Geçtiğimiz hafta yaptığı açıklama, UBP Genel Sekreteri Sayın Ahmet Savaşan, hükümetin sadece bu yıl, yıllardır dokunulmayan yasaları peş peşe ülkeye kazandırdığını ifade ederek bunu büyük bir başarı olarak lanse etmeye çalıştı.
Atalarımızın kulağa küpe atasözlerinden hareketle; vatandaş veya seçmen Hatice’ye değil neticeye bakmaktadır. Yani vatandaş açısından önemli olan geçen yasaların veya hükümet kararlarının mutlak sayısı değildir. Önemli olan yasaların ve Bakanlar Kurulu kararlarının topluma ne fayda sağladığıdır.
Vatandaş, Cumhuriyet Meclisi’nde geçen yasaların ve BK kararlarının kamu yararına olması ve hukuki zeminde alınmasına önem vermektedir. Bu bariz gerçeği unutmuş veya önemsemediği izlenimi veren koalisyon hükümetine ve atanmış Genel Sekretere Cumhuriyet Rejimi, Meşruiyet, Kamu Yararı (Ortak İyi), Yasama ve Yürütme Faaliyetleri Arasındaki Kavramsal İlişkiyi hatırlatmakta yarar görüyorum.
Cumhuriyet rejimi, egemenliğin halka ait olduğu ve siyasal iktidarın seçimler yoluyla belirlendiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemin temel amacı, toplumun ortak çıkarlarını koruyarak kamu yararını gerçekleştirmektir. Cumhuriyetin sağlıklı işleyebilmesi, meşruiyet, yasama ve yürütme faaliyetlerinin etkin biçimde yerine getirilmesine bağlıdır.
Meşruiyet, siyasal iktidarın yönetme hakkının toplum tarafından kabul edilmesi ve haklı görülmesidir. Cumhuriyet rejiminde meşruiyetin temel kaynağı halkın özgür iradesiyle gerçekleşen seçimlerdir. Ancak meşruiyet yalnızca seçimlerden değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne uyulmasından, temel hak ve özgürlüklerin korunmasından ve kamu yararının gözetilmesinden de beslenmektedir (Heywood, 2021).
Kamu yararı (ortak iyi), devlet faaliyetlerinin toplumun genel refahını artırmaya yönelik olmasını ifade eder. Eğitim, sağlık, güvenlik, çevrenin korunması ve sosyal adalet gibi alanlarda toplumun ortak çıkarlarını gözeten politikalar kamu yararının temel unsurlarını oluşturmaktadır (Rawls, 1971).
Cumhuriyet rejiminde yasama organı, halk adına kanun yapma yetkisine sahiptir. Yasamanın temel görevi, kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik hukuki düzenlemeler oluşturmaktır. Eğitim, sağlık, çevre ve sosyal güvenlik alanlarında çıkarılan yasalar, toplumun ortak ihtiyaçlarının karşılanmasını amaçlamaktadır. Bu nedenle yasama faaliyetlerinin meşruiyeti, hem demokratik temsil ilkesine hem de kamu yararına hizmet etmesine bağlıdır.
Yürütme organı ise yasama tarafından kabul edilen kanunları uygulamakla görevlidir. Kamu hizmetlerinin sunulması, ekonomik ve sosyal politikaların yürütülmesi, güvenliğin sağlanması ve kamu kaynaklarının etkin kullanımı yürütmenin temel sorumlulukları arasındadır. Yürütmenin başarılı uygulamaları vatandaş memnuniyetini artırırken, yönetimin meşruiyetini de güçlendirmektedir (Weber, 1978).
Bu kavramlar arasında döngüsel bir ilişki bulunmaktadır. Halk egemenliğine dayanan cumhuriyet rejimi, seçimler yoluyla meşruiyet kazanır. Meşru yasama organı kamu yararını gözeten yasalar çıkarır. Yürütme organı bu yasaları etkili biçimde uygulayarak toplumun refahını artırır. Kamu yararının gerçekleşmesi ise vatandaşların yönetime duyduğu güveni ve desteği artırarak meşruiyeti güçlendirir. Böylece meşruiyetin güçlenmesi cumhuriyet rejiminin istikrarına ve sürdürülebilirliğine katkı sağlar.
Arif olanın anlayacağı gibi; toptancı bir yaklaşımla geçen yasalar ve hükümet kararları kendi başına övünülecek bir erdem ortaya koymamaktadır. Övünülecek ve gurur duyulacak olgu hukukun üstünlüğüne riayet etmek ve kamu yararını olmazsa olmaz kabul etmektir. İşte bu noktada UBP Genel Sekreterine ve onun üzerindeki tembihçilere aşağıdaki bazı soruları yönetmek istiyorum:
v Anayasa Mahkemesine giden yasa ve Kararnamelerin büyük bir çoğunluğunun iptal edilmesi övünülecek bir şey midir?
v Yasaların büyük bir çoğunluğunun kamu yararı yerine belirli kişi ve çıkar guruplarına menfaat sağlamayı içermesi övünülecek bir şey midir?
v Yüzde 3 gibi sembolik vergiyle kaynağı belli olmayan paraların aklanması övünülecek bir şey midir?
v Bir taraftan bütçe tasarrufu gerekçesiyle çalışanın cebine elinizi sokmaya çalışırken öte yandan emekliliğine 2 ay kalan partili bürokratları siyasi rüşvet maksatlı müsteşar yapmak övünülecek bir şey midir?
v Müze ve Ören yerlerini dahi yönetme acizliği göstererek özelleştirmek suretiyle kültürel mirası peşkeş çekmek övünülecek bir şey midir?
v Kıbrıs doğumlu yüksek başarı gösteren geçlerimiz işsizlikten göç yollarını tercih ederken imtiyazlı bazı kişilerin vatandaş yapılarak 6 ay sonra liyakat gözetmeden devlette işe alınması övünülecek bir şey midir?
v KKTC’de faaliyette bulunduğu sürece ekonomik ve sosyal anlamda katkısı sorgulanan kurumlara binlerce dönüm arazi peşkeş çekmek övünülecek bir şey midir?
v Kıbrıs’ta doğup büyüdüğü halde ihmal edilerek vatandaş yapılmadığı için deport edilme travması yaşayanlar varken KKTC aidiyeti olmayıp Lefkoşa’ya Lefkoşe diyen kişileri vatandaş yapmak övünülecek bir şey midir?
v Atıl milyonlarca eşdeğer puanı ile Kuzeyde taşınmaz mal alamayan binlerce Güney göçmeni varken hak etmeyen kişi veya işletmelere duygusal ve partisel nedenlerle halen mahkeme ve tutuklama konusu olan Rum arazilerini, orman arazilerini, deniz kıyılarını ve hatta sit alanlarını peşkeş çekmek övünülecek bir şey midir?
v Sağlık konusundaki yasal düzenlemelerde kamu yararını gözeten sivil toplum, temel paydaşlar ve uzmanların uyarılarını hiçe sayarak ısrarla ve maalesef duygusal olduğu anlaşılan sebeplerle patronları memnun etmeye çalışmak övünülecek bir şey midir?
v Toplumsal düzeni, huzuru ve barışı bozduğu gerekçesiyle deport edilen yabancıların defalarca af edilmesi övünülecek bir şey midir?
v Her geçen anın hayati tehlikesi olan hastalıklar için devlet hastanelerinde 6 ay sonrası için randevu vermek övünülecek bir şey midir?
v Özellikle son yıllarda ülkenin dünya sıralamasındaki yolsuzluk algısının kötüleşmesine rağmen sorunun hükümetin gündeminde olmaması övünülecek bir şey midir?
v Ana muhalefetle danışıklı olarak siyasi partilerin denetimden muaf tutulması için yasa geçirmek övünülecek bir şey midir?
Yukarıdaki liste elbette uzatılabilir ve bu listede yer alan olgular övünülecek değil maalesef utanç duyulacak niteliktedir. Ancak, son derece önemli ve üzücü olan husus sözde sahip çıktıkları Cumhuriyet rejiminde hükümetlerin temel amacının meşru zeminden uzaklaşmadan hukukun üstünlüğünü gözetmeleri ve faaliyetlerinin başat başarı kriterinin kamu yararı olduğu gerçeğini idrak etmekte UBP’nin atanmış genel sekreterinin ve tembihçilerinin maalesef zihinsel, duygusal ve etik açıdan zorluk çekmeleridir.
