Bir ‘merhaba’ ile başlamak istedim. Bir yere girdiğimizde hep selam veririz. O bir kelime ‘selam’ veya ‘merhaba’ aslında birçok şeyin başlangıcıdır. İnsanlara gösterilen saygıdır o selam. Selam vermek aynı zamanda bir diyaloğun da başlangıcıdır aslında. İnsanlar arasındaki ilgiyi, sevgiyi, saygıyı ve nezaketi artırmanın ötesinde o ‘merhaba’ belki de hiç bitmeyecek dostlukların, arkadaşlıkların bir başlangıcıdır. O sihirli sözcük ile karşınızdakinin fikirlerini, bilgi dağarcığında neler olduğunu anlamak için bir kapı aralamak da var seçenekler arasında. Ve o selam ile belki de siz, fikirsel anlamda verebilecekleriniz için bir adım atıyorsunuzdur.
‘Merhaba’ sevgili okur. Bu benim Bağımsız Medya’daki ilk selamım. Bir dahaki sefere selam vermeden yazacağım ama bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa, selamın da ondan kalır yanı yoktur diye düşünüyorum ve düşüncelerine belki yeni düşüncelerle katkı koyarım diye yazacağım.
Hayatı yaşamak zor olduğu kadar, nefes almak kadar da kolay değil mi? Hayat evet, zordur ama onu daha da zorlaştıran bizler değil miyiz? Hayattan beklentilerimizi, bulamadıklarımızı, kaçırdıklarımızı veya elimize geçenlerin kıymetini nasıl bilemediğimizden söz etmek isterdim ama fikir değiştirdim. Çünkü şu anda bilgisayarın tuşlarına dokunurken, bir yandan da sürekli iletiler alıyorum. Amacım yazmaya başladığım köşe yazısını tamamlamak. Elbette başka amaçlarım da var ama şimdi odaklandığım konu yazımı bitirmek. Benim amacımdan başka amaçlar da var. Örneğin bilgisayarıma gelen iletiler arasında turizm acentelerinin reklamları var. Türkiye’den tutun da Avrupa’nın çeşitli ülkelerine kadar tatil seçenekleri sunuyor. Acentelerin amacı da reklamlarını, hazırladıkları turları satmak. Tatil yapacak para artıranlar için yurt dışı dinlenme fırsatı. En büyük banknot ile bir kilo domates alamazken, bazılarımızın bırakın yurt dışını, yurt içinde bile tatil yapacak maddi gücü yok. Bu arada işletmeciler turist sayısının azlığından şikâyet ediyorlar ama otellerimizde oda ayırtıp hafta sonu tatil yapmak bile hiç de kolay değil. Tabii ki fiyatı nedeni ile.
İletiler gelmeye devam ediyor. Bazı haber ajanslarından, haber sitelerinden haber var. Onlar da ekmek parası derdinde. Haberden söz etmişken, haber sitelerine, meslektaşlarımızın hesaplarına yönelik kapatma, yayından kaldırma, içerik silme gibi eylemleri biliyorsunuz. Bunu yapanların veya yaptıranların amacı da belli. Korku, aslında kişiye hiçbir şey yaptıramadığı gibi birçok şey de yaptırıyor. Örneğin kişisel hesapları, verileri sildirmek gibi. Yazılanlar silinir ama bilgi hep vardır. Siz yazılan her şeyi silebilirsiniz ama yaşananlar silinmez. Uçsuz bucaksız hafızada o bilgiler durur ve günü geldiğinde ortaya çıkar.
İşte şimdi bir mesaj iletisi daha geldi. Mesaj, çocuklar ile ilgili. Hani 23 Nisan etkinlikleri var ya onunla ilgili. Gülen bir çocuğu görmek kadar güzel çok az şey var. Onlar hep gülsün. Onları güldürmek bugünün büyükleri, bugünün yöneticileri olarak bizim elimizde. Yarının büyükleri için üzülmeden edemiyorum ama. Eğitimde fırsat eşitliğinden yoksunlar, kimi Devlet Okullarında iletişimde zorlandıkları 30-40 kişilik sınıflarda, kimi yılda bilmem kaç bin sterlin ödenen paralı okullarda 20 kişilik sınıflarda, üstelik her şeyleri bir tamam yarına hazırlanıyorlar. En iyi koşullarda yarına hazırlık yapanlara bile üzülüyorum. Önce okulda, sonra dershanede, o da yetmez ardından evde ödevler ile uğraşırken, çocukluklarını ancak dijital ortamda gördükleri kadar yaşıyorlar. Onları yarınlara hazırlamak bu olmasa gerek.
Her neyse bir merhaba ile tatil yapamayanları, düşünce düşmanlarını, ifade edilenleri okumaktan, duymaktan, yaptıklarının bilinmesini istemeyen korkakları ve bir türlü yarına hazırlamayı beceremediğimiz çocuklarımızı hatırladık birlikte.
Bir selam ile artık aramızda bir bağ kuruldu ve bu bağın kopmasını istemiyorum. Siz istediğiniz sürece kopmayacak da…
‘Merhaba’nın Gücü…
Efdal Keser
Yorumlar
