Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Rum Lider Nikos Hristodulidis görüştüler ve her hafta bir araya gelme kararı aldılar..
Hayırlı olsun..
Bu görüşme yine Rumların bildik “Kıbrıs Türkleri nefes dahi almasın” yaklaşımının gölgesinde ara bölgede gerçekleşti.
Tam görüşme öncesinde Rum liderin ajandasında neler vardı, fark ettiniz mi?
KKTC’de yapılacağı açıklanan uluslararası bir müzik festivalinin diplomatik girişimle iptal edilmesi, dünyaca ünlü Barcelona Futbol Kulübünün alt yapı hocalarının KKTC’ye gelip minik sporcularımızla bir araya gelmesinin iptali için koca koca adamların koşar ayak İspanya’ya gitmesi!
Bu iki masum siyasetle hiç alakası olmayan kültürel ve sportif aktivenin iptali için böylesi bir diplomasi savaş neden?
Ya da KKTC’nin yasaları çerçevesinde mal alım satımı yapan kişilerin tutuklanması girişimleri!
Daha da ileri gidip “Rum malı”na sahip Kıbrıs Türklerinin bile tutuklanabileceği hatta traktörle bu malı sürdüğü için bir çiftçinin dahi kodese atılabileceği mesajları vermek!
Tüm bu girişimlerin “çözüm ve barış” isteyen bir zihniyetle nasıl alakası olabilir sizce?
İşte tüm bu diplomatik “eziyetin” içerisinde liderler görüştü.. Cumhurbaşkanımız görüşme sonrasında yaptığı açıklamada Kıbrıs Türk toplumunu rahatsız eden bu tip girişimleri muhatabının “gözünün içine bakarak söylediğini” kaydetti..
Önemli mi, elbette önemlidir ama artık görüyoruz ki sözü göze söylemekle hiçbir şey olmuyor. Zira karşınızdaki zihniyet sizin gözünüze bakarak söylediklerinizi görmüyor, duymuyor, sallamıyor!
Hiç kimse kusura bakmasın..
Oturup sözü göze söyleme Rum’un diplomatik “zafer”lerini engellemiyor!
Artık başta Cumhurbakanlığı olmak üzere tüm kurumlarımızla Avrupa, Birleşmiş Milletler hatta dünya çağında hukuk mücadelelerinin başlatılması gerekir.
Bu yapılanlar insanlık suçu değil mi?
Nerede Avrupa Birliği değerleri?
Cumhurbaşkanlığı fonu bu tip haksızlıklarla mücadele için sonuna kadar kullanılmalı..
Alanında isim yapmış avukatlar hukuk bürolarıyla istişareler edilip mücadele edilmeli..
İyi niyetle sözü göze söylemenin yerine proaktif bir yaklaşım sergilenmeli.
Proaktif sözcüğünü siyasi lugatımıza dönemin ana muhalefet lideri, sonrasında Başbakanı ve Cumhurbaşkanı olan Mehmet Ali Talat sokmuştu.. Proaktif siyaset..
Evet Rum’un bu şımarıklığına anavatan Türkiye Cumhuriuyeti’nin de yardım ve destekleriyle maddi ve manevi her türlü hukuki ve siyasi mücadele verme zamanı gelip de geçmiş durumdadır..
Hadi hep beraber kıpırdanma zamanıdır!
‘Sözün göze söylenmesi’ yeterli değildir!
Aytuğ Türkkan
Yorumlar
