Seçim sath-ı mailine girildiğinde hükümetlerin seçmeni memnun edip oy devşirmeye çalışması bir ölçüde anlaşılırdır.

Gelişmiş demokrasilerde bağımsız kurum ve kurulların hükümetleri dizginleyip bunu çok sınırlı ölçüde uygulattığı bilinir.

Ya da gelecek seçimleri değil de gelecek kuşakları düşünen devlet yöneticilerinin varlığı, seçmen memnuniyeti için kamu kaynaklarının pervasızca kullanılmasını engeller.

Dünkü gazetelerde yayımlanan, Bankalar Birliği Başkanı Olgun Önal'ın yaptığı açıklama, aslında dönemin son toplantısını yapan Cumhuriyet Meclisi'ne bu doğrultuda hareket etmesi, kamu kaynaklarını pervasızca kullanmaması için yaptığı bir hatırlatmaydı.

Önal, mesleki uzmanlığının da verdiği yetkinlikle mali disiplin içinde hareket edilmesini, gelirleri artırmak için arayışlar sürdürülürken cari harcamalarda yapılacak kontrolsüz artışın gelecekte büyük yük olarak toplumun sırtındaki borç kamburunu ağırlaştıracağını vurguladı.

Ne var ki dünkü son Meclis oturumunda alınan kararlar, Önal'ın haklı hatırlatmasının dikkate alınmadığını gösterdi.

Zaten son 15-20 gündür bu doğrultuda atılan popülist adımlara yenileri eklenerek seçim ekonomisi tam gaz uygulandı.

Ne var ki bu tür uygulamaların seçmeni ne kadar etkileyip oy devşirmeye yaradığı aslında çok tartışmalı bir konudur.

Seçip kolladığınızı düşündüğünüz gruplara mensup bireylerin, mot a mot bir anlayışla yalnızca maddi motiflerle hareket edip oylarını kullandığını düşünmek çok doğru değildir.

Seçmen davranışı başka başka motiflerin kombinasyonunun etkili olduğu, karmaşık görünen ama öyle olmayan örüntülerle belirlenir.