Ne ararsınız ne de sorarsınız, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eşit kurucu ortağı Türkler 63 yıldır nerededirler, “ne oldular, hayatta mıdırlar” diye. 21 Aralık 1963’te Cumhuriyetin Rum ortağının, hem garantör olan anaları Yunanistan desteğinde ENOSİS hayali için onlara karşı yapılan silahlı saldırıdan kurtulabilmişler mi? Hem 103 köyden göç ettirilmiş hem devletten de kovulmuşlardı. Abluka ve ambargolara üstünden de saldırılara karşı, yarı aç yarı çıplak, viranelerde, doğal mağaralarda, tarihi kiliselerde hem sanki konakmış gibi sevindikleri sonradan Türkiye’den gönderilen Kızılay çadırlarında, hem Kızılay’ın gönderdiği gıda giyim ve ilaç yardımlarında dini bayramları unutmuş lakin bu yardımları Bayram olarak yaşamış, yıllarca kapatıldıkları gettolarda korku endişe içinde uykusuz, parasız pulsuz en ilkel şartlarda hayata tutunma çabalarını, yetmezmiş gibi üstünden de BMGK tarafından yargısız infazla oldubitti taraflı siyasi kararla da dünyadan izole ambargolar altında yaşam mücadelesini başarmış mıdırlar, hayatta mıdırlar acaba diye hiç taraflarına dönüp da bir baktınız mı eyyy beşlerin kulları, artı birin de sessiz biatçıları, ÖDLEK, BASİRETSİZ, VİCDANSIZ VE ADALETSİZLER ?
Ve bu korkularla insanlıklarını yitiren, Adaletsizlikleri normalleştiren, rutin hale getirip suçluları mükafatlandırıp masum olarak gören, masumları da yargısız infaz çıkarcı oldubitti karar ve davranışlarla ebedi cezalı suçlu olarak gören ve haksız cezalı tuttuklarının tarafına şimdilerde deliklerden bakabilme cesaretini ancak bulabilenlerin hakim olduğu dünya düzeninin dingili, Adalet mekanizmasının da kantarın topu kopmuş haldedir.
1963 Aralık ayının sonrasında Kıbrıs’a asayiş ve düzeni sağlamak için BM adaya güya Barış Gücü gönderdi, 3 ay içinde her şeyi halledecek diye. Cumhuriyetin yönetimini de saldırgan darbeci tarafa verdi, saldırıları durdursun düzeni sağlasın diye, gelen Barış Gücü de Hükümete yardımcı olsun 186 sayılı Adaletten yoksun, gerçeklere tamamen ters olan taraflı kararla. Yahu, saldırgan kesen biçen, katleden kan akıtan, yönetimi ele geçiren, BMGK’nin Cumhuriyeti teslim ettiği hükümet edecek olan taraf Rumlar. Kısacası kümesin tilkilere teslimidir.
Ey dünya ülkeleri, 186 sayılı karar hepinizi esir aldı, aklınızı da başından aldı, bilerek bilmeyerek boyun eğdiniz, hiç arayıp sormadan öğrenmeden. Barış Gücü adaya geldikten sonra Türk Halkına saldırılar kat be kat arttı. Hastalar bile Barış Gücü nezaretinde hastaneye götürülürken kurulan barikatlarda Rum çapulcular tarafından hastalar alınıp katledildi kör kuyulara atıldı. Köylerde toplu katliamlar feci şekillerde işlendi. Geniş yazmaya lüzum yok. Türkler 1955-58’lerde Rumlar tarafından birinci göç ettirildi. 1963’te ikinci defa göç ettirildi. Saldırılmadık Türk bölgesi bırakılmadı, Türkler sadece savunmada kaldı, zaten gücü yoktu.
En nihayet BMGK’nin yanlış ve belki de hususi aldığı 186 kararı gelip savaşa dayandı, savaşa sebep oldu. Yunanistan Cunta askerleri ile Rum EOKA B TERÖR ÖRGÜTÜ birlikte 15 Temmuz 1974’te resmen Rumların idaresinde olan sözde Kıbrıs Cumhuriyetine büyük bir darbe yaptılar, onlarca tank, ağır makineli silahlar toplar havanlar, yüzlerce saldırgan, Cumhurbaşkanı Makarios’a ve sarayına saldırdılar, darmadağın ettiler, yüzlerce saray muhafızını katlettiler, Makarios’u da öldürdüklerini belirtip yerine de terörist başı Nikos SAMPSONU atadılar, Kıbrıs Cumhuriyetini yıkıp yerine de KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİ kurduklarını dünyaya TV ekranlarından duyurdular. Makarios saraydan kaçabilmişti, aynı gün de İngilizler adadan alıp kaçırdılar. 19 Temmuz 1974’te Makarios’un BMGK huzurunda itiraf ve ifşaatlarını yazmayım, gına geldi.
İşte Kıbrıs sorununun çok çok kısa özeti, lakin gerçeği ana hatları böyle. Referandum dahil bütün BM çözüm planlarına Türk tarafı EVET dedi, Rum-Yunan tarafı ise HAYIR dedi. BM ve AB’nin bütün vaatleri, korkutmacı ihtarları fos çıktı. Sonuçta ADALETSİZLİK GALİP GELDİ TEKRARDAN. Suçlular mükafatlı, masumlar ebedi cezalı maalesef. EEE be gâvolem, hani da 3 ayda sorun çözülecekti, hani 186 üç aylık idi, bre utanmazlar 751 ay oldu hala uzatırsınız. Bilesiniz ki 186 kararı tam yanlış bir karardır ve çözümsüzlüğün da en birinci sebebidir. Zaten 751 aya varması her şeyi açıklar, hem beşlilerin sahtekarlığını, taraflılığını, adaletsizliğini hem rezaletini gösterir. Kara leke alınlarında yapışılıdır. Soykırımcıların, darbecilerin devri damga vurmuştur 81. BM toplantılarına, hade başarılar!!!!! Kulak verirseniz Makarios’un BMGK’de darbe sonrası ağlayarak anlattıklarını belki duyarsınız. Rum-Yunan başkanlarını da gördüğünüzde O büyük darbeyi hem dünyaya ilan ettiklerini hatırlayınız. Haaa, Kıbrıs Türk Halkını sorarsanız evel Allah Anavatanımız Türkiye’miz sayesinde çok çok iyiyiz, dim dik ayaktayız. BM-AB aldatmacalarına, sahte vaatlerine bir kere kandık, ma ne rezalet idi yahu, dahası yok. Yaşasın KKTC-TC.
