Basından duyurulduğu gibi; geçtiğimiz hafta Başbakanlığa atanan müsteşar kamuoyunda büyük bir takdir toplamıştır. Hiçbir kesimden eleştiri gelmeyen bahse konu ataması yapılan müsteşar sahip olduğu bilgi ve bürokrat deneyimi (liyakat) yanında vatandaşa yansıttığı saygı ve hizmet aşkı ben de dahil toplumda ‘keşke tüm atamalar böyle olsa’ sözünü dedirtmiştir.
Böyle bir atama ve kamuoyunda oluşan memnuniyet bana önemli bir konuyu gündeme getirme ihtiyacını hissettirmiştir.
Bizim gibi vatandaş odaklı olmayı ve kalkınmayı/refahı sağlamayı başaramayan toplum veya ülkelerin ortak özelliği kerameti sistemde veya kurumsallaşmada değil maalesef liderde veya yöneticide görmeleridir.
Dünyada sosyal ve refah devleti olmak yanında demokrasi ve özgürlüklerin zirvesinde hiç kuşkusuz İskandinav ülkeleri yer almaktadır.
Anti demokratik ve totaliter rejimlerin aksine İskandinav ülkeleri kerameti güçlü devlet yapısında ve etkin sistemlerde görmektedirler. Bu ülkelerde liderlere “Bulunmaz Hint kumaşı” muamelesi yapılması söz konusu değildir.
Devlet geleneği, köklü kurumları ve anayasal teamülleri (örf ve adetler) ile dünyada sürekliliği en yüksek olan ülkelerin başında gelen Birleşik Krallık’ ta dahi Başbakanlar ve parti liderleri adeta jet hızıyla değişmektedir.
Güçlü ve etkin devlet yapısı sayesinde yolsuzluk olgusunu da asgariye indirmeyi başaran İskandinav ülkelerinin ortak özelliklerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
1. Güçlü Hukuk Devleti (Rule of Law): İskandinav ülkelerinde hukukun üstünlüğü kesin şekilde uygulanır. Kanunlar herkes için eşit uygulanır. Siyasi liderler bile hukukun üstünde değildir. Mahkemeler tamamen bağımsızdır.
2. Düşük Yolsuzluk ve Yüksek Şeffaflık: Kamu harcamaları şeffaftır. Devlet kararları kamuya açıktır. Medya ve toplum devlet üzerinde güçlü denetim yapar.
3. Güçlü Sosyal Devlet (Refah Devleti): Ücretsiz veya çok ucuz eğitim, Evrensel sağlık hizmeti, İşsizlik sigortası, Emeklilik sistemi ile Aile ve çocuk destekleri ülke vatandaşlarına refah sağlamanın temel araçları olarak görülmektedir.
4. Etkin ve Profesyonel Bürokrasi: Devlet kurumları liyakat esasına göre çalışan profesyonel bürokratlar tarafından yönetilir. Kamu görevlileri siyasi baskıdan bağımsızdır. Kamu görevlileri yüksek eğitimlidir. Kurumsal kapasite güçlüdür.
5. Güçlü Yerel Yönetimler: İskandinav ülkelerinde yerel yönetimler oldukça güçlüdür. Belediyelerin geniş yetkileri vardır. Yerel yönetimler sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerde aktif rol oynar.
6. Yüksek Toplumsal Güven: İnsanlar birbirine güvenir. Vatandaşlar devlete güvenir. Devlet vatandaşına güvenir.
7. Güçlü Demokrasi ve Katılım: Seçimlere katılım oranı yüksektir. Sivil toplum kuruluşları güçlüdür. Sendikalar politika yapımında etkilidir.
8. Uzlaşma ve Konsensüs Kültürü: Siyasette uzlaşma kültürü hakimdir. Koalisyon hükümetleri yaygındır. Sert kutuplaşma azdır. Sosyal diyalog önemlidir.
9. Yüksek Vergi ama Yüksek Kamu Hizmeti: İskandinav modelinde vergiler yüksektir. Ancak Vergiler karşılığında kaliteli kamu hizmeti verilir ve bu sayede vatandaşlar vergilerin doğru kullanıldığını düşünür.
10. Uzun Vadeli Politika Yapımı: İskandinav ülkelerinde politikalar kısa vadeli siyasi çıkarlar yerine uzun vadeli kamu yararına göre belirlenir. Örnek alanlar olarak eğitim politikası, çevre politikası ve teknoloji yatırımlarından söz edilebilir.
Sonuç olarak; etkin bir devlet yönetiminde liyakat olmazsa olmazdır. Ancak, bunun yanında yukarıda özetlenen niteliklere de devlet sahip olmalıdır. Aksi takdirde, atanan bürokratlar yüksek liyakat sahibi olsalar dahi hüküm süren yolsuzluk bataklığına cezbedilmek suretiyle ya çekilirler ya da razı gelmezlerse sistemin dışına atılırlar. Dolaysıyla, devletteki çöküş ve çürümüşlük tüm hızıyla devam eder.
