Dünkü Diyalog gazetesinde iki kıdemli turizmcinin sektör adına verdiği SOS çağrıları vardı.
Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner ve ülke turizminin halen aktif durumda olan en kıdemli ismi Mehmet Kıral, turizmin çok zor durumda olduğunu vurguladılar.
Her iki ismin de vurguladığı temel sorun ülkenin çok pahalı olması, yükselen maliyetlerle birlikte otellerin doluluk oranının kabul edilebilir oranın çok altına inmesidir.
Vurgulandığı gibi, İran savaşının yarattığı dış dinamik etkisini göstermeye başlasa da, sorunun temel kaynağı ülkede izlenen ve piyasayı kaldıramayacak şekilde pahalı yapan ekonomi politikalarıdır.
Yanlış ekonomi politikaları olumsuz dış dinamiklerle birleşince ivme kazanıp turizmi de sarmalına almıştır.
Aslında, turizmde çalışan kişilerin yüzde 80’e yakınının KKTC vatandaşı olmaması nedeniyle, yerel halkın çoğunluğunun algısında turizmin önemi hak ettiği konumda değildir.
Bununla birlikte turizm, dış ödemeler dengesindeki açığı kapatmaktan başlayan, piyasanın pek çok sektörünün yaşamasına katkı sağlayan, gerçek anlamda bir lokomotif işlevindedir.
O nedenle, iki kıdemli ismin SOS çağrıları dikkate alınması gereken, ülke ekonomisinin geleceğini etkileyebilecek çok ciddi çağrılardır.
Ne var ki, iki ismin de hükumeti çok fazla rencide etmeme motifiyle, hükumeti kriz masası oluşturmaya davet etmesi fazla naif bir çağrıdır.
Çünkü soruna neden olanların onları çözebileceğini ummak fazla iyimser olmayı gerektirir.
Nitekim Çağıner krizi konuşacak bir hükumet olmadığını da söylemeden duramamıştır.
Ama tabii ülkenin asıl trajik gerçeği, konuyu konuşacak ve çözebilecek siyaset erbabının mevcut siyaset sahnesinde hiç olmamasıdır.
