Günümüzde ekonomi dediğimiz olay oldukça geniş bir alanı kaplayan ve neredeyse yaşamın içerisindeki her hareketten olumlu veya olumsuz etkilenen bir faaliyettir.
Dünyanın neredeyse tamamını yöneten bu hareketi yönetmek ise giderek daha da zorlaşmaktadır.
Önceleri dünyamız üzerinde kapalı ekonomiler de mevcuttu.
Bu durum aslında ekonomik değil bir siyasi tercihti.
Ülkelerin yönetim biçimleri doğrudan ekonomilerini de etkisi altına alıyordu.
Ancak geçen zamanda yaşanan değişimler sonucunda artık kapalı ekonomi diyebileceğimiz bir model ya da ülke kalmamıştır.
İsteyerek veya istemeden herkes global ekonomi hareketinin bir parçası olmuştur.
Bu kadar devasa bir hareketin parçası olmak ve hayatınızı doğrudan etkileyen bu duruma ayak uydurmak elbette kolay değildir.
Örneğin ülkemiz çok değil daha 10 yıl öncesinde dünyada yaşanan ekonomik veya siyasi olaylardan, savaşlardan ve krizlerden çok fazla etkilenmemekteydi.
Ama artık öyle değil.
Dünyanın bir diğer ucunda bile yaşanan her olaydan anında ve doğrudan etkilenmekteyiz.
Bu da bize bir değişim yaşamakta olduğumuzu gösteren en somut örnektir.
Dikkate almamız gereken bir durumdur ve neredeyse tüm yaşantımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekmektedir.
Ama biz bunun çok uzağındayız.
Ülkeyi hala o eski günlerden kalma alışkanlıklarımızla idare etmek niyetindeyiz.
Ve bu niyetimiz de sürekli bir şekilde başımıza yeni dertler açmaktadır.
Ekonominin doğrudan etkilendiği en temel hareket nüfusta yaşanan değişimlerdir.
Ülkemiz nüfusu değişirken, nüfus yapısı çeşitlenirken biz hala nüfusumuz bile bilmediğimiz bir noktadayız.
Anlaşılır bir durum değil ve asla kabul edilemez.
Nüfusu bilmeden ekonomiyi planladığını iddia eden ülkemizin en temel sinerji noktasını ise asgari ücret oluşturmaktadır.
Çok uzağa gitmeden hemen yanı başımızdaki bir ülke olan Güney Kıbrıs’a baktığımızda tüm planların turizm gelirleri üzerine kurulduğunu ve son derece başarılı bir şekilde de yürütüldüğünü görmekteyiz.
Tabii ki hemen “ama biz ambargo altındayız” bahanesinin arkasına sığınanlar da olacaktır.
Ama şunu da unutmamak gerekir ki Güney Kıbrıs global krizlerin yaşandığı dönemlerde bile turizm ekonomisini ayakta tutacak çıkış yolları bulmuş ve eksiksiz uygulamıştır.
Ama biz kendi yarattığımız krizlerde boğulduğumuz için bir türlü yol alamıyoruz.
Sadece turizmde değil başka alanlarda da durum böyle.
Gayri menkul sektöründe yakaladığımız ivmeyi de yine kendi hatalarımız yüzünden yitirmedik mi..?
Şimdi oturmuş sektörün tamamen dibe vurmasını ve kepenk kapatmasını bekliyoruz.
Günü geçmiş çağını doldurmuş ekonomik argümanlar ile ekonomi yönetilmez.
Bugün yaşadığımız asgari ücret tartışması bunların başında gelmektedir.
Elbette asgari ücret önemlidir ve uygulanmalıdır.
Ama ekonomiyi ona endekslemek ölümcül bir hatadır ve bunun sonuçları ile boğuşmaktayız.
Asgari ücretin doğrudan ekonomiyi etkiliyor olması bir çok noktada yanlışlarımız ve eksiklerimiz olduğunu bize göstermektedir.
Bunları doğru teşhis etmeli ve geri adım atmadan da tedavi etmeliyiz.
Popülist yaklaşımlar da derhal terk edilmeli ve ekonomik akıl söylemde kalmayan uygulamada etkin olan bir faaliyete dönüşmelidir.
Yok biz daha çok bu çıkmazda dövünüp durur ve asgari ücret ile birbirmizi yaralamaya devam ederiz.
Çok da yazık ederiz…
Asgari Ücret Kader midir..?
Aziz Karaaziz
Yorumlar
