Demokrat Parti Genel Sekreteri Serhat Akpınar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) gerçekleştirilen görüşmeler sırasında bir siyasi parti temsilcisi tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin adının "Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" olarak değiştirilmesine yönelik yaklaşımın gündeme getirilmesini "hayret ve ciddi bir hassasiyetle" karşıladıklarını belirtti.

Yazılı açıklama yapan Akpınar, öncelikle herkesin çok temel bir gerçeği doğru anlaması gerektiğini ifade ederek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen bir devlet olduğunu vurguladı.

Devletin adı, kimliği, anayasal düzeni ve geleceği üzerinde karar verme yetkisinin başka herhangi bir devletin parlamentosuna, siyasi partisine veya siyasetçisine ait olmadığını belirten Akpınar, bu yetkinin yalnızca Kıbrıs Türk halkının egemen iradesine ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin anayasal kurumlarına ait olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının anavatanı, en güçlü destekçisi ve garantörü olduğunu ifade eden Akpınar, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde Türkiye ile aralarındaki tarihi ve sarsılmaz bağın tartışılmaz olduğunu belirtti.

Ancak savundukları "egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü" ilkesinin doğal sonucu olarak devletin adına ilişkin tasarruf iradesinin de KKTC'ye ait olduğunu vurgulayan Akpınar, başka bir ülkenin parlamentosunda, bir siyasi parti tarafından dahi olsa egemen bir devletin adının değiştirilmesinin önerilmesini "egemenlik ilkesi bakımından son derece yanlış, talihsiz ve kabul edilemez bir yaklaşım" olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

"BU KARARIN TEK SAHİBİ KIBRIS TÜRK HALKIDIR"

Akpınar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin adındaki "Kuzey" ifadesinin kaldırılması gerektiğinin siyasi bir tez olarak tartışılabileceğini belirterek, böyle bir düşüncenin hayata geçirilip geçirilmeyeceğine karar verecek makamın TBMM veya herhangi bir yabancı siyasi parti olmadığını söyledi.

Bu kararın tek sahibinin Kıbrıs Türk halkı olduğunu ifade eden Akpınar, bu iradenin anayasal adresinin ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ve devletin yetkili anayasal kurumları olduğunu kaydetti.

"İHTİYAÇ KKTC'NİN ADINI DÜNYAYA KABUL ETTİRMEKTİR"

Bugün ihtiyaç duyulanın devletin adını dışarıdan tartışmaya açmak olmadığını belirten Akpınar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin mevcut anayasal kimliğiyle tanınmasını, uluslararası toplumda hak ettiği statüye kavuşmasını ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sona ermesini sağlamak olduğunu ifade etti.

Dost ülkelerden beklentilerinin de bu yönde olduğunu kaydeden Akpınar, KKTC'nin adını değiştirmeye yönelik "yersiz ve yetkisiz" bir düşünceye enerji harcamak yerine, TBMM'de KKTC'nin adını dünyaya kabul ettirmek için seferberlik başlatılması gerektiğini savundu.

AK PARTİ VE MHP MİLLETVEKİLLERİNE TEŞEKKÜR

Kıbrıs Türk halkının onlarca yıllık varoluş mücadelesinin sonunda kurduğu devletin adının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olduğunu vurgulayan Akpınar, "Bayrağımız vardır. Anayasamız vardır. Meclisimiz vardır. Cumhurbaşkanlığımız, hükümetimiz, yargımız ve demokratik kurumlarımız vardır. En önemlisi bu devletin arkasında kendi geleceğini belirleme hakkına sahip egemen bir halk vardır." ifadelerini kullandı.

Akpınar, açıklamasının sonunda söz konusu yaklaşımın TBMM'de kabul görmemesini ve önerinin reddedilmesini önemli ve doğru bir tutum olarak değerlendirdiklerini belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen devlet kimliğine gösterdikleri hassasiyet nedeniyle AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerine teşekkür etti.

Kıbrıs Türk halkının geleceği hakkında karar verilecek yerin Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ve nihayetinde Kıbrıs Türk halkının özgür ve egemen iradesi olduğunu vurgulayan Akpınar, "Hiç kimse, ne kadar iyi niyetle hareket ettiğini düşünürse düşünsün, Kıbrıs Türk halkı adına onun devletinin ismini tayin etme yetkisini kendisinde göremez. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Egemen bir devlettir. Adı da geleceği de Kıbrıs Türk halkına aittir." ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.