Konu çok çok önemli olduğu için bu hususta yalan söylemenin hafife alınamayacağı cihetiyle yalan söyler yerine yalancı yakıştırmasının daha uygun olacağı kanaatindeyim. İngiltere Savunma Bakanı Sky News’e yaptığı açıklamada İran tarafından Kıbrıs’taki İngiliz askeri noktalarına yönelik iki füze fırlatıldığını açıkladı ancak bu füzelerin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Ama ne var ki, Kıbrıs’ın Kuzey-Güney iki halkın başkanları böyle bir saldırının olmadığını ve Savunma Bakanının yalan söylediğini iddia ettiler.
Bu konu haliyle Kıbrıs’ın iki kesiminde büyük endişe ve tartışmalara sahne oldu. Bu sabah arada bir gittiğim Mağusa’daki kahvehanede de gündem idi. Yukarıdaki paragraftaki iddialar tartışılıyordu, Bakan’ın yalan söyledi mi – söylemedi mi konusu hem İngiliz üslerinin bütün Orta Doğu savaşlarına müdahale ettiği, ayrıca Rum yönetiminin ne hakla İsrail, ABD, Fransa, AB, vs ülkelerine neye dayanarak üsler verdiği de yüksek sesle tartışılırken, her zaman tarafları dinledikten sonra esprili bir şekilde konuya noktayı koymakla ün salan vatandaşı kahvedekiler heyecanla beklerken birden patlaması suskunluk yarattı.
Vatandaş şunları söyleyip devam etti. Kel gelini kel gaynana över bu da öyle. Rum Başkan, gollifa dağıtır gibi üs dağıttığı için ve de bunlar soy kırımcılar olduğu için okkanın altında kalmasın diye Savunma Bakanı yalan söyledi der, idare etmeye çalışır. Türklerin Başkanı da, diğer soy kırımcı Rum Başkana arka çıksın diye hem söz konusu ülkelere Güneyde neden üsler verdiğinden dolayı hesap sormaktan ve eleştirmekten kaçınsın diye, Güney’in Kıbrıs Cumhuriyeti olmadığını söyleyemediği için, Güney yönetiminin Kıbrıs sorununun yaratıcısı ve baş sorumlusu ayni zamanda Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyetine darbelerle çökerek işgal ettiklerini söyleyemeyeceği için bir birlerini suçlama yerine desteklemeleri daha uygun gördükleri için, her ikisi de Savunma Bakanı yalan söyler derdiler. Gaynana hikayesini böyle yorumladı.
Not. Bay Hristodulidis için defalarca yazmıştım, yağmalama üsler dağıttı, güya arkasına güç aldı Türkiye’ye karşı. Demiştim, adadan çıkarmak isteyeceksiniz ammma çıkmayacaklar, çıkaramayacaksınız diye, pirince giderken evdeki bulgurdan da olacaksınız diye, çilentiden kaçayım derken portakal kadar dolular yağacak başınıza diye, adam ağzı kulaklarında, gitti karşıladı yabancı askeri yetkilileri, sonra da üsleri beraber gezdiler, çirkillo. Bak bay Hristodulidis, Güneyi kaybetmekle karşı karşıya gelecen, ama bu gün ama yarın, soykırımcı ile yatan yatağından olur. Türkiye’den yardım isteyecen Makarios gibi, bunu sakın unutma. AKEL, sen de iyi belle.
Fikret ŞANAL
