Kıbrıs

Murat Metin Hakkı: "Loizidu Kararı Güney'deki Türk Malları İçin de Emsal Olmalı"

Avukat Murat Metin Hakkı, Güney Kıbrıs'ta taşınmazı bulunmasına rağmen mülkünü serbestçe kullanamayan Kıbrıslı Türkler açısından Loizidou v. Turkey kararının emsal teşkil etmesi gerektiğini söyledi. Hakkı, "Çünkü benzer gerekçeler söz konusudur." dedi.

Kanal T'de yayınlanan Sabah Baskısı programında Pınar Gözek'in konuğu olan Murat Metin Hakkı, adanın kuzeyi ve güneyinde kalan taşınmaz mallarla ilgili hukuki süreci değerlendirdi.

KKTC'de Rum mallarının kullanımına ilişkin önce İTEM Yasası'nın çıkarıldığını, ardından Taşınmaz Mal Komisyonu'nun kurulduğunu hatırlatan Hakkı, Güney Kıbrıs'ta ise Türk mallarının vasiliğinin Rum İçişleri Bakanlığı'na bırakıldığını belirtti.

"AİHM'de Kıbrıslı Türkler Lehine Sonuçlanmış Emsal Karar Yok"

Kıbrıslı Türkler lehine sonuçlanmış bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının bulunmadığını ifade eden Hakkı, Rum tarafının 1989 yılında Loizidou başvurusunu yaptığını, 1996 yılında çıkan kararın ardından yaklaşık 1.500 Rum başvurusunun AİHM'e taşındığını söyledi.

Güney Kıbrıs'ta ise Türk mallarıyla ilgili 1991 yılında çıkarılan düzenlemelerle vasilik sisteminin yasal zemine oturtulduğunu belirten Hakkı, o dönemde Kıbrıslı Türklerin AİHM'e başvurmasının siyasi nedenlerle uygun görülmediğini ifade etti.

"2010 Sonrası Türk Malları İçin Dava Süreci Başladı"

Hakkı, özellikle Apostolides v. Orams sonrasında Kıbrıs Türk tarafının da Güney'deki mallarla ilgili hukuki girişimlere başladığını belirtti.

2010 yılından itibaren çok sayıda davanın açıldığını söyleyen Hakkı, bunlardan bazılarının AİHM gündemine kadar ulaştığını ancak Rum yönetiminin yasa değişikliği yaparak Kıbrıslı Türklerin başvurularını zorlaştırdığını kaydetti.

İç hukuk yollarının son derece yavaş işlediğini dile getiren Hakkı, bazı başvuruların AİHM'e taşınabilmesi için 10 ila 14 yıllık iç hukuk sürecinin tamamlanmasının gerektiğini söyledi.

"Bazı Türkler Güney'de Tazminat ve Mülklerine Kavuştu"

Güney Kıbrıs'ta açılan davalardan olumlu sonuç alınan örneklerin de bulunduğunu belirten Hakkı, bunun çok sınırlı koşullarda gerçekleştiğini ifade etti.

Buna göre, 1974 öncesinde adadan göç etmiş olan ve kendisi ya da mirasçılarının KKTC'de herhangi bir Rum malı bulunmayan kişilere Rum yönetimi bazı davalarda dostane çözüm teklif etti.

Bu kapsamda bazı taşınmazların kamulaştırıldığını, hak sahiplerine tazminat ödendiğini, bazı kişilerin ise mallarını geri alarak kullanabildiğini, kiralayabildiğini veya satabildiğini söyledi.

"Loizidu Gerekçesi Türk Malları İçin de Geçerli"

Murat Metin Hakkı, Loizidou kararında AİHM'in esas aldığı kriterin mülk sahibinin taşınmazına erişiminin engellenmesi olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin Loizidou davasında, mülkiyet hakkının kullanımını engellediği gerekçesiyle mahkûm edildiğini hatırlatan Hakkı, aynı hukuki yaklaşımın Güney Kıbrıs'taki Türk malları için de uygulanması gerektiğini savundu.

"Bugün Güney'de devlet gücü kullanılarak Kıbrıslı Türklerin mallarına erişimi engelleniyor, satmaları, kiralamaları ve istedikleri gibi tasarrufta bulunmaları mümkün olmuyor." diyen Hakkı, bunun Loizidou kararındaki ihlal gerekçeleriyle birebir örtüştüğünü söyledi.

İnsan haklarının yalnızca Kıbrıslı Rumlar için değil, Kıbrıslı Türkler için de eşit şekilde uygulanması gerektiğini belirten Hakkı, mülkiyet hakkının evrensel bir insan hakkı olduğunun altını çizdi.