Türk İslam kültürünün temel taşlarından kabul edilen Ahiliğin Kıbrıs’ta tanıtılması amacıyla düzenlenen “Kıbrıs’ta Ahilik Çalıştayı” Lefkoşa Bedesten’de yapıldı.

"Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), Kıbrıs Vakıflar İdaresi (Evkaf), Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD), Kültür, Eğitim ve Yardımlaşma Derneği (KEYDER) ile Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi iş birliğinde organize edilen çalıştayda Ahilik geleneğinin Kıbrıs’taki tarihi, kültürel ve iktisadi yansımaları ele alınıyor.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan çalıştay, açılış konuşmalarıyla devam etti. Ardından çalıştayda sunum yapacak akademisyenlere hediye takdimi yapıldı. İki oturumlu çalıştay, söyleşiyle tamamlanacak.

Çalıştaya, Kıbrıs Vakıflar İdaresi Yönetim Kurulu Başkanı Selahaddin Bayırkan ve Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer, DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekilleri Zorlu Töre ve Sunat Atun, Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi Müdürü Ejdan Sadrazam, Din İşleri Başkanı Hakan Moral, akademisyenler, diğer yetkililer ve davetliler katıldı.

TÜMER: AHLAKLI KURUM GÜÇLÜ DEVLETTEN ÖNCE GELİR

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer açılışta yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ta Ahilik ile ilgili ilk kez böyle bir çalıştay düzenlemenin gururu içerisinde olduklarını ifade etti. Tümer, Ahiliğin, Kıbrıs ve Anadolu kültüründe çok önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekti.

Ahilik ve vakıf medeniyetini birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını belirten Tümer, “Bu iki yapı bize şunu öğretir: Kurumlar yaşatmak için vardır, yaşamak için değil” dedi. Ahiliğin, bireyi ve mesleği, Vakıf medeniyetinin ise toplumu ve kamusal faydayı düzenlediğini dile getiren Tümer, birinin ahlâklı üretimi, diğerinin adaletli paylaşımı temsil ettiğini söyledi.

Ahiliğin kurucu ismi kabul edilen Ahi Evran’ın, esnafı sadece kazanan değil, toplumu ayakta tutan bir aktör olarak gördüğünü belirten Tümer, vakıf medeniyetinde de, gelirin kişisel zenginleşme için değil, toplumsal sürdürülebilirlik için kullanıldığını dile getirdi.

Tümer, modern dünyada kurumların genellikle performans, bütçe, kârlılık ve verimlilik kavramlarıyla; vakıf medeniyetinde ise, emanet bilinciyle, hizmet ahlâkıyla ve toplumsal sorumlulukla ölçüldüğünü belirtti. Tümer, Ahilikte de esnafın itibarının, kasasındaki parayla değil mahallesindeki güvenle ölçüldüğünü söyledi.

“KURUMLAR BÜYÜMÜŞ FAKAT GÜVEN AYNI ORANDA BÜYÜMEMİŞTİR”

“Bugün kurumlara olan güvenin azalması, aslında ahlâkın kurumsal dilden yavaş yavaş çekilmesinin bir sonucudur. Kurumlar büyümüş fakat güven aynı oranda büyümemiştir” diyen Tümer, kamu kurumları, vakıflar, üniversiteler ve belediyeler için Ahiliğin son derece canlı bir model olduğunu kaydetti. Tümer, “Etik, bir ‘iyi niyet beyanı’ değil kurumsal bir refleks olmak zorundadır” vurgusu yaptı.

Ahilik ve vakıf medeniyetine göre yetkinin emanet, bütçenin sorumluluk, makamın ise hizmet olduğunu vurgulayan Tümer, “Kurumlar ahlâkla yönetilmezse, en güçlü yapılar bile içten çöker” dedi.

Ahilik ve vakıf medeniyetinin geçmişin hatırası değil, geleceğin yönetim modeli olduğunu ifade eden Tümer, bugün yapılması gerekenin bu değerleri müzelik değil, yaşayan ilke hâline getirmek olduğunu kaydetti.

Tümer konuşmasında, “Akademisyenler, değer temelli yönetim dilini yeniden üretmeli, yöneticiler, etik ilkeyi performans kriteri hâline getirmeli, vakıflar, bağış değil etki odaklı düşünmeli” çağrısı da yaptı.

Ahlâklı kurumun, güçlü devletten önce geldiğini dile getiren Tümer, güçlü toplumun ise ancak ahlâklı kurumlarla mümkün olduğunun altını çizdi.

TÖRE: KIBRIS TÜRK HALKI AHİLİK DUYGUSUNA SAHİP BİR HALK

UBP Milletvekili Zorlu Töre de, Ahiliğin, Türk-İslam geleneğinde önemli bir yeri olduğunu belirterek, bu yapının yardımlaşma ve dayanışmayı ön planda tuttuğunu söyledi. Töre, ahlak ve adalet ölçüleri içerisinde esnaf ve sanatkârın yaşamasının, kalkınmasının ve ileriye götürülmesinin hedeflendiğini dile getirdi.

Kıbrıs Türk halkının Ahilik duygusuna sahip bir halk olduğunu ifade eden Töre, vakıflara hibe yapılırken esas gayenin toplumu ayakta tutmak olduğunu kaydetti. Töre, Türk-İslam medeniyetinde aile yapısının önemli olduğunu da belirtti.

ATUN: KIBRIS TÜRK TARİHİNİN BAŞLANGICI 1570’TİR

UBP Milletvekili Sunat Atun ise, “Bizim öncelikle tanımak ve barışmak durumunda olduğumuz bir tarihimiz vardır” diyerek, çok iyi şekilde bilinmesi ve idrak edilmesi gereken kökler olduğunu söyledi.

KKTC’nin, adaya 1570 yılında ayak basan Osmanlı Devleti ve onun buraya getirdiği nüfusun üzerine temellendirilmiş bir yapı olduğunu dile getiren Atun, “Bu realiteyi unutmamak gerekiyor. Bizim tarihimiz 1974’te, 1955’te, 1915’te, 1881’de başlamamıştır. Kıbrıs Türk tarihinin başlangıcı 1570’tir” diye konuştu.

Ahi Evran’ın, muazzam bir medeniyetin temsilcisi olduğunu belirten Atun, “Kardeşliği bir yanda, esnaf kültürü bir yanda özellikle kendi şahsının İslami tasavvufa yansıyan çok önemli felsefik yaklaşımları ve öğretileri vardır” dedi.

Vakıf kültürünün, Kıbrıs Türk halkı için kıymetli olduğunu dile getiren Atun, tarihe bakıldığında vakıf kuranlar arasında çok ciddi oranda kadınlar olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türk kadınının sosyal hayattaki liderlik pozisyonu ta o zamanlardan gelmektedir. Bugün aydın Kıbrıs Türk toplumu oluşunda Osmanlı kadınlarının sosyal hayattaki liderlik rolü de çok önemlidir diye yorumlamak istiyorum.”

KILIÇ: TARİHE IŞIK TUTACAK, İŞ DÜNYASINA ÇIKARIMLAR SUNACAK

DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç ise, Ahiliğin, yalnızca bir esnaf teşkilatı olmadığını ifade ederek, “Ahlaklı üretim, dürüst ticaret, toplumsal dayanışma ve insan onurunu merkeze alan bir ekonomik anlayışın tarihsel karşılığıdır” dedi.

Kılıç, 13’üncü yüzyılda Anadolu’da filizlenen bu sistemin, bugün mesleki yeterlilik ile ahlaki olgunluğu birlikte ele alarak, ekonomik hayatı toplumsal değerlerle uyumlu hale getirmeyi başaran bir model olduğunu söyledi.

Küresel ekonomik düzende rekabet, hız ve kar odaklılığın öne çıktığını dile getiren Kılıç, Ahilik anlayışının kendilerine önemli bir perspektif sunduğunu belirerek, “Etik ticaret, adil paylaşım ve toplumsal fayda gibi kavramlar yüzyıllar önce Ahilik sistemi içerisinde hayat bulmuştur” dedi.

Çalıştayın Kıbrıs açısından ayrı bir önemi olduğunu ifade eden Kılıç, Kıbrıs adasının tarih boyunca farklı kültürlerin, ticaret yollarının ve toplumsal örgütlenme biçiminin kesişim noktası olduğunu işaret ederek, Ahilik teşkilatının adadaki tarihsel izlerini, esnaf örgütlenmesini, vakıf yapılarıyla olan ilişkisini ve Doğu Akdeniz ticaretindeki rolünü akademik çerçevede ele almanın tarihe ışık tutacağını ve bugünün iş dünyasına çıkarımlar sunacağını söyledi.