somut veri ve plan ile cevap verilmemiştir. Bu nedenle yapılan düzenleme yalnızca bir maaş düzenlemesi değil; hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve haklı beklenti ilkelerinin görmezden gelinmesidir.

Ekonomi ve maliye yönetimini kötü yöneten, kamu maliyesini iç borç yükü altında bırakan ve iç borç stokunu yaklaşık 25 milyar TL seviyesine çıkaran hükümet, bugün yarattığı ekonomik tablonun faturasını sabit gelirlilere kesmektedir. Kriz yönetimi adı altında yapılan bu düzenleme, gerçekte bir kriz yönetimi değil; krizin maliyetinin en zayıf kesimlerin üzerine yüklenmesidir. Hükümet hiçbir paydaşı masaya davet etmeden, hiçbir ekonomik plan ortaya koymadan, yalnızca maaşları baskılayarak bütçe yönetmeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım ekonomik daralmayı hızlandıracak, piyasayı küçültecek, ailelerin alım gücünü daha da düşürecek ve enflasyon karşısında halkı daha da korumasız bırakacaktır.

Krizi yaratanlar, bedeli en zayıf kesimlere yüklüyor

Ortadoğu’da yaşanan savaş ve küresel enerji fiyatlarındaki artışın ekonomiyi etkileyeceği açıktır. Ancak kriz yönetimi maaşları kesmek, alım gücünü düşürmek ve piyasayı daraltmak değildir. Doğru kriz yönetimi; maliyet artışlarını ölçmek, fiyatlara geçişini zamana yaymak, dar gelirli kesimleri korumak, reel sektörü ayakta tutmak ve piyasada güven yaratmaktır. Devletin görevi kriz döneminde maaş kesmek değil; kriz döneminde toplumu korumaktır.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir. Öncelikle paydaşların yani ekonomik örgütlerin, sendikaların, uzmanların yer alacağı bir Ekonomik Kriz Yönetim Masası kurulmalıdır. Enerji, akaryakıt, taşımacılık ve temel gıda fiyatlarında ani ve kontrolsüz fiyat geçişlerini önleyecek mekanizmalar oluşturulmalıdır. Fiyat İstikrar Fonu gerçek anlamda bir kriz tamponu olarak kullanılmalı, dış maliyet artışları otomatik olarak halka yansıtılmamalıdır. Dar gelirli kesimler, emekliler, sosyal yardım alanlar ve engelliler için hedefli sosyal koruma programları uygulanmalıdır. Küçük işletmeler ve üreticiler için enerji, finansman ve vergi yüklerini geçici olarak hafifletecek destekler sağlanmalıdır. Temel gıda ürünleri, taşımacılık ve üretim maliyetlerini düşürecek tedbirler alınmalıdır. Üretime dayalı ekonomik modelin güçlendirilmesi, turizmin zarar görmemesi ve yükseköğretimin güvenli şekilde devam edebilmesi için ekonomi politikaları ortak akıl ile belirlenmelidir.

Bu karar piyasayı daraltacak, alım gücünü daha da aşındıracak

Hükümetin yaptığı ise bunun tam tersidir. Maaşları baskılayarak bütçe yönetmeye çalışan, zam yaparak mali denge kurmaya çalışan ve hiçbir ekonomik program ortaya koymadan karar alan bir anlayış, kriz yönetimi değil, yönetim zafiyetidir. Alınan bu karar, maliyeyi kötü yönetenlerin bugün savaş ve kriz ortamını bahane ederek sabit gelirlinin cebine el uzatmasıdır.

CTP olarak bizim yaklaşımımız nettir: Kriz yönetimi maaş kesmek değildir. Kriz yönetimi fiyat şoklarını yönetmek, piyasayı korumak, kayıt dışılıkla mücadele edip gelir kayıplarını önlemek, dar gelirliyi korumak ve üretimi ayakta tutmaktır. Devlet kriz döneminde küçülen değil, akıllı ve hedefli şekilde toplumu koruyan bir rol üstlenmek zorundadır.

Söz konusu tasarılar geri çekilmeli

Bu nedenle söz konusu yasa tasarılarının derhal geri çekilmesini, Meclis Genel Kurulu’na getirilmemesini, paydaşların yer alacağı kriz yönetim mekanizmasının kurulmasını, sabit gelirli ve kırılgan kesimlerin korunmasına yönelik ekonomik ve sosyal tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz.

Alınan bu karar, ekonomik programı olmayan, öngörüsü olmayan ve toplumu korumayan bir yönetim anlayışının sonucudur. Bu konuda ortaya konacak her türlü demokratik ve toplumsal mücadelenin yanında olacağımızı da kamuoyuna açıkça beyan ederiz.