Kıbrıs

Gürcafer: AB hukukunun Kuzey Kıbrıs'a karşı siyasi araç olarak kullanılması kabul edilemez

Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer Fransa'daki Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi'nin Litvanya vatandaşı Rasa Zilevice hakkında verdiği iade kararını değerlendirdi.


Gürcafer “Rum Yönetimi'nin Avrupa Birliği hukukunu siyasi amaçlarla araçsallaştırarak egemenlik iddialarını Kuzey Kıbrıs'a taşımaya çalışması, ne Avrupa Birliği'nin kendi hukuk düzeniyle ne de uluslararası hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmaktadır. Avrupa Birliği'ne Katılım Antlaşması'nın 10 No'lu Protokolü açık biçimde, Kuzey Kıbrıs'ta Avrupa Birliği müktesebatının askıda olduğunu hükme bağlamaktadır. Buna rağmen Avrupa Birliği hukukunun Kuzey Kıbrıs üzerinde fiili egemenlik tesis edecek şekilde kullanılmaya çalışılması, hukuki bir değerlendirme değil, siyasi bir tercihtir” diyen Gürcafer, böyle bir yaklaşımın yalnızca hukukun güvenilirliğini zedelemekle kalmayacağını, aynı zamanda Kıbrıs'taki çözüm perspektifine de ciddi zarar vereceğimi belirtti.


Mülkiyet meselesinin, Kıbrıs sorununun en temel ve en hassas başlıklarından biri olduğunu, bu konunun mahkeme kararları, tutuklama emirleri veya Avrupa Tutuklama Emri mekanizmaları üzerinden değil; ancak tarafların üzerinde uzlaşacağı kapsamlı ve kalıcı bir siyasi çözüm çerçevesinde ele alınabileceğini kaydeden Gürcafer, “Hukuki mekanizmaların siyasi baskı aracı olarak kullanılmaya başlanması, uzlaşı zemini oluşturmak yerine taraflar arasındaki güvensizliği derinleştirmektedir. Kuzey Kıbrıs ekonomisini hedef alan ve yasal çerçevede faaliyet gösteren kişi ve kuruluşları suçlu gibi göstermeye yönelik bu girişimler, çözüm iradesini güçlendirmemekte; tam aksine çözümsüzlüğü beslemektedir” ifadelerini kullandı.


Cafer Gürcafer, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin himayesinde yeniden ivme kazandırılmaya çalışılan diyalog sürecinin bulunduğu bir dönemde bu tür adımların atılmasının son derece düşündürücü olduğunu belirterek, Temmuz ayı sonu veya Ağustos ayı başında gerçekleştirilmesi planlanan 5+1 formatındaki gayriresmî toplantı öncesinde yaşanan bu gelişmelerin, güven artırıcı önlemleri desteklemek yerine müzakere atmosferini zehirleme riski taşıdığına işaret etti.


CaferGürcafer Müzakerelerin başarıya ulaşabilmesi için tarafların birbirlerine baskı kurmaya değil, güven inşa etmeye odaklanmaları gerektiğinin de altını çizdi. İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, “Samimi bir müzakere sürecinin temel şartı karşılıklı iyi niyet, siyasi eşitliğe saygı ve güven ortamının korunmasıdır. Bir taraftan diyalog ve çözüm çağrısı yapılırken, diğer taraftan Kuzey Kıbrıs ekonomisini hedef alan hukuki ve siyasi girişimlerin sürdürülmesi, yapıcı müzakere anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Bu yaklaşım, Rum tarafının kapsamlı çözüme katkı sunmak yerine, tek taraflı baskı yöntemleriyle siyasi sonuç elde etmeye çalıştığı yönündeki endişeleri daha da güçlendirmektedir” dedi.


Bu noktada Birleşmiş Milletler'e önemli sorumluluk düştüğünü vurgulayan Gürcafer, müzakere zemininin korunması ve taraflar arasında güven ortamının zedelenmemesi için tek taraflı adımlar karşısında daha etkin ve yapıcı bir tutum sergilenmesini istedi.


Gürcafer “Aynı şekilde Avrupa Birliği de kendi hukuk düzenine, kurucu antlaşmalarına ve hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmalıdır. Avrupa Birliği hukukunun siyasi hedefler doğrultusunda farklı şekillerde yorumlanmasına izin verilmesi, yalnızca Kıbrıs meselesine değil, Avrupa hukuk sisteminin güvenilirliğine de zarar verecektir” ifadelerini kullandı.“

Öte yandan, Fransa'daki Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi'nin kısa süre önce aynı hukuki çerçevede değerlendirdiği Behdad Caferi dosyasında iadeyi reddetmiş olmasına rağmen, çok kısa bir süre sonra aynı mahkemenin ve aynı yargıçların Rasa Zilevice hakkında tam tersi yönde karar vermesi son derece dikkat çekicidir.

Aynı hukuki olgulara ilişkin birbirine tamamen zıt sonuçlara ulaşılması, kararların hukuki tutarlılığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır” diyerek açıklamasını sürdüren Gürcafer, bu çelişkinin, Fransız yargısının bu süreçte siyasi baskılardan ne ölçüde etkilendiğine ilişkin kaygıları artırdığını ve hukuki öngörülebilirlik ilkesini tartışmalı hâle getirdiğini kaydetti.


“Kıbrıs'ta yeniden şekillenmeye çalışan siyasi diyalog sürecinin önüne engeller koyan, güven ortamını zedeleyen ve taraflar arasındaki mesafeyi artıran bu tür girişimler hiçbir tarafa kazanç sağlamayacaktır. Tam tersine, kapsamlı ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasını daha da zorlaştıracaktır” diyen Cafer Gürcafer Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) olarak bugüne kadar Kıbrıs'ta kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülen tüm siyasi süreçlere yapıcı katkı sunduklarını anımsattı.


Cafer Gürcafer “Diyalog, uzlaşı ve müzakere zeminini güçlendirecek her girişimi samimiyetle destekledik. Ancak bugün gelinen noktada üyelerimizi ve Kuzey Kıbrıs'ta yasal çerçevede yatırım yapan, üreten ve ekonomik faaliyet yürüten insanları doğrudan hedef alan bu girişimler kabul edilebilir sınırları aşmıştır. Kıbrıs Türk halkının ekonomik varlığını baskı altına almaya yönelik hiçbir girişimi kabul etmemiz mümkün değildir. Ekonomik yaşamı hedef alan baskılar, siyasi çözümün değil, çatışma ve güvensizliğin güçlenmesine hizmet edecektir” dedi.


İnşaat Müteahhitleri Birliği Başkanı Cafer Gürcafer Cumhurbaşkanı ve hükümeti, ilgili kurumları ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini bu süreçte uluslararası hukuk ve diplomasi zemininde gerekli tüm girişimleri kararlılıkla sürdürmeye davet etti. Gürcafer “Aynı çağrıyı Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne de yapıyoruz.

Birleşmiş Milletler'in müzakere zeminini koruyacak aktif bir rol üstlenmesini; Avrupa Birliği'nin ise kendi kurucu antlaşmalarına, özellikle de Katılım Antlaşması'nın 10 No'lu Protokolü'ne uygun hareket ederek hukuku siyasi amaçlarla araçsallaştıran yaklaşımlara izin vermemesini bekliyoruz. Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ulaşmanın yolu, baskı, tehdit ve tek taraflı uygulamalardan değil; karşılıklı saygı, siyasi eşitlik, uluslararası hukuka bağlılık ve samimi diyalogdan geçmektedir” dedi.