BM Genel Sekreteri Sn. Guterres, Kıbrıs sorununa güya çözüm bulunması maksadıyla ayni pilavı ısıtıp ısıtıp masaya sürüyor, özel temsilcisi bayan Holguin’i taraflar arasında ortak zemin varmı yok mu diye Kıbrıs’a gönderiyor. Aslında kendisi de biliyor ortak zemin olamayacağını, neden diye sorarsanız başlayalım. Taraflar arasında statüko açısından uçurumlar olduğundan, zerre kadar eşitlik olmadığından, statükodaki uçurumun dolayısıyla çözümsüzlüğün en büyük sebebi BMGK’in Hukuk dışı 186 sayılı kararın 3 aylık bir karar olduğu halde ve büyük bir Adaletsizliği içerdiği ve de çözümsüzlük ateşini körüklediği halde yanlışın iptalini veya düzeltilmesini gadimici beşlinin gurur!!!! Meselesi yaparak tükürdüklerini yalamadıklarından, bu kararla Konseyin yaptığı büyük hata veya kasıt sonucunda, Kıbrıs adasını anası Yunanistan’a ilhak etmek amacıyla Yunanistan ile birlikte (güya garantör) Kıbrıs Cumhuriyetine iki defa darbe yapanları, Kıbrıs Cumhuriyetini yıkanları, yerine de Kıbrıs Helen Cumhuriyetini kurduklarını dünyaya ilan edenleri, CB Makarios’u da öldürdüklerini hem yerine Cumhurbaşkanı olarak terörist başı Nikos Sampson’u atayanları ekranlardan dünya aleme ilan eden suçluları ve 21 Aralık 1963’te Cumhuriyetin eşit kurucu ortağı Türk Halkına AKRİTAS İMHA PLANI gereği saldırmak suretiyle Kıbrıs sorununu başlatan Rum tarafını mükafatlandırarak masum diye göstermek suretiyle Türk-Rum ortaklığındaki Kıbrıs Cumhuriyetinin tek egemenliğini ve yönetimini darbecilere verenler BMGK gadimici beşlisi.
Öte yandan silah zoruyla ortaklık Cumhuriyetinden kovulan, 103 köyden göç ettirilen, katledilen, abluka altında insanlık dışı muameleye tabi tutulan, çok zor şartlarda ölüm kalım mücadelesi vermek zorunda bırakılan masum Türk Halkını da suçlu göstererek üstünden de cezalandırmak gibi çok ciddi ve büyük haksızlıkları reva gören BMGK beşlisinin, nihayette oldubitti kararı uzata uzata 11 yıla vardırdıkları bir zamanda EOKA B ile birlikte Yunan Cuntasının ikinci darbesi sonucunda Garantör Türkiye’nin meşru müdahalesi ile büyük savaşın yaşanmasına da sebep olan BMGK beşlisinin sokağa çıkacak yüzü kalmaması gerekirken, savaşın üzerinden 52 yıl geçmiş olmasına rağmen, toplamda 186 kararının hala uzatmalarla bu gün itibarıyla 62 yıla yani 744 aya varmış olması, dolayısıyla kasıtlı olduğu aşikar olan yüz karası malum karar ortada dururken, Sayın Guterres’in adada yaşanan gerçeklere mukabil Türklere yapılan haksızlıkların ve BMGK’nin Adaletsizliğinin farkında olmaması asla mümkün değildir.
Hal böyle iken hala ayni yalelliyi söyleyip ayni yolu arşınlaması hem acınacak hem de utanılacak bir durumdur. Hele BMGK beşlisinin, REFERANDUM da dahil BM’in bütün çözüm Planlarını reddeden darbeci eski ortak Rumları taraf tutup kollaması, Planı kabul eden Türk Halkını ise cezalarla yaptırımlarla baskılarla, kimi zaman da sahte vaatlerle korkutarak, bazen da kandırarak yanlış yapmaya mecbur hale getirmek için yoğun çabaları, artık bir yaşam biçimi haline sokulmak istenirken bay Guterres’in, gadimici beşlinin emir erliğini sürdürmesi, beşlinin suçlarına, ciddiyetsizliklerine, taraflı tutumlarına ve Adaletsizliklerine ortak olmaktan başka bir şey değildir.
Referandumun hemen akabinde zamanın BM Genel Sekreteri ve ismiyle anılan çözüm Planının sahibi sayın Kofi Annan’ın hazırlamış olduğu rapor, BMGK’ne sunulmuşsa da ne yazık ki Türkler lehinde olduğu için bu rapor derhal tozlu raflara konmuştur. Referandumda HAYIR diyen saldırgan darbeci ve Cumhuriyetin işgalcisi Rum tarafı büyük haksızlıklarla ve Türk ortak yok sayılarak bir hafta sonrasında AB’ne tam üye olarak alınmıştır güya tüm Kıbrıs adına. Şimdi burada AB’nin yaptıklarına, yanlışlarına ve de haksızlıklarına bakalım. Birinci kalem, demişlerdi ki Referandumda hayır diyen taraf cezalandırılacak, evet diyen taraf mükafatlandırılacak. Rumlar ezici çoğunlukla yüzde 76’ya yakın HAYIR dedi. Türkler de yüzde 65’lere yakın EVET dedi. Adamlar bir hafta sonra AB’ne alındılar, ceza alacakları yerde. Türklere de zaten cezalı idiler bir o kadar daha cezalar kondu.
Devam edelim. AB ve BMGK hem diğer ileri- geri ülkelere gelelim. Hani derler ya BMGK kararları hem BM parametreleri. Yahu, çözüme bir adım kalmıştı da son anda Rumlar hayır dedi, çözüm olmadı. Bu halde iken bile Rumlar desteklendi. AB kendi ilkelerini yerle bir etti, BMGK’in kararlarına aldırmadı, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmalarını da Anayasasını da tarumar etti, verdiği sözleri yaptığı vaatleri elinin tersiyle çöpe attı. Şimdi ne derler, BM parametreleri hem BMGK kararlarına göre anlaşınız. Be gavolem çözüm kıl payı kaçtı, ona bir şey demediniz demezsiniz, hatta saygı duyduk da dediniz, üstelik okkalı mükafat da verdiniz, ötekine de cezaları baskıları yaptırımları uygularsınız.
BM’ye gelelim, çözüm için kadar getirdi, son anda Rumlar çözümü engelledi, umurunda olmadı, ayni şekilde Rumları kollamayı sürdürdü hala da sürdürür, tek meşru devlet ve Hükümet Rumlardır der, Türkleri yok sayarlar, Kıbrıs Cumhuriyeti Antlaşmalarını da Anayasasını da yok sayarlar. Hem BM hem AB, Cumhuriyet Antlaşmalarını hem Anayasasını hem çiğnerler hem de çiğnetirler. Referandumdan 2 gün sonra 26 Nisan’da AB tavsiye kararı aldı, Türklere uygulanan ambargolar, izolasyonlar vs kaldırılmalı diye. 5 gün sonrası Rumlar AB’ne girdiler ya, onlar veto etmişler, o yüzden tarihe karıştı.
Sayın Guterres, Kıbrıs Özel temsilciniz BM sözde Barış Gücünün Misyon şefi bay KhassimDiagne, BMGK’nin 3 aylık diye aldığı 186 kararının 62 nci yıl ( 744 ay ) dönümünde en hafif tabirle saçmaladı, güya Barış Gücü 62 yıldan beri Kıbrıs’taymış da Barışı sağlarmış, çatışmaların yeniden başlamasını önlemiş adaya gelince, şiddetin tekrarlanmasını önlemiş, çok da başarılı olmuş, dedi. Bay Guterres, esas Rum saldırıları bu haksız karar alındıktan ve sözde güç adaya geldikten sonra kat be kat arttı. Hani 186 kararıyla darbeciler, işgalciler, saldırganlar meşru devlet meşru hükümet olarak kabul edildi ya, işte bu taraflı karardan sonra saldırıya uğrayan Türkler, var olabilmek için ölüm kalım mücadelesini verirken asla hiç bir Rum köyüne kentine kasabasına saldırmadı, sadece savunmada kaldı, ortaklık devletinden silah zoruyla kovuldu, 103 köyden göç ettirilip abluka altında ambargolarla ve saldırılarla inim inim inletildi, katledildi, işine gücüne davarının başına tarlasına gidemedi, gidenler ise geri dönemedi, sözde Barış Gücü eskortluğunda hastaneye götürülen Türk hastalar bile barikatlarda Barış Gücünün elinden alınıp kör kuyulara atıldı, yıllarca seyahat dahi edemeyen masum Türk Halkını Adaletsiz oldubitti taraflı 186 kararıyla ASİ durumuna düşürüldü, malum Hukuk dışı kararla saldırgan Rumlar daha da şımartılıp saldırıları artırdı.
Büyük çatışmalar Rumların Türklere saldırmasıyla başladı, nihayette Rum terör örgütü EOKA B ile Yunanistan CUNTASI askerleri birlikteliğinde 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs Cumhuriyetine 2 nci büyük darbe yapıldı. Tanklar, toplar, bazukalar, havanlar, ağır silahlarla Cumhurbaşkanlığına ve Cumhurbaşkanı Makarios’a karşı yapılan darbede yüzlerce Rum koruma katledilmiştir. CB Makarios kaçmayı başarmış ve neticede İngilizler tarafından BMGK’ne götürülmüştür. Darbeciler, Makarios’u öldürdüklerini yerine de terörist Nikos Sampson’u tadıklarını, Kıbrıs Cumhuriyetini yıkıp yerine KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİ ilan ettiklerini ekranlardan dünyaya ilan ettiler. Devrik Cumhurbaşkanı Makarios’un BMGK’de neler neler söylediklerini umarım biliyorsunuzdur sayın Guterres. Özel temsilcinizin bu kadar bilinçsiz olduğuna inanmıyorum, işin kötü yanı da budur, darbecilerin suçlarını örtmeye yönelik çabadır ve işin tuzu biberidir, büyük ağa babalarına yaranma temayülüdür. Suçluların haklı, masumların suçlu gösterildiği 186 sayılı Hukuk dışı yargısız infaz karar 62 yıldır BM için koca bir kara lekedir. 186 kararı çözümsüzlüğün başlıca sebebidir, uzatılması çözüm olamaz, BMGK beşlisi öyle ister demektir.
Sn. Guterres, Kassim Diagne
Fikret Şanal
Yorumlar
