Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Erman Yaylalı, açıklanan altı aylık hayat pahalılığı oranının brüt asgari ücrete eksiksiz yansıtılması gerektiğini belirterek, çalışanların enflasyon karşısında eriyen alım gücünün pazarlık konusu yapılamayacağını vurguladı.
Yaylalı, asgari ücret tartışmalarında temel ölçütün açıklanan rakam değil, çalışanların bu ücretle insanca yaşayabilmesi olduğunu ifade etti. Kira, gıda, ulaşım, eğitim ve enerji giderleri birlikte değerlendirilmeden halkın sofrasında gerçek bir rahatlama sağlanamayacağını belirten Yaylalı, hayat pahalılığı oranının ücretlere yansıtılmasının bir lütuf değil, çalışanların kaybettiği alım gücünün kısmen telafi edilmesi anlamına geldiğini söyledi.
“Resmî makamlar tarafından açıklanan hayat pahalılığı oranının asgari ücrete yansıtılması, çalışanlara verilmiş yeni bir hak veya lütuf değildir. Enflasyonun süreklilik kazandığı bir ülkede yapılan, dar ve sabit gelirli çalışanların altı ay boyunca eriyen alım gücünün kısmen geri konulmasıdır.
Bu nedenle açıklanan altı aylık hayat pahalılığı oranının brüt asgari ücrete doğrudan ve eksiksiz biçimde yansıtılması elzemdir. Çalışanın kaybettiği alım gücünün ne kadarının geri verileceği tartışılamaz. Çalışanın hakkı pazarlık masasına konulamaz.”
Hayat pahalılığının sorumluluğu çalışanlara yüklenemez
Elektrik, akaryakıt ve enerji maliyetlerindeki artışların üretimden hizmet sektörüne kadar tüm fiyatları doğrudan etkilediğini belirten Yaylalı, hayat pahalılığını artıran politikaların sorumluluğunun çalışanlara yüklenemeyeceğini söyledi.
“Elektriğe, akaryakıta ve temel girdilere sürekli zam yapan bir yönetim, kendi yarattığı pahalılığın sebebi olarak çalışanların ücretlerini gösteremez. Enflasyonun sorumlusu geçim mücadelesi veren çalışanlar değildir. Sorumluluk; plansızlıkta, denetimsizlikte, üretimi desteklemeyen politikalarda ve hayatı her geçen gün daha da pahalılaştıran yönetim anlayışındadır.
Hayat pahalılığını yaratanlar, bunun faturasını dar ve sabit gelirli yurttaşlara kesemez. Bu anlayışı kabul etmiyoruz.”
Gerçek ücretler kayıt altına alınmalı
Özel sektör çalışanlarının yaklaşık yüzde 65 ila 70’inin ücretlerinin sosyal güvenlik kurumlarına asgari ücret üzerinden bildirildiğine dikkat çeken Yaylalı, bunun hem çalışanların mevcut sosyal güvenlik haklarını hem de gelecekte alacakları emekli maaşlarını olumsuz etkilediğini ifade etti.
Gerçek ücretlerin kayıt altına alınmasının zorunlu olduğunu belirten Yaylalı, “Çalışan gerçekte daha yüksek bir ücret alırken sosyal güvenlik yatırımlarının asgari ücret üzerinden yapılması, kayıt dışılığın başka bir biçimidir. Çalışanın bugünkü hakkı da gelecekte alacağı emekli maaşı da bu yöntemle gasp edilmektedir.” dedi.
TDP “İş ve Ücret Tanımlama Rehberi” hazırlayacak
Yaylalı, TDP’nin iş gücü piyasasında gerçek ücretlerin kayıt altına alınması ve meslekler arasındaki ücret dengesizliğinin azaltılması amacıyla “İş ve Ücret Tanımlama Rehberi” hazırlayacağını açıkladı.
Hazırlanacak sistemle meslekler, görev tanımları, uzmanlık düzeyleri ve çalışma koşullarına göre referans ücretlerin belirleneceğini ifade eden Yaylalı, mesleki ölçümleme ve örnekleme yöntemleriyle iş gücü piyasasındaki gerçek ücret seviyelerinin tespit edileceğini söyledi.
Bu sayede çalışanların sosyal güvenlik primlerinin gerçek ücretleri üzerinden yatırılmasının sağlanacağını belirten Yaylalı, hem mevcut sosyal güvenlik haklarının hem de gelecekteki emeklilik gelirlerinin korunacağını kaydetti.
“Ücret politikasını altı ayda bir kurulan Asgari Ücret Saptama Komisyonu’na sıkıştırmayacağız. Emeğin, deneyimin, uzmanlığın ve mesleki niteliğin karşılığını belirleyen kalıcı ve adil bir ücret düzeni kuracağız.” diyen Yaylalı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çalışanın maaşı enflasyon karşısında erimeyecek, gerçek kazancı kayıt dışına itilmeyecek, gelecekte alacağı emekli maaşı bugünden budanmayacak. TDP, emeğin karşılığını aldığı, alım gücünün korunduğu ve sosyal güvenlik haklarının gerçek ücretler üzerinden güvence altına alındığı adil bir çalışma yaşamını kuracaktır.”




